Düşünce, Haberler, Köşe Yazısı

İDEOLOJİ VE HAYAT

0 72
resim-3

İdeoloji, ide(düşünce) etrafında şekillenen bir gelecek tasarımıdır; iddiaları şimdiye değil ideal bir geleceğe aittir. Hayat ise şu an yaşanan koşullarla kendini gösterir. Kuşkusuz insanların hem geleceğe ait tasarımları, hem de yaşanan aktüel hayatla ilgili sorunları vardır.

Kemalizm, Modernizm, İslamcılık, Sosyalizm… gibi ideolojik büyük anlatıların en büyük sorunu halkın gündelik sorunlarına değememeleridir. Bu yüzden halkın gündelik sorunlarına değen vakıf ve yardım kuruluşlarının başarısı, büyük anlatılara sığınan sosyalist ve İslamcı anlatılardan çok daha fazladır. Aç olan insana, açlığı sona erdirecek büyük ideolojik anlatılar verenler değil, o an ekmek verenler kalbini kazanmıştır. Açlığının nedeninin büyük anlatılara sığınarak entelektüel temellendirme yapanlar bugüne değil geleceğe yatırım yapmaktadırlar.  Bundan dolayı boğazda oturan ve sınıf çatışması analizi yapan salon entelektüelleri değil, halkın gündelik ihtiyaçlarına eğilen daha ahlaki bir iş yapmaktadır.

İslam insanlık için çok değerli ve tek imkândır. Burada sorun sizin İslam adına savunduğunuz projenin İslam’ın ideallerine ne kadar uygun olduğudur. Bugün İslam dünyasının temel sorunu, İslam dışı olan güçlerin sorunlu anlayışları değil, bizzat İslam adına hareket edenlerin düşüncelerinin İslam’ın kutlu amaçlarına uygun olmaması.

Akşama kadar fakirlik ve sömürü üzerine ideolojik anlatı yapmana gerek yok. O gün kaç fakirle, kaç yoksulla, kaç derdi olanla ilgilenildiği daha belirleyicidir. İnsanlar muhataplarının ne konuştuğuna değil, nasıl davrandığına bakarlar. İslamcı ve sosyalistlerin temel sorunu sadece konuşmalarıdır. Halkın sorunlarıyla ilgilenmek yerine, gündelik sorunları karşısında büyük anlatılara sığınarak rahatlama yolunu tercih ediyorlar. Oysa insanların çoğu bugünü yaşarlar. İdeolojiler ise muhayyel, mutlu ama bir o kadar da belirsiz cennet tasarımına sığınırlar. Müslümanlar hayatın bir mücadele olduğunun ve kıyamete kadar iyilik ve kötülüğün mücadele edeceğine inanırlar. İnsanın ontolojik varlığı bir dünya cenneti oluşturmaya elverişli değildir. İnsanların mutlak eşitliği cennette gerçekleşecek. Çünkü insanın ontolojik yapısına müdahale edilecektir. İnsana düşen sefer bilinciyle iyilik tarafında mücadele etmektir.

Ne yazık ki ideolojik söylem Kürt sorununu da esir almış durumdadır. Hiç kuşkusuz Kürt sorununu sadece Kürt siyasal hareketi veya örgütü üzerinden anlamlandırmak mümkün değil. Söz konusu olan devletin hatalarını eleştirirken ondan çok daha ahlaki, demokratik, barışçıl bir söylemden hareket etmektir. 
PKK ve HDP artık Kürt sorununu sadece devlet şiddeti üzerinden anlamlandıramaz. Zaten ideolojinin sıkıştığı nokta da burasıdır.
İnsanların çoğu sorunda devletin değil de sizin sorumlu olduğunu düşünüyorsa, sadece devleti ötekileştirmek üzerinden varacağınız menzil kalmıyor.

Kürt sorunu artık Kürtlerle Kürt siyasal önderleri arasında bir siyasal sorun olmaya evriliyor. Siyasal zemininde kalmayı başarabilmek kuşkusuz önemli bir siyasal başarı gerektiriyor.

Unutmayın insanları hataya, günaha suça sürükleyen şeytanın gücü değil, kendi zaaflarıdır. Kuşkusuz toplumlar da böyle. İdeolojik zihin anlamaya, anlamlandırmaya çalışmaz. Onun zihni son derece berrak ve nettir. Çünkü karşısındaki sorunu kendi ideolojik tahlilleriyle çözmüştür. Hiçbir kuşkusu yoktur. Bu kuşkusuzluk hali onu önce kesinliğe, sonra karşısındakini küçümsemeye götürür. Anlamaya değil, tanımlamaya; eleştiriye değil, suçlamaya meyillidir. 

