Düşünce, Haberler, Köşe Yazısı

İNSANLIĞIN GELECEĞİ HAKKINDA ÖNGÖRÜDE BULUNMAK

0 72

620x337

Gerek bireysel ve gerekse toplumsal hadiseleri -konu insan olduğunda- öngörebilmek çok zordur. İnsanların gelecekte nasıl davranacaklarını, toplumun neye evrileceğini kimse tam ve doğru olarak bilemez ama yine de meydana gelenlerden hareketle, meydana gelecekleri tahmin etmeye çalışırız. Nitekim hava tahmin raporları böyledir. Elbette insanların davranışları hava hareketleri gibi değildir. Çünkü insan davranışları özgürdür.

Psikoloji okumalarımdan edindiğim bilgiler bu konuda bana biraz ışık tutuyor. İnsan davranışları hakkındaki bazı temel bilgiler gelecek hakkında öngörüde bulunmakta bize yardımcı oluyor. Mesela Davranışçı psikolojinin temel savı, bütün canlılar için geçerli olan “etki ve tepki” mekanizmasıdır. Etki ne kadar büyükse tepki de o kadar büyük olacaktır. Fakat bu kural çok genel bir bilgidir. Fazla derine inemiyor. İnsanı açıklamakta yetersiz kalıyor.

Daha çok psikanalistleri okudum ve onlardan yararlandım. En yararlandığım psikolog Carl Gustav Jungdur. Onun bireysel ve toplumsal olayları açıklamak için üç temel kuralı vardır ki bunları fiziksel yasalardan çıkardığını söyler. Bunlar şunlardır: 1-Hareketin yönü. Her hareket karşı kutba doğru gider. 2-Hareketin şiddeti. Her hareket giderek enerjisini ve şiddetini kaybeder (Antropi yasası). 3-Bir yerden çekilen enerji başka bir alanda meydana çıkar (Paskal Yasası). Yani kaybolmaz.

Birinci ve ikinci kuralın açıklamasını (hareketin yönü ve şiddetini) kolay anlaşılsın diye bir sarkacın salınımı üzerinden yapabiliriz. Bir güç uygulandığında sarkaç bir uçtan diğer uca gider gelir ve hareket gittikçe zayıflar, yavaşlar. Üçüncü kuralın açılımını yani bastırma sonucu bir noktadan çekilen hareketin başka bir noktada görülmesini (Paskal Kanunu) bireysel ve toplumsal davranışlarda görebiliriz.  Önce birey üzerinden ele alalım. Şöyle ki:

Kişi bir haksızlığa veya hakarete uğradığında eğer onu düzeltmeye gücü yetmiyorsa tepkisini başka bir alana aktarır veya başka bir şeye dönüştürür. Bunlar şekil değiştirmiş çeşitli ruhsal savunmalar ve telafi mekanizmalarıdır. Gerginliğin bu şekilde zayıflatılması veya yok edilmesi lazımdır. Toplumsal planda ise bu, baskılara karşı açıktan yapılamayan tepkilerin yer altına inmesidir. Gerek bireyde ve gerekse toplumsal tepki kaybolmaz ama başka bir şeye dönüşür veya saklanır.

Bu konuyu daha geniş bir zaman ve mekân diliminde, herhangi bir devletin rejimi üzerinde de ele alabiliriz. Bir devletin sistemi veya rejimi gittikçe zayıflar, gücünü yitirir ve karşıtını doğurur.  Karşıtı ona olan bir tepkidir ve onun kendisine karşı yaptığı tepkinin gücü kendisinin evvelki rejime karşı yaptığı tepkiden daha az olacaktır (Sarkacın hareketlerini, gel-gitlerini akılda tutalım). Her hareket doğası gereği evvelkisi kadar bir şiddet ve güç taşımaz.

Bu git-gel’ler gittikçe küçülerek zamanla istikrar ve dengeye kavuşacak, hareket en aza inecektir. Ama dengenin yine bozulması lazımdır. Çünkü hareketsizlik, mutlak denge ve istikrar ölümdür. Ancak ölü bir şeyde çatışmalar ve zıtlıklar olmaz. Her varlık zıttıyla ayakta kalır. Jung’un belirttiği gibi toplumsal hafif çatışmalar ve gerginlikler sağlıklıdır. En tehlikelisi hiçbir hareketin olmamasıdır. Fırtına öncesi sessizlik gibi büyük patlamalar ve alt üst oluşlar yaşanabilir.

İmdi bu salınım olayını daha geniş bir ufuktan beş yüz senelik bir zaman diliminde ele alırsak bir yeni beş yüz yılın başlangıcına yaklaşıyoruz zannımca. İnsanlığın topyekun bugünkü yaşam tarzını terk etmesi ufukta görünüyor. Çünkü tamamen maddi ve dünyevi yaşam tarzı insanı dejenere ediyor. Bunun sonu dağılma ve çürümedir. Belki çürümenin tam sonuna gelinmemiştir ama ona doğru gidiyor. Duvara çarptığı zaman dalga kırılacak, insanlık yeni bir beş yüz yıllık hayata uyanacaktır.

Fizik ve astronomi âlimleri dünyanın ve evrenin de bir ömrünün, kaderinin olduğunu kesin bir dille söylüyorlar. Bütün güneşler ve yıldızlar enerjilerini gittikçe kaybediyor. Antropi son noktaya varınca yani enerji verenle enerji alan yıldızlar mutlak dengeye kavuşunca kâinat ölür. Her şey biter. Hiçbir hareket imkânı kalmaz. Bunun -273 derecede olacağı söyleniyor. Yani her şeyin sonu var. Her şeyin ömrü var. Her şey öldükten sonra ölmeyen yalnız Zat-ı Zülcelal’dır.

4 EKİM 2017

 


İlgili Yazılar

Bir Cevap Yazın

Son Yorumlar

    İlkelerimiz

    Sitemiz, zararlı içerikler barındırmamaktadır. Sitemiz, üyelik sistemi içermemektedir. Yapılan yorumlarda sitemizde haber ve yazılarla ilgili yapılan yorumlarda tehdit veya küfür içeren, üçüncü kişiler ile ilgili rahatsız edici din,dil,ırk,cinsiyet ayrımına yönelik ve Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı ifadeler ve materyaller kullanılamaz.Aksi takdirde sitemiz gerekli yasal işlemleri başlatma hakkını saklı tutar. Doğabilecek yasal sorumluluklardan sitemiz sorumlu tutulamaz. Sitemiz , ”Basın Meslek İlkeleri” ne bağlı kalacağına söz vermiştir.

    Haberdar Olun

    Sitemiz ile alakalı güncel kalmak, sitemize ait tüm bildirilerden haberdar olmak için mail listesine abone olun.

    Üye olun, ve yenilikleri kaçırmayın...