Düşünce, Haberler, Köşe Yazısı, Yazılar

ŞİİRİN MARİFETİ ŞAİRİN OYUNU

0 24

sair-ve-siir

Vaktinden önce açan bütün çiçekler soldu ve bu bahar yine rutin sürprizini yaptı: Sürpriz olması bir de rutin olması büyük bir çelişki bunu herkes gibi buna rutin sürpriz adını verenler de biliyor; ama bu çiçekler de her sene aynı ihtiyatsızlığı tekrar ediyorlar. Kim bilir belki de onlar hiç vakti sektirmiyorlar da, onlara bu kötülüğü yaşatarak zamanından önce geçip gitmelerine sebep olan eyyam-ı nevbahar zaman mefhumuna riayet etmiyordur.

Artık zaman ve mekân kavramını, o zamana ve mahalle özgü tabiat dilinden öğrenmekten vazgeçeli çok oldu. Hangi zaman ve yerde olduğumuzu çevremizdeki insanların giyim kuşamından anlıyoruz, çevremize bakarak ya da çevremizin bizlere dayattığı yaşama biçimi bizleri çevremizin yaşadığı zamana sokuyor ve artık sihirli tabiat dilinin dışında günübirlik değişmeye matuf kişisel tercihlerin ve ucuz zevklerin elinde oyuncak oluyoruz. Oyun ve kendinden geçme ya da kendini kaybetme bu çağ insanının en hoşnut olduğu hastalık. Zaten kimsenin de bu marazi durumdan kurtulmak gibi bir derdi yok. Tam da Mustafa Kutlu’nun ‘Bu Böyledir’i yeniden okuma vakti. Erzurum Atatürk Parkı’nda Süleyman, Zennure ve küçük çocuğun sonu kabusla dahi bitmeyen park macerası ve çevredekilerin hiçbir şeyin farkına varmak istemeden yaşamak güdüsü.

Kalmak ya da kaçmak… Kalırsan kalacak yer, kaçarsan varacak menzil sorun; hem de sorunların en büyüğü. Menzilsiz sefer, savaşsız zafer olmaz; ama gidecek yer, savaşacak düşman ortalarda yoksa insan düşmanı içinde yaratıyor, savaşıyor, içindeki düşman adına zaferler kazanıyor; bu arada kendisi kaybediyor ve kayboluyor, kendisinden öncekilerin akıbeti neyse aynı son yani fena: yalnız bu fenanın fillahı yoktur olan nebatata karışmak. Galiba insanlığın en büyük trajedisi: dünyayı temellük etme ihtirası ve kendinden geçişi yani dünyaya dair hedeflerini içinde büyüttüğü düşmanı için gerçekleştirirken kendisinin aşağılara çok aşağılara yuvarlanması. Dun olan dünyaya yükselmek için düştüğünü unutması. Herkes bu düşüşü kendisine verilmiş bir fırsat zannedip bu fırsatı ganimete çevirme peşindeyken, bunun yükselmek için bir düşüş olduğunun farkına varanlar sadece şairler ve şairlerin bunun farkına vardığını tefrik eden iktidar sahipleri. O iktidar sahipleri ki; bu yükselme amaçlı düşmüşlüğün farkına varan ya da fark edebildiği için şair olmak zorunda kalan kişileri ellerindeki nan u nimetlerden istifade ettirerek onları düşkünleştirip, kendi düşkünlüklerinin tolere edilmesini sağlıyorlar. Bu da politikacı başarısı olsa gerek. Bunu gören Platon devletinde toplumsal katmanları keskin çizgilerle ayırmış ve şairleri devletinden kovmamış mıydı? Onun devletinde şairler olsaydı ve bunlar yektenin emrine girmeyi reddetseydi o devlet ideal bir devlet olur muydu? Olmazdı; çünki Platon’ un şairleri dünyanın dun olduğunu biliyorlardı ve mızıkçılık yapmaları muhtemel değil kesindi. O da bu yüzden onları kesinkes devletinden uzak tuttu.

Türkiye tarihi ise şairlerini devletten uzak tutmak yerine onları ehlileştiren bir yol izledi. Türk şairler refahla sanatın getireceği sıkıntı arasında bir dilemmaya düçar edilince çoğu refahı tercih etti. Kimi belediye, kimi bakanlık, kimi de nüfuzlu sermayedarın kollarında aradı refahı ve emniyeti. Yahya Kemal Türkiye’ye dönebilmek uğruna M. Kemal Paşa’nın ayaklarını öpmek zorunda kaldı. Ardından da ‘Akif İslam medeniyetinin itikadını temsil ediyor, bense estetiğini temsil ediyorum’ deyip bir meçhule yelken açtı. Bir Orhan Veli olmayı deneyemedi dahi. Orhan Veli ise bu toprakların insanının trajik hikâyesini şiirin ana meselesi yaparak Cumhuriyet elitlerinin önüne asla aşamayacakları bir set çekti. Bu settin gölgesinde yetişenler Bin Dokuz Yüz Altmış sonrası dünyasını iyi okuyarak Türklerin dünyaya söyleyecekleri sözün yine ve sadece şiirle olabileceğini gösterdiler, ama onların söylediklerini duyacak kulaklar çoktan kapatılmıştı. Ve sonrası: Sonrası belediyeler ve festivaller…

 


İlgili Yazılar

Bir Cevap Yazın

Son Yorumlar

    İlkelerimiz

    Sitemiz, zararlı içerikler barındırmamaktadır. Sitemiz, üyelik sistemi içermemektedir. Yapılan yorumlarda sitemizde haber ve yazılarla ilgili yapılan yorumlarda tehdit veya küfür içeren, üçüncü kişiler ile ilgili rahatsız edici din,dil,ırk,cinsiyet ayrımına yönelik ve Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı ifadeler ve materyaller kullanılamaz.Aksi takdirde sitemiz gerekli yasal işlemleri başlatma hakkını saklı tutar. Doğabilecek yasal sorumluluklardan sitemiz sorumlu tutulamaz. Sitemiz , ”Basın Meslek İlkeleri” ne bağlı kalacağına söz vermiştir.

    Haberdar Olun

    Sitemiz ile alakalı güncel kalmak, sitemize ait tüm bildirilerden haberdar olmak için mail listesine abone olun.

    Üye olun, ve yenilikleri kaçırmayın...