Haberler, Köşe Yazısı, Sinema, Yazılar

KURMACA SANAT ALGISI, SİNEMA VE İSLAM

0 30

3A7_Hz.-Muhammed-Allahın-Elçisi-Resim-3

Kurmaca: Kurgu. Kurgulanmış olay. Tamamı ya da bir bölümü gerçek olmayan, hayali eser.

Gerçekten öyle olmadığı hâlde öyle sayılan, saymaca, fiktif” (1)

 Birine eklenen, birbirini tamamlayan gerçeğe yakınlaşmış hayali olayların bütünüdür. Kurmaca, bir görüntü kompozisyonunun içerisinde kendini oluşturur; ütopiktir. Bu şekilde oluşan hikâye soyuttur. Bu soyut hikâye filmle vücut bulur, somutlaşır, bir kıyafete bürünür. Süje objeyle kendini ifade eder. Kurmaca filmlerde ana mesajın yüklendiği hikâyeyi yan hikâyeler besler. Bu yan hikâyeler ana mesajın üstünü örtmez, hikâyeyi daha anlaşılır kılar.

Eserin bir kısmı gerçeklikten hareket edebilir ya da tamamen tasarlanabilir. Gerçeklik kurmaca hayalin altında silikleşir, kaybolur. Bu tür eserlerde gerçeğin kendisi bulunamaz; gölgesini görmek mümkündür ancak. Obje hayal gücüyle dış dünyadan alınarak iç âlemde yoğrulur ve sembollerle dile getirilir.

Kurmaca eserler zaman ve mekânla sınırlandırılamazlar. Her zaman için bir masal genişliğine sahiptir. Her seferinde yeniden yaratılır, tazeliğini, canlılığını korur. Kurmaca eserler nevi şahsına münhasırdır; benzeri yaratılamaz. Yoruma açık olan bu eserler lirik ve ütopik anlatımlarıyla özgünlük ve özgürlüğün yolunu açarlar.        

Kurmaca olan itibaridir. Gerçek olmayan gerçekmiş gibi algılanır. Yaşanmayan bir şey yaşanmış gibi varsayılır, tasavvur edilir, kurgulanır, üretilir. Dış dünyadan alınan malzemeyle işlenerek hayali bir gerçekliğe dönüştürülür; yeniden yaratılır. İzleyiciye de böyle hissettirilir, bu yönde bir algı oluşturulur. Görsel öğelerle desteklenerek algının kalıcı olması sağlanır. Bu eserlerin iç tutarlılığı sorgulanabilir.

Toplumlardaki genel, kapsayıcı, baskın düşünme biçimleri bireysel düşünmenin yollarını tıkayabilir; ya da kendi düşünce biçimine dönüştürebilir. Ama bu, bireyin merak dürtüsünü, ve ütopik düşünme özelliğini ortadan kaldıramaz.

Sanat bir yaratma işidir; yeniden inşadır. Eşyanın hallerini aksettirme işidir. Objeyi doğrudan aktarmak zorunlu değildir ama yansıtılması iradidir. Var olan malzeme yeni forma sokularak sunulur. Yansıtma esnasında malzeme değişime uğrayabilir. Yansıtma biçimi de zaten üsluptur.

Bir de olmayan bir şeyi bilinen şeyler üzerinden anlatma işi vardır. İster olan fakat sanatçı tarafından yeni bir şekle sokulan, ister olmayan (kimsenin haberdar olmadığı) bir şeyi yine sanatın muhataplarınca bilinen şekliyle açıklanması gönderici ve alıcı arasında bir bağ oluşturur.

Görsel sanat olarak sinema dünyanın her yerinde aynı işlevi görür. Yönetmen kendi duygu dünyasından süzdüğü şeyleri görüntü olarak damlatır izleyicinin zihnine. Sanatçının/ yönetmenin yetiştiği çevre, aldığı eğitim, toplumsal-sosyal kalıtım sanatının içeriğini oluşturur. Forum ise bir eğitim sürecidir.

