Düşünce, Haberler, Köşe Yazısı

İNTİHAR

0 149

WigOe6_TSk2FHQ2CBjmzlg

Hiç intihar üzerine düşündünüz mü? Eminim ki intihar etmeyi istemişsinizdir; intihar olgusu üzerine düşünüp düşünmediğinizi soruyorum. Hep aynı maval okunmuştur. İntihar kötüdür, korkaklıktır, sorumsuzluktur ve saire, ve saire… Bir kere can bu kadar tatlı iken intihar nasıl korkaklık olabilir? İntihar her zaman müthiş bir şey gibi gelmiştir bana. Bu hayata kendi isteğinizle girmediniz ama kendi isteğinizle çıkabilirsiniz. Oldukça ihtişamlı… Yaşamak bir tesadüfler zinciridir. Tesadüfen dünyaya geldiniz, tesadüfen yaşıyorsunuz. Başınıza taş yağabilir, deprem olabilir, bir çukura düşebilirsiniz, kaza kurşununun son kurbanı olabilirsiniz, trafik canavarının son adağı… Diğerlerinden bahsetmiyorum bile. Ölmeniz için binlerce sebep var, yaşamanız için birkaç… Tesadüfen yaşadığınız hayatta bir acayip ölüm de sizi bulabilir, ihtişamlı bir sona da karar verebilirsiniz. Yine de siz sorumsuzluk yapmayın. Bu kısa girizgâhtan sonra başlayalım.

Hemen her eserinde intihara değinen Fransız yazar ve düşünür Albert Camus,Sisifos Efsanesi kitabında “hayatın yaşanmaya değip değmediği” konusunda bir yargıya varılmasının felsefenin en temel konusu olduğunu söylemiştir. Gerçekten de insanın sorgulaması gereken ilk şey yaşayıp yaşamamak gerektiğidir. Çünkü eğer hayat yaşanmaya değmezse diğer hiçbir konunun; en basitinden ahlakın, hukukun anlamı kalmaz. Albert Camus, kitapta önce “Bu hayat saçmadır ve yaşama zahmetine değmez,” yargısına varmıştır. Saçma felsefesinin doğası gereği son yargı olarak da “Ama yine de yaşamalıyız” değerlendirmesini yapmıştır. Kitabın sonunda ise mitolojiden bir örnek vermiştir: “Tanrılar Sisifos’u bir kayayı durmamacasına bir dağın tepesine kadar yuvarlayıp çıkarmaya mahkûm etmişlerdi; Sisifos kayayı tepeye kadar getirecek, kaya tepeye gelince kendi ağırlığıyla yeniden aşağı düşecekti hep. Yararsız ve umutsuz çabadan daha korkunç bir ceza olmadığını düşünmüşlerdi, o kadar haksız da sayılmazlardı.” Camus, hayat ne kadar saçma da olsa yaşanmalı demeye getiriyordu. Sisifos’un faydasız ve umutsuz çabası gibi… Yaşamalı mı intihar mı etmeli?

İntihar göz ardı edilemeyecek bir meseledir; hukuk, ahlak, din, felsefe, sosyoloji, psikoloji, edebiyat gibi pek çok şeyin konusu olmuştur. Hayatî bir mesele desek ancak bu kadar olur. Romalı düşünür ve devlet adamı Seneca, ölümü ciddiye almadığını söylemiştir, ömrü boyunca ölümün hiçe sayılması gerektiğini savunup intiharı övmüştür. Ölüm, bu hayatın bir parçasıdır. Ölüm, kimine göre bir başka hayata geçiştir, kimine göre varoluştan önceki yokluğa geçiştir, yani mutlak sondur. Seneca da ya ölümü bir son olarak görmesi ya da ölümden sonraki hayat hakkındaki görüşleri sebebiyle onu ciddiye almamıştır. Nitekim bir şiirinde, “Quaerisquojaceas post obitumloco? Quononnatajacent. / Ölünce nereye mi gideceksin? Doğmayanların yanına,” demiştir. (Montaigne, Denemeler) Şiir okuduğumdan değil; Montaigne’den aşırdım. Seneca’ya dönelim. Seneca, kendisi hakkında verilen ölüm cezasından sonra bileklerini keserek (cezası bu) intihar etmiştir. Bu intiharın ne kadar şerefli olduğu ise tartışılır. Ölüm cezasına çarptırılmadan önce aklın neredeydi moruk?