Bir muhalif hareketin başarısı kullandığı ahlaki dil üzerinden mazlumiyetini anlatma başarısıdır. Kendi dışındaki insanların vicdanına yol bulamayan hareketler şiddet içinde kalmaya mahkûmdur. Gandi, Mandela, İzzetbegoviç şiddeti reddederek ve insanların vicdanlarına seslenerek başarılı oldular.

Barış retoriğini çok kullanmak barış taraftarı olduğunuzu göstermeye yetmez, asıl başarı karşınızdakini barışa mahkûm eden bir politika üretmenizdir.

Barış retoriği etrafında bir siyasal söylem üretse de, asıl sorunun Kürt siyasal hareketinin öncülüğünü üstlenen politik aktörlerin dünya ve Türkiye siyasal gerçeklerini; toplumsal, dini ve kültürel zeminini okumadaki başarısızlıkları olduğu görülüyor. Kürt politik seçkinleri Kürt sorununun çözümünün önünde engel durumundadır. Bir sorunu çözmek isteyen akıl, dışarıdan içeriye değil, içeriden dışarıya sorunu temellendirmelidir.

Hayat sürekli dinamik haldedir. Bu yüzden insanlar aldıkları kararlarda isabet etmek veya yanılmak sonucuyla yüzleşirler. Kim bilir kimler yarın pişman olacakları hangi yanılgıların peşinden koşuyor. Şu var ki, kimi aldandığının farkına vararak kedisiyle hesaplaşır, kimi ise hiç yanılmadığını iddia eder. Aldandığını düşünen mi, yoksa hiç aldanmadığını iddia edenler doğru söylüyor. Kuşkusuz bu amaçlanan sonuca ulaşıp ulaşmamakla ilgili bir sorundur.

Bir sorunun çözülmesinde en önemli faktör toplumsal zemindir. Anadolu sosyolojisi Kürt sorunu konusunda nasıl bir çözümü kabul edebilir, sorusuyla yüzleşmek gerekir. Toplumsal zeminde karşılığı olmayan ideolojik arayışların bir entelektüel fantazi olmaktan öte değer taşımadığı açıktır.

Benzer yaklaşım siyaset alanında sıkça karşımıza çıkmaktadır. Muhalefet sürekli Erdoğan karşıtlığı yerine Bahçeli ve Kılıçdaroğlu’nun toplumda neye karşılık geldiğini sorgulamalı. Salt Erdoğan eleştirisinin 2002′den beri işe yaramadığı açık. O zaman soruyu değiştirmenin zamanı geldi: “Biz neden başarılı olamıyoruz, neden inandırıcı değiliz, sorunumuz nerede?
Bu hesaplaşmaya hazır olmayan zihin, karşılaştığı sorunla yüzleşme cesaretine de sahip değildir. Bunun yerine Erdoğan nefreti üzerinden kendini motive etmeye çalışıyor. Kuşkusuz bunun başarılı olma ihtimali olmasa da bir karşılığı var.

Tövbe etmek, iç hesaplaşma yapmak, kendisiyle ve hatalarıyla yüzleşmek isteyen herkese imkân vardır. Bu imkân kimsenin elinden alınamaz. Tövbe aldanışın farkına varanlar içindir. Hiç aldanmadığını iddia eden veya aldananların samimiyetini test etmeye kalkanlara gelince; keşke ben de onlar gibi herkes hakkında kesin bilgiye sahip olsaydım. Ben aldana aldana büyüdüm.

Sağlıklı bir analiz yapabilmek için, öncelikle bir özeleştiriye ihtiyaç var. Olayların nedenini sürekli dış faktörlere transfer etmek sağlıklı sonuçlar üretmemektedir. Devletin, iktidarın, Cemaatin, HDP ve PKK’nın ve herkesin sorması gereken soru:”Biz nerede hata yaptık ve nerede hata yapmaya devam ediyoruz?”

 

 


İlgili Yazılar

Bir Cevap Yazın

Son Yorumlar

    İlkelerimiz

    Sitemiz, zararlı içerikler barındırmamaktadır. Sitemiz, üyelik sistemi içermemektedir. Yapılan yorumlarda sitemizde haber ve yazılarla ilgili yapılan yorumlarda tehdit veya küfür içeren, üçüncü kişiler ile ilgili rahatsız edici din,dil,ırk,cinsiyet ayrımına yönelik ve Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı ifadeler ve materyaller kullanılamaz.Aksi takdirde sitemiz gerekli yasal işlemleri başlatma hakkını saklı tutar. Doğabilecek yasal sorumluluklardan sitemiz sorumlu tutulamaz. Sitemiz , ”Basın Meslek İlkeleri” ne bağlı kalacağına söz vermiştir.

    Haberdar Olun

    Sitemiz ile alakalı güncel kalmak, sitemize ait tüm bildirilerden haberdar olmak için mail listesine abone olun.

    Üye olun, ve yenilikleri kaçırmayın...