Yönetmen kafasında kurguladığı hikâyesini olduğu gibi izleyiciye aktaramaz,  ancak sızdırır. Bu sızan damlayla duygu dünyası örtüşenler bağ kurabilir; sanatın işlevi de böylece gerçekleşmiş olur. İçerik yeni bir kıyafetle izleyici karşısına çıkar ve mesajını verir. Bunda başarılı olursa eser seyrini tamamlamış olur.

Ayrıntıya boğulmuş hikâyeden oluşan bir film, mesajını net olarak ortaya koyamaz. Hatta bu ayrıntılar mesajı boğar, örter. Bu durumda kurmaca film mesajını veremez, olay bilinmediği için de anlam metaforlar arasında kaybolup gider. İzleyici ile anlatım üzerinden ilişki kurulur, anlaşılır görüntü senfonisine dönüştürülür ve izleyicinin bildiği dil kullanılarak bilinen şeylerle, nesnelerle anlatım dili oluşturulur.

 Kuran, kıssa anlatımıyla geçmişle ilişki kurar. Geçmişte yaşanmış olayları bir format içinde insanlara sunar. Kıssalar mesajını açık bir şekilde vermez, metaforlara yükler. Her çağda farklı okumaların önü açık tutulur böylelikle. Ancak, bu kıssalar güncellenmediği sürece her devirde bir hikâye olarak anlatılıp duracaktır. Yorumlar hep geçmişe yönelik olacaktır. Bu durum ancak mesajı ileten ile mesajı alan arasında duygusal bir bağ oluşturabilir. Bunun düşünce hayatına, sosyal hayata yansıtılması hiç de kolay olmayacaktır.

Kehf suresinde, Hz. Musa ile o hikmet sahibi şahsın kıssası diğer kıssalardan farklılık arz etmektedir. Kuran’da yer alan diğer kıssalarda yaşanmışlık daha belirgin daha ön planda olmasına rağmen bu kıssa daha itibari, tasavvur edilen olaya dair kurgu olduğu izlenimini veriyor. Kurmaca bir olayla ütopik, sembolik bir dille mesaj veriyor gibi.

“…rivayete göre Hz. Musa, bir keresinde, insanların en bilgesi olduğunu iddia ettiği için Allah tarafından azarlanmış ve kendine vahiy yoluyla, “iki denizin birleştiği yerde” yaşayan bir “Allah kulu”nun kendisinden daha bilge olduğu bildirilmişti. Hz. Musa bu adamı bulmak yönünde ısrarlı bir istek gösterince, Allah da o’na “bir sepete balık” koymasını ve balık kayboluncaya kadar yoluna devam etmesini emretti; balığın kaybolması amaca erişildiğinin işareti olacaktı. Şüphe yok ki bu rivayet, bizim Kur’ânî meselimize temsîlî bir giriş niteliğindedir. Hem Kur’an’da, hem de sözkonusu Hadis’te geçen bu “balık” imajı, mümkündür ki, mutlak bilgiyi yahut ebedî hayatı simgeleyen eski dinî bir sembol olsa gerektir.” (2)

 “Râzî’ye göre, Hz. Musa gibi bir peygamberin bile eşyanın nihaî gerçeğini (hakâiku’l-eşyâ’ kemâ hiye) bütünüyle kavramadığına ve daha genel bir ifadeyle, insanın olağan koşullarda daha önce tecrübe ve müşahede etmediği türden bir olguyla karşılaştığında içine düştüğü itidal ve kavrayış eksikliğine işaret eden bir ifade.” (3)

 “-Hz. Musa’nın sonraki tecrübelerinden de anlaşılacağı gibi- görünüşle gerçekliğin her zaman çakışmadığını îma etmekte ve bunun da ötesinde, ince bir üslupla, insanın kendi entellektüel/zihnî tecrübelerinde, en azından öğeleri, unsurları itibariyle, bir eşdeğeri, bir karşılığı olmayan şeyleri bütün gerçeğiyle hiçbir zaman kavrayamayacağı, gözünde canlandıramayacağı yolundaki derin gerçeği dile getirmektedir; Kur’an’ın insanın algı ve tasavvur alanının ötesinde kalan hususlarda (ğayb) mesajını mecaz ve temsîllerle ifade etmesi de bu yüzdendir.” (4)

