Haberler, Köşe Yazısı, Sinema

BEN, DANİEL BLAKE

0 86

 

3792

                                                                       “Ben vatandaşım ve yalnızca hakkım olanı istiyorum; ne eksik, ne fazla!”

Film, 2016 yılında vizyona girmiş İngiltere-Fransa yapımı bir dram. Filmin senaryosu Paul Laverty’ye ait; yönetmen ise Ken Loach. Oyuncular: Dave Johns, Hayley Squires, Colin Coombs, Micky McGregor.

Daniel Blake, 60 yaşlarında çalışmayı seven bir marangoz ustasıdır. Kalp krizi geçirince doktorları tarafından çalışmaması önerilir. Sosyal devlet gereği malulen emekli olup, emekli maaşı bağlanması için sosyal güvenlik kurumuna başvurur. Doktor raporunun yanında uzman görüşü de istenir. Uzman, Daniel Blake’nin emekliliği konusunda olumsuz rapor verir.

İşsiz kalan Daniel Blake, reddedilen emekliliğine itiraz edecektir ama bu işin çok uzayacağını öğrenir. Bu yüzden “İşsizlik Fonu”na başvurur. Daniel Blake, marangoz ustasıdır ama bilgisayara yabancıdır; başvuruların internet üzerinden yapılması onu sıkıntıya sokar. İş aradığını belgelemesi istenir. Sosyal sistemin kurumları insanları canından bezdiren vahşi canavara dönüşmüştür. Bürokrasi dişini gösterince çoğu insan geri çekilir. Ama o kadar onur kırıcı davranışa rağmen Daniel Blake’nin pes etmeye niyeti yoktur.

Daniel Blake’nin hikâyesine eklenen yan hikâyeler bir kilimin desenleri gibi abartılmadan ustaca yerleştirilmiştir filme.

Daniel Blake, hastalığında baktığı eşini hayırla yâd etmektedir. Çocuğu olmayan Daniel Blake, eşini kaybedince yapayalnız kalmıştır. Hayata işiyle tutunmaya çalışmış, ama geçirdiği kalp krizi işini de yapmasına engel olmuştur.

i_daniel_blake2_h_2016

Daniel Blake’nin çalıştığı işten memnun olmayan genç komşusu vardır. Zengin olma hayaliyle bazı girişimlerde de bulunmaktadır. Çin’den ayakkabı getirterek sokakta gençlere satmaktadır. Daniel Blake, işsiz ve teknoloji özürlü biridir. Genç komşusu ise ta Çin ile ticaret bağlantısı kurabiliyor. Nesiller arasındaki farkı ve iş hayatının değişebildiğini görebiliyoruz.

Bürokrasiyle mücadelesi esnasında tanıştığı Katie, Daniel Blake’nin adalet yürüyüşüne eşlik eder. İki çocuğuyla Londra’dan Newcastle’e gelmek zorunda kalan, Daniel Blake ile yolları kesişen, çocuklarının iki ayrı babası tarafından da terk edilen işsiz, gariban iki çocuklu dul bir kadın olan Katie, hayata tutunmak için büyük bir çaba sarf etmektedir.

Cannes Film Festivalinde “Altın Palmiye” ödülünü kazanan film, yapaylıktan uzak durmaya çalışmış ama Daniel Blake’nin rolüyle kusursuzluğu öne çıkararak hikâyeye masal öğeleri katmıştır.

Film, seyirciyi içine çekerek olayın bir parçası haline getirmiştir. Seyirci filmde görünmese de hep Daniel Blake ile beraber dolaşmaktadır. Sahte hayatlar filmin içinde ete kemiğe bürünerek var olmuş, kendini gerçekleştirmiştir.

Yalan üzerine bina edilen bürokrasinin her türlü baskısı Daniel Blake’nin karşısında işe yaramıyor. Daniel Blake direniyor, pes etmiyor başarılı olmasa da. Filmin konusu İngiltere’de geçiyor ama sorun dünyanın sorunudur.

Dünyada çalışan kesim yalnız bırakılmıştır. Kapitalizmin öğütücü değirmeni önce dar gelirliyi, işçiyi, memuru eziyor ama yok etmiyor. Çünkü ürettiği malları alacak birilerine ihtiyacı var. Pazar olduğun müddetçe ölmezsin. 

Daniel Blake’nin etrafında şeytanlaşan bir çark dönmektedir. Memurlar kaba, merhametsiz, yalancı, ikiyüzlüdür. Geçmişin zalim diktatörleri yerine devletlerin bürokrasileri geçmiştir. Devlet baş edilemeyen bir güçtür ve daima haklıdır.

Sokak sessiz, kimsesiz, ezik gençlerle doludur. Cesaretsiz halk duvara yazı yazan cesur Daniel Blake’yi alkışlayabilmektedir.

