Düşünce, Haberler, Köşe Yazısı, Yazılar

ELEŞTİRİ SEKÜLER MİDİR?

0 95

Sekülerizm-2

Eleştiri seküler midir, sorusu özellikle Danimarka’daki karikatür kriziyle ortaya çıkan ve Müslümanların genel olarak eleştiriye açık olmadığı sorununu tartışmaya açıyor. Eleştiri gerçekten sadece seküler kültürün ürünü müdür, liberal hukuk dili Müslümanların duyduğu rahatsızlığı kavrayabilir mi, Müslümanlar söylendiği gibi eleştiriye kapalı mıdırlar, Hz. Peygamberin uygun olmayan karikatürlerinin paylaşılmasına duyulan öfkeyi Batı’nın ürettiği paradigma kavrayabilir mi, Modernliği anlamakta Müslümanlar yetersiz mi, seküler Batılılar kendi bilgi sistemleri dışında bir bilgi sistemini kabul eden Müslümanları akıl dışı mı değerlendiriyor, gibi sorular analiz ediliyor kitapta.

Kitabın en temel sorusu ise, Batılılar tarafından dillendirilen ve yaygın olarak kullanılan “Müslümanların eleştiriyi hazmedemediği” genellemesidir. Kitaptaki makaleler, bu genellemenin arkasındaki zihin yapısını analiz etmeye çalışıyor. Bilindiği gibi eleştiriye açık olmak konusu Danimarka’da İslam Peygamberini tasvir eden uygunsuz karikatürlere gösterilen tepkinin arkasından tartışmaya açılan konulardan biri olmuştur. Kitapta makalesi olan aydınlar, İslam Peygamberinin uygunsuz karikatürlerini yapan dergiye yapılan saldırının arkasından konuyu objektif bir biçimde tartışmaya açıyor.

Kitap Talal Asad, judıth, Saba Mahmood ve Wendy Brown’a ait makalelerden oluşuyor. Wendy Brown “Giriş”; Talal Asad, “İfade özgürlüğü, küfre girme ve seküler eleştirellik”; Saba Mahmood, “Dini akıl ve seküler duygulanım: Mukayese kabul etmez bir bölünme mi?”; Judith Butler, Eleştirinin hassasiyeti: Asad ve Mahmood’a cevap”;  Talad Asal, “Judith Butler’e cevap” ve Saba Mahmood’un “Judith Butler’e cevap” adlı makaleler konuyu etraflıca tartışıyor.

Kitap kuşkusuz eleştirelliği sekülarizmin tekelinden kurtarmayı amaçlıyor ve farklı epistemik çerçevelerin birbirleriyle konuşabilecekleri bir ortamın imkânlarını araştırıyor.

Kitabın takdim yazısında, “Eleştiri Seküler midir?” konusuna hangi perspektiften bakıldığına dair açıklama yapılmaktadır. “ Kitabın başlığındaki maksat, her şeyden önce seküler dünya görüşünün dini dünya görüşünden tamamen farklı olduğu iddiasını sorgulamak, her ikisinin de telafi edilemez, ayrı epistemolojilere sahip olduğunu göstermekti. Buna ilaveden bu başlıkla, eleştirinin zaruri olarak seküler bir karakter arz ettiği zannına meydan okuyup, bu tezin aksine sekülarizmin bizatihi kendisinin- değişmez bir biçimde dogmatik olduğu düşünülen dini ortodoksiden farklı olarak- eleştirinin ve öz-eleştirinin koşulunu oluşturduğunu söylemekti. Elinizdeki kitap bu iki varsayımın tabiatını kavramaya çalışır. Sekülarizmin işleyişi bağlamında bunlardan neşet eden etkiler –hem ürettikleri hem de dışladıkları- üzerine kafa yorar.”(Eleştiri Seküler midir?,T.Asad,J.Butler,S.Mahmood,W.Brown, Açılım Kitap)

Eleştirinin sekülerliği tezi, dinin karşıtı olarak konumlandırılan sekülarizmin, inanç karşısında akılcılık ve objektiflik ölçütlerine sahip olduğu iddiasıyla temellendirilir.

Aslına bakılırsa Batı düşüncesinin kendini merkeze koyarak diğeri hakkında yaptığı tanımlamadır söz konusu olan. Kuşkusuz burada oryantalizm ile temellendirilen bir Batı merkezcilik söz konusudur. Batı kendi anlayışına göre bir İslam algısı üretir ve değerlendirmeyi bu algı üzerinden gerçekleştirir. E.Said, bu değerlendirmenin Batı dünyasında tanımlanan bir Doğu imgesinin üretilmesiyle sonuçlandığını iddia eder.

