Düşünce, Haberler, Köşe Yazısı

GAFLETE ÖVGÜ

0 56

gaflet

Tereddütsüz itiraf edebilirim: Ben gafil bir insanım. İster aklımla alay edin ister gurursuzlukla suçlayın; ben gafil olmaktan onur duyuyorum. Hiçbir savunma ihtiyacı duymadan “Gaflete Övgü” başlıklı bu yazıyı yazdım. Bu yazı bir bütün olarak ortaya çıkmadı; zaman zaman yazdığım paragrafları birleştirdim. Umarım, tüm gafiller bir gün Uçmağ’da bir araya gelebiliriz. Uyanıkları ise Tanrı cehenneminde bir araya toplayacak, sanırım.

1

Az biraz gaflet iyidir. En çok, gafleti yerenlerden sakınmak gerekir. Sevgi ve güven kelimeleri nezdinizde kıymet taşıyorsa, kuşkusuz, gafilsiniz. Sevginin peygamberi Erich Fromm’un tüm kavgası uyanıklara karşı olmuştu. “İnsan seven bir hayvandır” demişti. İnsanın hayvandan farkı körkütük sevebilmesi demeye mi getiriyordu? Birbirimizi sevmekten korkar olduk, gafil sayılmaktan korktuğumuzdan. Herkes makyajlı, maskeli; hiçbir sevgi sözcüğü gerçek değil -menfaat, şehvet ve gurur. Kandırılma ihtimali olsa da sevmelidir insan. Her şey kötü olamaz. Umut kaybedilmemelidir.

2

İnsan hep gerçeği görmeye çalışmamalı kimi zaman da görüntüyle yetinmesini bilmelidir. Bazı uyanıklar “İnsanlar öze değil kabuğa önem veriyorlar” deyip insanları ayıplarlar. Her şeyin farkında olmak iyi bir şey değildir. Farkında olsaydık, yeryüzünde Pandora’nın kutusundan saçılan kötülükler geziniyorken sevgiden pırlantalar aramaya yetecek tahammülü bulamazdık. Gözleriniz mikroskop olsaydı suyu gözlerinizi kapatmadan içemezdiniz, yemek yiyemezdiniz -tahammül edemezdiniz. Her üzüntüyü derinlemesine yaşayıp herkesin acısına iştirak edecek olursanız yaşayamazsınız. Gaflet iyidir.

3

Horatius, “Yerinde saçmalamak tatlı bir şeydir,” demiştir. (Erasmus, Deliliğe Övgü) Saçmalıklar olmasa, kendisi saçma olan bu hayatı yaşamamız nasıl beklenebilir? Hayat, saçmalıklarla güzeldir. İnsan her an uyanık olsa, gaflete dalmasa; her an gerçeklik üzerinde bulunsa, saçmalamasa bu hayat çekilmez olur. Gaflete dalmasa bir lokma bile yiyemez. Saçmalamasa gerçeklerin bunaltıcılığı içerisinde kahrolup gider. (Bir başka yazım: Saçmalamak.)

4

Biz insanlar, şükürler olsun ki, görme özürlüyüz. Bir şey yüzeysel olarak gözümüze güzel göründü mü kötü yanlarını göremeyiz. Başta derinlemesine bakmaktan imtina ederiz. Hoşumuza giden şeyin doğru olduğunu sanırız. Bir de aşk denen sarhoşluğa tutulduk mu hepten kör oluruz. İki şeyin ayırdına varamayız. Her kıyasımız hatalıdır. Ya saf doğruları görseydik; tahammül edebilir miydik yaşamaya? Kendimizi dışarıdan görebilseydik kendimize dahi tahammül edemezdik. Körlüğümüzüniyi yanları var. Ancak bunun bize zarar verdiği de bir gerçek değil mi? Hiçbir şey hayallerindeki gibi değil. Bukowski kaldırımların ne kadar sert olduğunu iyi bilir. Gerçeklere karşı hayallerimizle savaşabiliriz. Yaşasın körkütük gafletimiz!

5

Gaflet ne demek? “Unutkanlık”, dikkatsizlik, önemsememe, dalgınlık, uyuklama… Gaflet tam olarak unutkanlık değilse de gafletin en esaslı sebebi unutkanlıktır. Dolayısıyla gaflet için söylenmiş her söz unutkanlık için de söylenmiş demektir. Bu kelimelerin olumsuz, aşağılık, kötü bir havası var. Çünkü insanlar düpedüz cahil, hem de vahşi bir cahillik bu! Kelimelere hak ettikleri değeri veremiyorlar. Gaflet ne kadar naif bir duygudur, bir lütuftur oysa. Yüce Yaratıcı bize yaşamı bahşetti ve bizi yaşamak için gerekli özelliklerle donattı. Bunlardan biri de unutmaktır. Hangi hokkabaz söyledi bilmiyorum ama “Hafıza-i beşer nisyan ile malûldür,” denmiş. Unutmayı bir kusur olarak görmek Yaratıcıya küfürdür.