144882757e23f4b20d601474445131_cagri-sinema-muzik-film-jenerik-film-muzigi-muhtesem-sound-orjinal-soundtrack-music-the-message_8421926-69410_1920x1080

Muhammed Esed’in bu ifadelerinden de anlaşıldığı gibi, kuran var olanı anlaşılır bir dille anlattığı gibi, kurmaca bir hikâye ile anlattığı şeyi anlaşılır kılarken, mecaz ve temsillerle ifade yolunu seçiyor. Yani imge, metafor dediğimiz şey de bu işte. Sanatın, sinemanın vazgeçilmez dili.

Kurmaca filmlerde genel çerçevede evrensel bir dil kullanılır. Mesela annenin yavrusuna merhametini anlatırken her hangi bir anne-yavru ilişkisine odaklanmak yeterli olur. Merhametin dili yaratılır. Bir kuşun yuvada yavrusunun ağzına yiyecek koyması dünyanın her yerinde anne şefkati olarak okunur. Bu görüntü sevginin, merhametin, anneliğin dilidir.

Mecid Mecidi’nin son filmi “Muhammed”de Hz. Peygamber bilinen hikâyelerle anlatılmış. Sünni ve Şii hafızalar, tarihsel bellek bu anlatılanlara yabancı değil. Belgesel tarzında bir uyarlama filmi.

Peki, kaynaklarda olmayan hikâyelerle Hz. Peygamber anlatılabilir mi? Kurmaca siyer mümkün mü? Müslümanların belleğinde olmayan hikâyelerle görüntüler oluşturmak nasıl karşılanır? Kıssaların yaşanmışlık esası var mı? Yoksa kıssalar kurmaca mı? Ya da her ikisi de mümkün mü? Bu soruların cevapları bizi kurmaca filmlere yaklaştıracak ya da uzaklaştıracaktır.

Mecidi, “Peygamberimiz bu çağda gelseydi tebliğini sinemayla yapardı” diyor. Bu çağın diliyle, çağdaş sanatın diliyle vahiy anlatılabilir mi? Sinema bu konuda başat bir rol üstlenebilir mi?

Peygamber -İslami anlayış-  güncellenmedikçe geçmiş daima tekrar edilir. Bu kısır döngü İslam’ın iç dinamiklerini yok edebilir.

Kuran’daki sinematografik sahneler göz kamaştırıyor. İnsanlık, sinemayı vahyin dili haline getirecek Kuran müminlerini bekliyor. Geçmişe ait kir tortusunun Müslüman zihinlerden temizlenmesi sinemayla mümkün olabilir. Bu da yeni medeniyet oluşumuna milat olan bir devrim olur kuşkusuz.

 

1.Sözlük, TDK

2.Muhammed Esed Tefsiri, www.kuran.gen.tr

3.Age.

4.Age.

 

Özgün İrade Dergisi, s.152, Aralık 2016


İlgili Yazılar

Bir Cevap Yazın

Son Yorumlar

    İlkelerimiz

    Sitemiz, zararlı içerikler barındırmamaktadır. Sitemiz, üyelik sistemi içermemektedir. Yapılan yorumlarda sitemizde haber ve yazılarla ilgili yapılan yorumlarda tehdit veya küfür içeren, üçüncü kişiler ile ilgili rahatsız edici din,dil,ırk,cinsiyet ayrımına yönelik ve Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı ifadeler ve materyaller kullanılamaz.Aksi takdirde sitemiz gerekli yasal işlemleri başlatma hakkını saklı tutar. Doğabilecek yasal sorumluluklardan sitemiz sorumlu tutulamaz. Sitemiz , ”Basın Meslek İlkeleri” ne bağlı kalacağına söz vermiştir.

    Haberdar Olun

    Sitemiz ile alakalı güncel kalmak, sitemize ait tüm bildirilerden haberdar olmak için mail listesine abone olun.

    Üye olun, ve yenilikleri kaçırmayın...