Kitaptaki makaleler dikkate alındığında yaygın bakış açısını sorgulamak amacının güdüldüğünü görmek mümkündür. “Bu amaçla, kitaptaki yazılar seküler-akıl-eleştiri Batı ve dini-akıl dışı-köktenci- İslam/Doğu metonimik çağrışım zincirlerini istikrarsızlaştırmayı ve bunların tam da ikili karşıtlıklar olarak statülerinin istikrarını bozmayı amaçlar.”( Eleştiri Seküler midir?) Buradan hareketle kitabın, Batı dünyasında E.Renan’dan itibaren oluşturulan oryantalist söylemi eleştirel bir bakışla incelediğini söylemek doğru bir yaklaşım olacaktır.

Kitaptaki makaleler ayrıca sekülarizmin din karşısındaki konumunu ve dini okuma biçimini de tartışmaya açmaktadır. Bilindiği gibi sekülarizm hayatı dünyevileştirmeye, dinin etkisinden ve yönlendirici gücünden uzaklaştırmaya çalışmaktadır. Bu anlamıyla son derece normatif bir özellik göstermektedir. Kuşkusuz din karşısında sekülarizmin aldığı pozisyon, batı medeniyetinin üstünlüğü teziyle örtüşmektedir.

Sekülarizm, her ne kadar evrensellik iddiaları olsa da, bir geçmişi olduğunu, bu geçmişinde batının üstünlüğü teziyle örtüştüğünü kabul etmek gerekir. Kuşkusuz bu ben-merkezci bir tasarımdır.

Sekülarizm tartışmalarının bir yönü de Müslümanların batı kültürüne entegre olma yönünde yaşadıkları sorunlara uzanmaktadır. Bu tez Müslümanların batı standartlarını yakalamada yetersiz olduğu varsayımı ile temellendirilmektedir. Danimarka’da yaşanan karikatür tartışmalarının ertesinde sıklıkla tartışılan bir konu olmuştur entegrasyon konusu. Bu konuda Müslümanların yaptığı protestolar, batılılar tarafından eleştiriyi hazmedememek noktasından ele alınmış ve eleştiri konusu yapılmıştır.

Kuşkusuz İslam karşıtı olarak İslam’a yöneltilen bu eleştirilerde aslında bir karikatür krizidir. Batı dünyasında öyle bir tanımlama yapılıp imaj çiziliyor ki, Müslümanlara neredeyse başka bir davranış imkânı kalmıyor. Seküler eleştiri ve karikatür arasında kurulan ilişkinin kendisi aslında Batı dünyasında iktidarların İslam algısını göstermektedir.

Avrupa’daki Müslümanlar inandıkları dinin en kutsal imgelerinden biri olan Peygamberlerine yapılan hakarete tepki göstermeleri doğal karşılanmalıdır. Ancak yapılan eylemler başka sorunlara da yol açmaktadır. “Böylesi eylemleri incitici olarak tecrübe edenlere iki tercih kalıyor: gördükleri incinmeyi asimile olabilirliklerinin bir alameti olarak anlayıp kabul edecekler, ya da kamusal olarak gördükleri bu incinmeye itiraz edecek ve böylece asimile edilemezliklerini, seküler hoşgörünün normlarına uymadaki başarısızlıklarını gösterecekler. Bu alametlerse onları vatandaşlıktan meneden hususiyetlerdir. (Eleştiri Seküler midir?). Müslümanları böyle bir ikilem karşısında bırakmak, aslında başka kültürlere ve inançlara karşı bizatihi hoşgörüsüzlüğün işaretidir. Bu noktada sekülarizmin bizzat kendisinin eleştiriye tabi tutulması çok önemlidir.

Öyle görülüyor ki, Batı toplumları Müslümanları kendi standartlarına çekmeyi entegrasyonun koşulu olarak görmektedirler. Bu da Batı toplumlarının zihinsel olarak ne kadar müdahaleci ve başka düşüncelere karşı hazımsız olduğunu göstermektedir. Kuşkusuz bu hazımsızlık İslam olunca tarihsel nedenlerden dolayı daha da açık hale gelmektedir.

