Düşünce, Haberler, Köşe Yazısı

KÖLELİĞE / KULLUĞA ÖVGÜ

0 23

images

Kölelik ve özgürlüğü tarttım ve köleliğin daha kıymetli olduğu kanaatine vardım. Köleliğin huzur, özgürlüğün huzursuzluk getirdiğini gördüm. Öyle sanıyorum ki; her insan dünyada huzur ve emniyet istiyor. Bununla beraber özgürlük istediğini söyleyenler de var. Oysa huzur ve emniyet isteyen köleliği de istemelidir. Kölelik ve huzur eş anlamlı kelimeler değilse de kölelik, huzurun olmazsa olmaz şartıdır.

Özgürlük olumsuz bir tanımla; kişinin efendisinin olmayışıdır. Tanrıya tapınmak da kanunlara uymak da köleliktir. Eşyaya kölelik ise en halis köleliktir. Gerçek özgürlük, hareketin özgürlüğü değil bilinç ve iradenin özgürlüğüdür. Bir köleyi özgür bırakabilirsiniz, o efendisini efendi olarak da yadsıyabilir ancak onun zihnini köleliğin zincirlerinden kurtaramazsınız. Efendisiz bir köle hayatın engebeli yollarında oradan oraya savrulur.

Efendisi olmayan insan kendi kararlarını kendisi vermek zorundadır, tüm sorumluluğu kendi boynuna asmıştır. Kendi değerlerini kendisi bulmak zorundadır ve onun diğer insanlarla müşterek değerleri yoktur. Ne bir din ne bir milliyet ne bir fikir… Özgürlüğün zorunlu sonucu yalnızlıktır. Özgürlük huzursuzluktur. Değerli bir huzursuzluk mu yoksa sefil bir rahatlık mı? Çoğu özgürlük taraftarı sefilliği tercih edecektir.

Rousseau, Toplum Sözleşmesi kitabında insanın zincirlerle dünyaya gelip yaşadığını söylemişti, yani insan köle olarak doğar ve yaşar demekteydi. İnsan tercih hakkı olmaksızın bir ailenin ve toplumun içinde/içine doğar, bu ikisi de birer zincirdir. İnsan inançlarını, düşüncelerinin temellerini, dilini, karakterini çevresinden alır. Dindar bir ailenin çocuğunun kullandığı dil ve sahip olduğu inançlar, dünyevi bir ailenin çocuğununkinden farklı olacaktır. Birinin inandığına diğeri sövebilir. Birisi masallara inanır, öteki onları inkâr eder ve bunların arasında bir çatışma olur. Birbirlerinin boğazına yapışırlar, birbirlerinden nefret ederler. Köle olarak doğmak bir zorunluluk… İkisi de küçücük çocukken aileleri tarafından işlendiler. Köle olarak yaşamaya devam etmek zorunda değillerdi fakat onlar da pek çoğu gibi sefil huzuru tercih ettiler. Eğer kendi inançlarını kendileri belirleseydi, yüksek olasılıkla aralarında bu denli lüzumsuz bir çatışma yaşanmazdı. Toplum da ferdi zincirler. Bir millet ki evladını ezildiklerine, üzerlerinde oyun oynandığına, esasen en üstün millet olduklarına inandırmıştır. Milletlerin çocukları gerekçesiz olarak birbirinden nefret eder. Keza partilerin ve diğer toplumsal örgütlerin mensupları da aynı derecede sapık bir nefretin kölesidir.

İnsanın kendi ekonomik çıkarı için verdiği kavga, bu saçma düşmanlıklardan daha lahutidir fakat bunu başkasının benliğine, toplumsal putlara tapanlara anlatamazsınız. İnsan başkasındansa kendi nefsine köle olmalıdır. Derdim muhalefet etmek için muhalefet etmek değildir. İnsanlarla aynı doğruları paylaşmak kötü bir şey değildir ancak salt o doğruları pek çok insan doğru kabul ediyor diye doğru kabul etmek sefalettir. Aile, toplum ya da bir başkası önüne bir iddia attığında insana yakışan onun doğruluğunu araştırmaktır. Kendisi o iddia hakkında bir kanaate varırsa ne âlâ! Ancak insanların çoğunluğu bu külfete katlanacak cesarete sahip değildir. Ben de onlardan biriyim, önüme konan iddia haklı bile olsa tereddütsüz onu reddederim, tembelim zira. Camus bu hususu enfes bir şekilde dile getirmiştir: “Engizisyon sorgucu yaşlı ve yorgundur, bilgisi acıdır çünkü. İnsanların korkak olmaktan çok, tembel olduklarını, iyi ile kötüyü ayırt etme özgürlüğüne rahatı ve ölümü yeğ tuttuklarını bilir.” (Albert Camus, Başkaldıran İnsan, s.80)

Efendisi olan insanın her eyleminden efendiyi sorumlu tutmak mümkündür. Çünkü köle tek başına bir karar verip “Şunu da şöyle yapayım” diyemez. Bir karar verip sorumluluğunu almak ciddi bir çaba ve cesaret ister. İnsanların çoğu rahatını bozmak istemez. Özgürlüğünden feragat karşılığında huzur alabileceğini bilir. Efendinin gölgesinde yaşamak kolaydır. Efendi, bilgedir, öngörülüdür, akıllıdır, merhametlidir, şefkatlidir, cesurdur, dürüsttür; kısaca tüm tanrısal özellikleri kendisinde toplamıştır. Bir sorun varsa o çözer, bir hata varsa o düzeltir; o ise asla hata yapmaz. Bu efendi bir puttur ki bazen peygamber olarak, bazen mehdi olarak, bazen lider olarak ama her zaman kendisine tapan bir ruh hastası olarak ortaya çıkar.


İlgili Yazılar

Bir Cevap Yazın

Son Yorumlar

    İlkelerimiz

    Sitemiz, zararlı içerikler barındırmamaktadır. Sitemiz, üyelik sistemi içermemektedir. Yapılan yorumlarda sitemizde haber ve yazılarla ilgili yapılan yorumlarda tehdit veya küfür içeren, üçüncü kişiler ile ilgili rahatsız edici din,dil,ırk,cinsiyet ayrımına yönelik ve Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı ifadeler ve materyaller kullanılamaz.Aksi takdirde sitemiz gerekli yasal işlemleri başlatma hakkını saklı tutar. Doğabilecek yasal sorumluluklardan sitemiz sorumlu tutulamaz. Sitemiz , ”Basın Meslek İlkeleri” ne bağlı kalacağına söz vermiştir.

    Haberdar Olun

    Sitemiz ile alakalı güncel kalmak, sitemize ait tüm bildirilerden haberdar olmak için mail listesine abone olun.

    Üye olun, ve yenilikleri kaçırmayın...