Edebiyat, Haberler, Köşe Yazısı, Yazılar

OTOPARK MUHABBETLERİ

0 17

25443035_2097827337112990_2339491927703899601_n

Apartmanın otoparkına küme olmuşlar, aralarında konuşuyorlardı. Bakın bakalım asfaltla rüzgâr, hızla zaman, kilometre ile saniye arasında ilginç söylemler üretenler ne konuşuyor?

İlk söz alan, sahibini andırıyor; burnu havada;

-Benim 7 ileri vitesim 240 beygir gücüm, 500 torkum var.

-Benim rengim benefşi n’olmuuş?

-Ne olmuş benimki de narencî dedi cilveyle bir diğeri.

-Torosları tırmanırken görsen beni.

-Deve gücü tazı hızı ha?

-Toros mu kaldı? Kırkgeçitle dağları delik deşik ettiler, kırk yıllık man bile rahat tırmanıyor artık, hangi devirde yaşıyorsun sen.

-Senin içindeki beygirler ben tozu dumana katarken mahzun bakmıyor mu ardımdan?

-Ne yapalım seni Seçilmiş Bank kredisi alıyor, beni ancak Emekbanktan alabildiler. Bütün aile ekmeğinden keserek artırdı bedelimi.

-Ezik dedi öbürü. O zaman paran kadar konuş?

 

-Benim sahibim cennete layık kelamlar dizer sayfalara. Lakin her gün o semtten bu semte sebze pazarında gezince kelam etmeye gücü mü kalır hevesi mi? Ben ona iştirak etmesem nasıl yaşar insanlar? Neyle geçinir?

-Sen otomobil değil, ekmek teknesisin. Bari edebinle sus otur.

Öteden biri; senin yolcuların lastik sesinden başağrısı çekiyor, dedi

Faşist biri sesi belli belirsiz mırıldandı.

-Şunların havasına bak, sanki yedek parçaları sudan ucuz. Benim her yerde bakkalda bile yedek parçam var, ayrıca ikinci el satışım çok kolay.

-Orta malı gibi diye dalga geçerek söze başladı diğeri.

Tam Türk işi, daha binip zevkle sürmeden, otomobil seyir zevki almadan tamir, ikinci el satışı düşünür seni alan. Üstelik tüplüsün, kıvranışına bakan büyük sanır, gelen yellenme sadece.

-Önce bir motor sesini dinle, kükresin, sonra yolları nasıl inletir, asfaltı nasıl ağlatır, kaç metrede fren izi bırakmadan durabilirsin?

-O da bi şey mi benim akrabalarım var modifiye, eksoz takınca onlar da cayırtılı, senin gibi gürültü yapıyorlar.

 

-Onlarınki çakma, benim güçlü motorum, kabına sığmayan kabarma içinde bağırır. Doğal. Fabrika çıkışlı. Spin atarken hiç görmedin mi?

-Size ya mafya biniyor ya monşerler! Çişini tutamayanlar ile öfkesini tutamayanların hizmetindesin, bununla mı öğüneceksin!

-Şimdi ben varken kimseye söz düşmez dedi elegant biri.

Devlet adamları biner mi size? Çevremi saran eskortlar. Salındıkça otomobil, büyük adamlar taşımalı! Çorap kokusu bir hayat yaşayanlar konuşmasın burada.

 

-Havalarını alırım dedi bir öteki. Sanki bir evin içinde geziniyor güveni veren var mı aranızda.

-Hepiniz susun ben varken dedi böğüren biri.

Ancak beş yüz adet var bizden, ülkenizi ve yolları şereflendiren.

-Lan hanzolar dedi, çekik gözlerini kırpan, biri.

Hepiniz kapitalist uşağısınız. Doğunun, uzak-doğunun iftiharı olan yok ki aranızda.

-Heyecanlanma diye bağırdı öteki. Senden ucuz Hint malları var, hatta Çin malları. Mallığınıza doymayın. Ayağa düşürdünüz statü sağlayan itibarımızı.

-Siz ne yakıyorsunuz dedi. 100 km. de 10 litre mi? Lapacılar sizi!

Amerika mı burası yaktığınla öğünüyorsun. Türkiye’nin her yerinden petrol mü fışkırıyor? İthalatın yüzde kaçı petrole gidiyor biliyor musun?

 

-Heç dedi bir başka akrabası. Biz Nasrettin hocanın eşeği ile yarışıyoruz. Açlıktan ölmek üzere iken çekiyoruz, bir fırt benzini. Her otomobil sahibine benzer diye bir efsane dolaşır dünyada. Bizimkiler kıt-kanaat yaşıyor diye nedir bu horgörünüz?

 

-Lan konuşmayın, sanki John Steinbeck’in kamyonu oldunuz, roman kahramanı olan var mı aranızda?

-Ben varım, dedi sarı manda kılıklı, hırpani biri. İsterseniz Ağaoğlu’na bakın.

-Onunki İngiliz marka değil mi? Benim akrabam, diye böğürdü, böğüren. Neredeyse yaptığı beton evler gibi kalas görünüşlü.

