Düşünce, Haberler, Köşe Yazısı, Yazılar

SOYUT VE METAFİZİK DÜŞÜNCENİN GÜVENİLMEZLİĞİ HAKKINDA

0 98

1363898612497-sokrates-300x200

Dış gerçekliği dikkate almayıp düşünceden, zihinden hareket ederse insanın saçma sapan sonuçlara varması olasıdır. Böyleleri soyut düşüncenin kaypak ve kaygan dünyasında kaybolur giderler. Kelimeler ve kavramlar üzerinde oynar, çözümü olmayan paradoksal sözlere sığınırlar. Spekülasyonla (kurgu ile) her şeyin zıddını ispatlamak mümkündür. Mantıkla eşit derecede birbirine zıt şeyleri iddia edebilirsiniz. Bunu antik Yunanda sofistler yapar, en inanılmaz şeyleri ispatlarlardı. Safsata sözcüğü de Sofist isminden çıkmıştır. Çok ciddi bir sofist olan Zenon mesela hareketin olmadığını ispatlamıştır fakat bunun hiçbir değeri yoktur. Ayni şekilde insanın hem özgür olduğu, hem olmadığı ispatlanabilir. Bunlar birer düşüncedir. İşi olmayan insanların işidir, insanları şaşırtmaya çalışmaktır. Ben biliyorum ki belli bir hareket alanım vardır ve belli bir ölçüde özgürüm. Kimse beni bunun aksine inandıramaz. Aksi takdirde ayağımın altından zemin kayar.

Felsefe tarihinin en ciddi filozofları bile çeşitli konularda karşıt görüşleri savunmuşlar. Spinoza örneğin kamusal nedenselliğe (Pan Determinizm) inanır ve özgürlüğü yok sayar, Sartre ise tam manası ile özgürlüğe inanır ve “insan özgürlüğe mahkûmdur” der. İkisi de ayni çıkmaza düşmektedirler. İslam âleminde de Cebriyeciler ve Mutezile ekolü karşıt görüşleri eşit ağırlıkta savunmuştur. Ama gerçek sadece spekülatif (kurgusal) kategoriler içermez. Gerçek çok zengindir. Biz bazı noktalardan özgürüz bazı noktalardan değiliz. Bizim yaşadığımız somut ve gerçek dünya asıldır. Hayalimizde kurduklarımız birer düşüncedir. Düşüncenin sadece bir düşünce olarak elbette gerçekliği vardır. Düşünmek de bir işlevdir. Düşünmeden hakikata ulaşılamaz. Ama salt spekülatif düşüncenin vardığı sonuçların gerçekliği yoktur veya ancak olgularla sınanırsa bir değer kazanır. Mesela ben kendimi kral sanırsam kral olur muyum? Nitekim deliler düşüncelerinin mutlak özgürlüğünde kral, padişah, veli, peygamber, Mesih hatta tanrı oluyorlar.

Diyalektik ve materyalist düşünce taraftarları her şeyin değiştiğini söyler. Canlılarda bir cevher, bir öz kabul etmezler. Bu da ters yönde aşırı gitmek, ayni noktaya varmaktır. Her şey düşünceden ibarettir diyenler de, her şey maddedir diyenler de yanlış yapıyor. Ben ve herkes her an farkında olmasak da değişiyoruz. Bu doğrudur. On sene önceki arkadaşımız bizi görünce tanımıyor. Ama her şeye rağmen bende değişmeyen bir “ben” de vardır. Biz kaba saba bir âlemde yaşıyoruz ve bu kaba saba âlemin ölçülerine göre hareket ediyoruz. Şimdi mesela bir mikroskobun objektifi ile baksak nesneler bize ne kadar değişik görünür. Camın üzerinde engebeli bir arazi görmez miydik? Salt spekülasyonla hiçbir kavram yerinde kalmaz, sallanır ve buharlaşır. Matematikteki temel kavramların bile hiç biri böyle bir mantıksal analize dayanmaz. Temele indiğimizde nokta yoktur, doğru yoktur, düzlem yoktur, paralel yoktur desem bunu spekülasyon olarak mantıken rahatlıkla ispatlarım. Fakat sağduyum bunun saçmalık olduğunu söyler. Bunlar vardır. Olmasa düşünemem, hareket edemem

Riemann geometrisi mesela Öklid geometrisinin tam karşısındadır ve onun kadar doğrudur. Bizim dünyamıza ve yaşantımıza uygun olan ise Öklid geometrisidir. Ama birbirine zıt da olsa bu her iki geometri mantıksal olarak doğrudur. Çünkü mantık en temele indiğinde birbirini çürüten savlara ulaşır. Bu mantık sarmalına kapılanları düşünce ile susturmak asla mümkün değil. Çünkü bu, insanın ateş basınca düşüncesinin çarpılması gibi çarpık bir durumdur. Önce onun bu halinin düzelmesi lazımdır ki sağduyu ile düşünebilsin. Onun zihnini gerçeklerden kopmuş içeriksiz sözcükler işgal etmiştir. Bunlara bir şey söylerseniz battıkça batarlar. Gördüklerinin serap olduğunu anlamaz, sizi inandırmak için diller döker, kırk dereden su getirirler. Bunlar karşısında en iyisi susmaktır. Düşüncenin bu ele avuca sığmazlığını ve tutulmazlığını anladıkları için Zen Budistler öğrencilerine bazı paradokslar ezberletir ve spekülatif düşünceye batmış olanlarla alay ettirirler. Sokrates’in “ben bir şey biliyorum o da hiçbir şey bilmediğimdir” sözü gibi… Hadi gelin bakalım bu sözü çözün. Bir insan nasıl hem biliyor, hem bilmiyor olabilir.


İlgili Yazılar

Bir Cevap Yazın

Son Yorumlar

    İlkelerimiz

    Sitemiz, zararlı içerikler barındırmamaktadır. Sitemiz, üyelik sistemi içermemektedir. Yapılan yorumlarda sitemizde haber ve yazılarla ilgili yapılan yorumlarda tehdit veya küfür içeren, üçüncü kişiler ile ilgili rahatsız edici din,dil,ırk,cinsiyet ayrımına yönelik ve Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı ifadeler ve materyaller kullanılamaz.Aksi takdirde sitemiz gerekli yasal işlemleri başlatma hakkını saklı tutar. Doğabilecek yasal sorumluluklardan sitemiz sorumlu tutulamaz. Sitemiz , ”Basın Meslek İlkeleri” ne bağlı kalacağına söz vermiştir.

    Haberdar Olun

    Sitemiz ile alakalı güncel kalmak, sitemize ait tüm bildirilerden haberdar olmak için mail listesine abone olun.

    Üye olun, ve yenilikleri kaçırmayın...