İntihar iki şekilde ortaya çıkabilir: Birincisi zihinde bir muhakeme yapılarak bu hayatın yaşamaya değmediğinin kabul edilmesi neticesinde şerefli bir ölüm olabilir, ikincisi ise böyle bir muhakeme süreci olmaksızın başvurulan bir sefalet, bir kaçıştır. Birincisinin örneğine nadir olarak rastlanır. İkincisine dair örnekler pek çok kez gazetelerin ve haber programlarının malzemesi olarak karşımıza çıkar. Kendi eylemlerinin sonuçlarına katlanamayacak kadar sorumsuz ve ahlaksız insanların intiharıdır bu.

Irvin D. Yalom’un psikolojik romanı Nietzsche Ağladığında’da şu sahne yaşanır: Dr. Breuer, ümitsizliğe kapılan Nietzsche’yi “hayatı veya en azından onun hayatının yaşanmaya değer olduğuna ikna etmesi” yoluyla ümitsizlikten kurtarması teklifini alır. Kitabın temel konusu ümitsizliktir. Sebebi her ne olursa olsun ümitsizlik hayatın tadını kaçıran bir şeydir. Solunan nefes, yenen yemek tadını yitirir, acı vermeye başlar; fikir yürütmek, sanat üretmek anlamsızlaşır. Ümitsizlikle beraber bütün değerler de yok olur. Değersiz ve ruhsuz bir hayat bir noktadan sonra tahammül edilemez hale gelebilir. En mutlu anında insan hayatın anlamsızlığının farkına varır. Yaşama gayesini, nereden gelip nereye gittiğini sorgulamaya başlar, yaptıklarının anlam ve gayesi üzerinde düşünür, bir boşluğa düşer. Bu durumda tek kaçış ya da çıkış intihar olacaktır.

İntihar, herkesin gündemini işgal edebilecek bir konu değildir. Ekmeğinin peşinde olan, eşi ve çocuğu olan bir insan ne kadar bunalsa da, eğer sorumluluk sahibiyse, intiharı düşünmeyecektir. Aslında bir kimsenin yaşama amacı ortadan kalkmışsa onu ne işi ne ailesi intihardan alıkoyabilir. İşi olan bir insanı ele alalım. Bir kere çalışmak onu düşünmekten alıkoyacaktır. Uzuvları koordine eden, bir konu üzerine yoğunlaşmış beyin intihara zaman ayıramayacaktır. İş sahibi olmuşsa daha en başından bir düzen içinde yaşamayı kabul etmiş demektir. Yaşamayı düşünmese iş sahibi olmazdı. Eş ve çocuk sahibi bir insan içinse değil intihar, ölümün kendisi doğal olarak bile korkunç bir fikirdir. İnsan gerçekten garip bir varlık. Aile efradını düşünmekten kendi yaşamını sorgulamaya vakit bulamayan insanın intiharı gündemine alması mümkün ve caiz değildir.

Geriye yeterince boş vakti olanlar kalıyor. İnsanın, hayatı yaşamaya değer görmesi için bir sebebe ihtiyacı vardır. Eğer insanın yaşamak için bir sebebi varsa aynı şekilde ölmek için de bir sebebi vardır demiş Camus. Yaşama sebebi bir şeye ulaşmaksa onu elde ettiğinde o sebep ortadan kalkar. Zengin bir adamın intiharıyla ilgili meşhur bir hikâye vardır. Muhtemelen uydurma; ama güzel. İntihar notuna şunları yazmıştır: “İstediğim her şeyi yaptım, şimdi yapacak bir şey bulamıyorum. Onun için hayatıma son veriyorum.” Makûl… Her muvaffakiyetten sonra başka bir ülkü edinmeli insan.

 


İlgili Yazılar

Bir Cevap Yazın

Son Yorumlar

    İlkelerimiz

    Sitemiz, zararlı içerikler barındırmamaktadır. Sitemiz, üyelik sistemi içermemektedir. Yapılan yorumlarda sitemizde haber ve yazılarla ilgili yapılan yorumlarda tehdit veya küfür içeren, üçüncü kişiler ile ilgili rahatsız edici din,dil,ırk,cinsiyet ayrımına yönelik ve Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı ifadeler ve materyaller kullanılamaz.Aksi takdirde sitemiz gerekli yasal işlemleri başlatma hakkını saklı tutar. Doğabilecek yasal sorumluluklardan sitemiz sorumlu tutulamaz. Sitemiz , ”Basın Meslek İlkeleri” ne bağlı kalacağına söz vermiştir.

    Haberdar Olun

    Sitemiz ile alakalı güncel kalmak, sitemize ait tüm bildirilerden haberdar olmak için mail listesine abone olun.

    Üye olun, ve yenilikleri kaçırmayın...