-Ağaoğlu deyince aklınıza Ali gelir değil mi? Adalet’i de var bunun. Yaşlı öksüren, tıksıran hırıltılı sesle konuşuyordu.

-Sen ihtiyar dedi biri. Altını bile tutamıyorsun. Her park ettiğin yere iz bırakıyorsun. Nasihat verme, yol ver! Sellektör yaptırtma şimdi bana.

-Yaralarımdan sızıyor evladım, dedi. Biz feleğin kahrını da lütfunu da görmüşüz.

-Sanki gün gördüğün var da. Her hafta tamirciye giden biz değil, sensin.

-Ben ustanın darbelerine âşık olmuşum. Haftada bir çekiç yemeyince mutlu olamıyorum.

-Sen onu, dingilime anlat. İstersen ABS ASR’me, ADL, EBD, XDS DCC, ACC’me! diye laf çaktı sonradan görmüş yeni nesil biri.

- Alfabeyi yeniden mi öğrenecek seni alan?

 

-Bırakın bunları, neticede dört teker, Beyoğlu’ya kum çeker değil miyiz?

-Bakın bakalım bir gününüz nasıl geçti? Dolu mu yoksa boşa mı gitti? Nereye gitti sahipleriniz? Camiye meyhaneye yoksa kârhaneye!

-Ayıp oluyor dedi biri, çoluk çocuk var aramızda.

-Hemen kötüye çekmeyin, kârhane derken, kazanç için çıktığı yolu, işini anlatıyorum.

-Yeniler böyle dedi, yaşlı biri. Kalantorlar biner amma iltifat aldığını sanır. Sadece metalik boyası sun-roof’uyla övünür? Kültürüyle övünecek değil ya!

-O kadar çok veri yansıyor ki ekranıma, iki dokunmatik ekran küçülüp kenara bile çekiliyor saygıdan, veri dolu üçüncü ekran geliyor sahibimin tam ufkuna. Sizin saygı duyulacak neyiniz var? diye çok bilmiş konuştu bir diğeri.

-Sanki Saint Exupery’nin uçağı senin ön panelin dedi, diğer bir yaşlı.

Tam sahibin gibi konuştun? Ne iş yapar patronun? Müteahhit mi yoksa bir yerde makam-mevkii sahibi mi? Saçı bitmedik yetimin hakkı var sende. Aşiremento çocuğu. Sen napıyorsun, bin bir hesabı taşıyorsun sırtında, sana kurulan tilkilerden kaplan olduğun bile anlaşılmıyor.

 

-Bak dedi yine yaşlı biri. “Motorun her sabah yeniden işlemesi, güneşin doğmasını andıran bir iştir. Çalışır illaki. Söz temsili- yokuşu çıkar insanoğlu, terler; bizim sırtımız terlemez. Onun için bizlerin pahalı olması ile ter, ters orantılıdır.

-Nasıl yani dedi yeni nesil bir arpacı?

Makinenin en cilveli evladı, biz değil miyiz?

 

-Tekniğe, teknolojiye karşıdır insanoğlu. Özellikle dünyanın doğu yakasında oturanlar. Şikâyet eder amma otomobil böyledir, sevilir cenabet!

Geceleri, şoför milletinin rüyalarına kim girer? Tabii ki biz. Bütün doğulular akrabadır. Bu yüzden bize dayanamaz, en lüksünü, hemen bir yenisini edinmeye çalışır. Bizi severken kadın görürler, sürerken erkek!

Bizim hızımızdaki zevki, hangi zifaf gecesinde bulabilir sürücü?

-Hoop hoop dedi biri. Tamam, İslam otomobili yok aramızda ama burası Müslüman Mahallesi. Salyangoz satmayalım. Mecnunun ilk aşk gecesi anlatılamaz ne yazık ki, edebiyatın kanunları, örf ve adetleri buna manidir. Edep yahu!

Hepsi sustu, soğuk bir geceye uykulu uykulu bakarak.


İlgili Yazılar

Bir Cevap Yazın

Son Yorumlar

    İlkelerimiz

    Sitemiz, zararlı içerikler barındırmamaktadır. Sitemiz, üyelik sistemi içermemektedir. Yapılan yorumlarda sitemizde haber ve yazılarla ilgili yapılan yorumlarda tehdit veya küfür içeren, üçüncü kişiler ile ilgili rahatsız edici din,dil,ırk,cinsiyet ayrımına yönelik ve Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı ifadeler ve materyaller kullanılamaz.Aksi takdirde sitemiz gerekli yasal işlemleri başlatma hakkını saklı tutar. Doğabilecek yasal sorumluluklardan sitemiz sorumlu tutulamaz. Sitemiz , ”Basın Meslek İlkeleri” ne bağlı kalacağına söz vermiştir.

    Haberdar Olun

    Sitemiz ile alakalı güncel kalmak, sitemize ait tüm bildirilerden haberdar olmak için mail listesine abone olun.

    Üye olun, ve yenilikleri kaçırmayın...