6

Bana bir şey öğretin ki erdemli olayım desem “Affedici ol” dersiniz ama öte yandan gafleti yerersiniz. Bu ahlaksızca bir çelişki değil mi? Affetmek güzel hasletlerden biri, unutmazsak affetmiş olur muyuz peki? Zihnimizin bir yanı hep sancı çeker, unutmazsak. Affetmek bir tören olur o zaman, içtenliği olmaz. Hırslarımızı ardımızda bırakamazdık, kötü alışkanlıklarımızı terk edemezdik; unutmak olmasaydı. Gaflet, gereksiz yüklerden kurtulmaktır.

7

Unutkan olmasaydık her yanımıza acıdan bıçaklar saplanırdı. Hayatımız boyunca çokça aptalca şeyler yaparız, en zekilerimiz bile… Utanılacak yüzlerce anımız var, komik durumlara düştüğümüz ergenlik yıllarımız var, dayanılmaz acılarımız var, şahit olduğumuz trajediler var. Unutkan olmasaydık bunca yükü çekemezdik.

Kaderi, insana neler yaşatmıyor ki! Cinsel tacize maruz kalan bir çocuk düşünün, unutamasaydı şayet, yaşayabilir miydi insanca? Savaştan kaçan bir insan düşünün, ardında bıraktıklarını unutamasaydı şayet… Sevdiklerimizi yalnızca toprağa gömmeyiz, onları unutarak da gömeriz, -bu kötü bir şey değil, sevdiklerimizle gömülmeyi istemeyiz. Yüzlerce trajik hikâye bildiğinizden eminim. Şimdi bir daha düşünün, unutmak iyi mi değil mi; kusur mu kemâl mi?

8

Gafletin en büyük düşmanları sömürgeciler ve dincilerdir. Nefret ateşine odun taşıyan zalimler insanların öfkelerini canlı tutmak için onlara hikâyeler anlatır, hatıralarını tazeler. 1000 yıllık ezeli düşmanlık… Bunların kan davası dolayısıyla insanlık üçüncü milenyumu göremeyebilir. Onlar, hiçbir şey üretmeksizin, insanların kanı üzerinden servet biriktirsinler, insanların emeğine çökerek safa sürsünler. İşte uyanıklık!

9

Uyanık: kurnaz, müteyakkız…Eğer insan sürekli uyanıklık halinde bulunsaydı… Yeryüzünde bu kadar mazlum insan varken, onların acılarına iştirak etmeden nasıl yemek yiyebilirdi? Bir lokmacık olsun yiyemezdi! Yeryüzünde köleler varken nasıl özgürlüğün tadını çıkarırdı? Gafil olmasaydık nefes bile alamazdık.

Müminlerin bir dakika beklemeksizin tanrılarına kavuşması gerekirdi. Hesap, cehennem… Bunlar varken, insan nasıl haz alır hayattan? Ölüme rağmen evlenmek ve çocuk sahibi olmak gaflet değil mi? Oysa müminler kendilerini ve dostlarını kandırıyorlar; gaflete düşmanlık beslerken.

10

                                Ademoğlu’nun Feryadı

Aylarca onu bekledim, çocuğum ölü doğdu, eşim onu doğururken öldü. Medeni kanun kişilik tanımadı yavruma, bir ismi bile olmadı, kendisine miras hakkı tanınmadı. Din cenazesine insan-dışı ceset muamelesi yaptı, cenaze namazı kıldırmadı. İnsan yerine konmadı, insan yavrusuydu oysa. İsyan ettim, Tanrı beni lanetledi ve bana unutmayı yasakladı. Her gün acımı daha derin hissediyordum. Bitkin bir haldeydim. Yürüyen bir cenazeydim. Hafızam beni öldürmeye teşebbüsten yüce mahkemede sanık olarak yargılandı. Tanrı, bu böyle gitmez dedi ve hafızamı unutmakla ödüllendirdi. (Tanrı hem lanetler hem merhamet ederdi, çelişkiler yumağıydı o, kendisinin yargıcıydı.) İşte şimdi yeniden canlı bir varlığım, bir ailem var, iki oğlum oldu birinin adını Bilge koydum. İnsan gibi yaşıyorum, unutmak sayesinde. Her duamda şükrediyorum Tanrı’ya, benim payıma unutmayı nasip ettiği için.


İlgili Yazılar

Bir Cevap Yazın

Son Yorumlar

    İlkelerimiz

    Sitemiz, zararlı içerikler barındırmamaktadır. Sitemiz, üyelik sistemi içermemektedir. Yapılan yorumlarda sitemizde haber ve yazılarla ilgili yapılan yorumlarda tehdit veya küfür içeren, üçüncü kişiler ile ilgili rahatsız edici din,dil,ırk,cinsiyet ayrımına yönelik ve Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı ifadeler ve materyaller kullanılamaz.Aksi takdirde sitemiz gerekli yasal işlemleri başlatma hakkını saklı tutar. Doğabilecek yasal sorumluluklardan sitemiz sorumlu tutulamaz. Sitemiz , ”Basın Meslek İlkeleri” ne bağlı kalacağına söz vermiştir.

    Haberdar Olun

    Sitemiz ile alakalı güncel kalmak, sitemize ait tüm bildirilerden haberdar olmak için mail listesine abone olun.

    Üye olun, ve yenilikleri kaçırmayın...