Seküler düşünürlerin eleştiri yaparken nesnel davranmadığının, bazı dinleri eleştirirken çok daha acımasız davrandığına dair çok sayıda örnek vardır. “Seküler toplumların ve sekülerleşmiş dinlerin eleştiriye, karikatüre veya tahkire karşı varsayılan açıklıkları konusundaki tutarsızlık ve ikiyüzlülükleri aslında sekülarizmin bazı dinlere, diğer dinlere kıyasla daha taraflı olduğunun göstergesidir. Bu taraflılık, tarafsızlık değil, seküler kurum ve pratiklerin temelindedir.”(Eleştiri Secüler midir?)

Bu noktada seküler düşünürler Yahudilik ve Hıristiyanlık veya Uzak Doğu dinlerini incelerken gösterdikleri özeni, İslam’ı incelerken göstermemektedirler. Bunun da büyük ölçüde islamafobiayı tetiklediğini kabul etmek gerekir.

Aslına bakılırsa Batı dünyasında dine karşı oluşan bu negatif bakış açısını pozitivist düşünceye kadar götürmek mümkündür. Bu noktada pozitivist düşüncenin en önemli düşünürlerinden olan A.Comte’un, neden dini düşüncenin sorunlu olduğunu açıklama çabasına kulak vermek gerekir. Comte’a göre doğru bilgi, ancak olguların deney ve gözlem yöntemiyle incelenmesi sonucu ortaya konan bilimsel bilgidir. Bilimin dışında hiçbir gerçek bilgi yoktur. Bu yüzden olgusal olmayan metafizik bilgiler tümüyle reddedilmelidir. Bilim insanlığın bütün sorunlarını çözeceği için dine ihtiyaç kalmayacak, buna paralel olarak, bilimsel dönemde din tümüyle ortadan kalkacaktır. Kuşkusuz, A. Comte’nin dinin gerileyeceği, 20.yüzyılda bilimsel düşüncenin dinin yerini alacağı tezinin doğru olmadığını, 21. Yüzyıla giren insanlar olarak test edebiliyoruz. Ancak Batı dünyasında eleştirel düşüncenin din mensuplarınca yapılamayacağı, sadece bilimsel düşüncenin eleştirel olabileceği anlayışı eleştirinin sekülerliği tezi için kuvvetli bir referans kaynağı olduğunu kabul etmek gerekir.

“Eleştiri Seküler midir” kitabının temel amacı sekülarizmin Batı dünyasında tanımlandığı biçimini eleştirel bir yöntemle ele almaktır. “Aşağıdaki (Kitapta ele alınan dört yazara ait makaleler) metinlerde sekülarizmin yanlış olduğu varsayımından değil, sekülarizmin kendiliğinden dini bir içerik ürettiği ve bu içerikle dolu olduğunu, aklın daimi suretle belli bir aklilik rejimi arz ettiğini ve eleştirinin tabiatı gereği belli bir konumun nokta-i nazarından yapıldığını ve taraflı olduğundan yola çıkıyoruz. Dolayısıyla sekülarizmin,aklın ve eleştirinin çağdaş Batılı söylemde birbirini gerekli kılan ve güvence altına alan yapısını akamete uğratmak istiyoruz. Eleştiriyi, evrensel aklın ve sekülarizmin kibrinden koparmanın, mümkün olursa, sekülarizmin kendisinin süregiden oluşumsal ve üretimsel boyutlarına müdahil olmamızın önünü açacağını düşünüyoruz.”(Eleştiri Seküler midir?)

Kitap eleştirinin tabiatı, dolayısıyla seküler olup olmadığı tezine kesin cevaplar üretmiyor. Yapılan şey bu tartışmanın kapısını aralamak, eleştirel düşünmenin zorunlu olarak seküler olmayı gerektirdiği tezini tartışmaya açmaktır.


İlgili Yazılar

Bir Cevap Yazın

Son Yorumlar

    İlkelerimiz

    Sitemiz, zararlı içerikler barındırmamaktadır. Sitemiz, üyelik sistemi içermemektedir. Yapılan yorumlarda sitemizde haber ve yazılarla ilgili yapılan yorumlarda tehdit veya küfür içeren, üçüncü kişiler ile ilgili rahatsız edici din,dil,ırk,cinsiyet ayrımına yönelik ve Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı ifadeler ve materyaller kullanılamaz.Aksi takdirde sitemiz gerekli yasal işlemleri başlatma hakkını saklı tutar. Doğabilecek yasal sorumluluklardan sitemiz sorumlu tutulamaz. Sitemiz , ”Basın Meslek İlkeleri” ne bağlı kalacağına söz vermiştir.

    Haberdar Olun

    Sitemiz ile alakalı güncel kalmak, sitemize ait tüm bildirilerden haberdar olmak için mail listesine abone olun.

    Üye olun, ve yenilikleri kaçırmayın...