Toplumla arasına kalın duvarlar ören devlet, gücünü her yerde sert bir şekilde göstermektedir. Daniel Blake’nin yaptığı şey köhne bürokrasiye karşı bir duruştur, başkaldırıdır, isyandır.

Sanayi ile birlikte sermaye çarklarının öğütemediği değer kalmadı; her şeyi un-ufak etti kapitalist sistem. Sokaktaki insan bu siteme yenildi.

Adam ihtiyaçlarını karşılamak için eşyalarını satıyor. Adam yardımsever, her şeyini paylaşıyor. Kitaplık yapıyor, tahtayı oyarak süs balıkları yapıyor. Çocukları soğuk evde battaniye ile ısıtmaya çalışıyor. Ve dört mumun ısıttığı evde dört kocaman yürek hayata meydan okuyor.

I-Daniel-Blake-Film-Still

Çocukları için çalan kadın suçsuzdur. Hırsız olanlar biriktirenlerdir, sermaye sahipleridir, insanları yoksullaştırıp sömürenlerdir.

Kapitalizm her şeyi yutan bir canavar haline dönüşüyor. Nüfus artışıyla birlikte ihtiyaçlar çoğalıyor, kaynaklar azaldıkça da sosyal devlet olgusu zayıflıyor. Devlet emeklilik yaşını yukarıya çekiyor, maaşları düşürüyor, “hasta da olmasan iyi edersin” diyor.

Ezildikçe ötekileştiriliyor insan, ötekileştirildikçe de eziliyor. Daniel Blake bu kaderi kabullenmediği için direnmek, mücadele etmek istiyor. “Benim bir adım var, ben bir insanım” diye bağıran Daniel Blake, bürokrasiye, devlete, topluma sesleniyor. “Biz de varız, biz de yaşamak istiyoruz, bizi de görün” diye haykırıyor. “Ezilmeden, eğilmeden, yalvarmadan onurumuzla yaşamak istiyoruz, biz de insanız” diye bağırıyor.

Samimi, sade içten oyunculuklar filmi alıp götürmüş. Filmi, Daniel Blake ve Katie sürüklemiş. Boşluk yok, tempo düşmüyor. Çocuklar da rollerinin hakkını vermiş.

Filmde bariz bir ajitasyon var. Daniel Blake, toplumdan izale edilerek idealize edilmiş. Yardım almaya gittiklerinde Katie’nin konserve kutusunu açarak avuçlayıp yemesi, açım demesi ajitasyon sınırını bayağı aşmış. Biraz gerçekçilikten uzaklaşılan filme Katie’nin çocukları üzerinden de duygu katılmış.

i-daniel-blake-2

İnsan aklının geliştiği, teknolojik gelişmelerin doruğa ulaştığı bir çağda tam da medeniyetin göbeğinde korumasız, yoksul insanların bir böcek gibi ezilmeye terk edildiğini ibretle görmekteyiz. Zalimleşen devlet bürokrasisi insanı ezip yok etmektedir; Darwin’den Nietzsche’ye selam gönderir gibi. Güçsüz isen yok olmaya mahkûmsun. İnsanlar sosyal seleksiyona tabi tutuluyor.

Çağımızda devleşen bu canavara başkaldırmak cesaret ister. Daniel Blake bir duruştur, bir sestir bu anlamda. Bir haykırıştır, bir devrimdir umutsuzca. Belki de Daniel Blake’nin kalbinden rahatsızlığı bu yüzden vurgulanmıştır. “Sistemin karşısında zayıf ve güçsüzsün; onunla baş etmen imkânsız” der gibi.

 

Özgün İrade, Eylül 2017


İlgili Yazılar

Bir Cevap Yazın

Son Yorumlar

    İlkelerimiz

    Sitemiz, zararlı içerikler barındırmamaktadır. Sitemiz, üyelik sistemi içermemektedir. Yapılan yorumlarda sitemizde haber ve yazılarla ilgili yapılan yorumlarda tehdit veya küfür içeren, üçüncü kişiler ile ilgili rahatsız edici din,dil,ırk,cinsiyet ayrımına yönelik ve Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı ifadeler ve materyaller kullanılamaz.Aksi takdirde sitemiz gerekli yasal işlemleri başlatma hakkını saklı tutar. Doğabilecek yasal sorumluluklardan sitemiz sorumlu tutulamaz. Sitemiz , ”Basın Meslek İlkeleri” ne bağlı kalacağına söz vermiştir.

    Haberdar Olun

    Sitemiz ile alakalı güncel kalmak, sitemize ait tüm bildirilerden haberdar olmak için mail listesine abone olun.

    Üye olun, ve yenilikleri kaçırmayın...