Düşünce, Haberler, Köşe Yazısı

Dr. ALEXİS CARREL

0 81

180px-alexis_carrel_02

Fransız ilim ve fikir adamı. 1873-1944. Bu zatın varlığından 1960’lı yılların sonlarında haberdar oldum. Galiba “dua” adlı küçük bir risalesi elime geçmişti ve çok beğenmiştim. Maneviyatçı ve dindar bir havası vardı. Daha sonraları başta “İnsan bu meçhul” olmak üzere Türkçede çıkan bütün eserlerini okudum ve ondan etkilendim. Fikri ve zihni yapımın gelişiminde önemli etkileri oldu. Kitaplarından pek çok bilgi edindim ve bakış açım değişti.      

Onun kitaplarındaki görüş ve düşüncelerin halen de önemli olduğuna inanıyorum. Kitapları okunmalı, üzerinde yeterince durulmalı, tavsiyelerine kulak asılmalı. Henüz yaşarken yayınlandığı otuzlu yıllarda çok takdir edilmiş ve dünyanın belli başlı dillerine çevrilmişti. Müslüman bazı yazarların kitaplarında ona atıflar yapıldığını, ondan bilgiler nakledildiğini gördüğümüzden olacak eserlerine karşı bizde bir güven hissi oluşmuştu. Fakat tamamını okuyunca içinde bazı sakıncalı noktalar gördüm, hiçbir şey hatasız ve kusursuz olamıyor.

O bir bilim adamıdır, hayatı laboratuarlarda geçmiştir. Canlı dokular üzerinde çalışmış, bu alandaki çalışmalarından ve keşiflerinden dolayı Nobel Ödülü almıştır. Ciddi bir fikir adamıdır. İnsanı tanımak istemiş, bu hususta geliştirdiği düşüncelerini kitaplar yazarak insanlığa sunmuştur. Zamanında büyük bir alaka görmüştür. Kendisi bilimsel metotlarla hareket eden ve bilimsel mantıkla düşünen biridir. Ne bir filozof, ne de din adamıdır. Eserlerinde insanın manevi cephesine işaret etmesi dindarların zannettikleri gibi koyu dindar bir adam olmasından değildir. Tecrübe ve gözlemlerinin kendisine öğrettikleri üzerinde düşünmüş ve yeni bilgilere ulaşmıştır. Bilim metodunun dışında bir çalışmayı düşünmemiştir. Kitaplarında teori ve spekülasyonlardan değil, olgulardan hareket eder.       

Ona göre insan yeterince tanınmıyor, pek çok tarafı hala karanlıktadır. “İnsan bir meçhul”dür. “İnsan bilimi” yeterince gelişmemiş ve bu bilimin önemi yeterince anlaşılmamıştır. İnsanlık bunu ihmal etmekle kendi aleyhinde ilerliyor. İnsanı rasyonel ve ilmi bir şekilde tanıyıp ona uygun bir ortamın yaratılmasına çalışmalı. Meydana getirilen çevre insanın gelişimine uygun değil. Bu çevre insanı fiziki, moral, zihni, ahlaki bakımdan geriletmektedir. Meydana getirilen bu kötü ortam fizik ve kimyadaki ilerlemelerin sonucudur. İnsan zekâsı maddeyi anlar ve bu ona ilmi ilerlemeler sağlar. Ama insan sadece zekâdan ibaret değil. Onun başka cepheleri; kişiliği, ruhu, gönlü, duyguları, sezgileri vardır. Bunu ihmal edemeyiz. Gaye insan ve insanın mutluluğu olmalı. İnsan mantık ve zekânın dar alanına hapsedilemez. İnsandaki moral ve manevi kabiliyetler geliştirilmeli. İnsan bir bütün olarak ele alınmalı, değişik ortamlar içinde anlaşılmaya çalışılmalı. Doğal bilimler realiteyi parçalara ayırarak inceler. Bu şekilde çalışmak insan hakkındaki cehaleti azaltmaz. Teknik ve tabii bilimlere önem verildiği kadar insani ve sosyal bilimlere de önem verilmelidir. Tarihin, edebiyatın, psikolojinin, sosyolojinin, ahlakın, estetiğin, sanatın önemi bilim ve teknikten daha az değildir.    

İnsan bir süreç içindedir ve devamlı değişmektedir. Dünkü insan, hatta biraz evvelki insan aynı insan değildir. Fiziksel bilimlerin metotlarıyla insanı incelemek yetersizdir. İnsanın içe bakışa, kendi üzerinde derin bir murakabeye ihtiyacı vardır. Zaman-zaman olaylardan uzaklaşıp kendini dinlemelidir. Psikoloji, psikiyatri ve diğer insani bilimler henüz emekleme çağındadır. Eski bilgelerin, insanı tanımaya çalışan üstatların, mürşitlerin metotlarını incelemeliyiz. Eskiden insan kendini tanımaya daha çok çalışıyor ve tanıyordu. Medeniyetimiz buna fırsat vermiyor. İnsan etrafındaki değişiklikleri duyumsamıyor. Yağmurun, karın, fırtınanın, açlığın, yokluğun, uykusuzluğun, riske atılmanın, yolda yürümenin, yorulmanın, yediği yemeğin farkına varmıyor.     

İnsandaki intibak mekanizmaları canlandırılmalı. Canlı organizmaların intibak mekanizmaları meydana getirilen suni ortamla gerilemiştir. İnsan yeterice gayret göstermiyor. Hâlbuki gayret yani çaba, canlıların varoluş yasasıdır. Bir organ ve doku çaba gösterdiği oranda varlığını geliştirir. Gayret olmazsa organlar atrofi’ye uğrar yani küçülür. İntibak mekanizmaları bugün rahatımızı sağlayan vasıtalar yüzünden işletilmez hale gelmiştir. Rahat yaşamak insanın lehine değildir. Bir ağacın köküne az su gibi fazla su vermek de zararlıdır. Kimse elini sıcaktan soğuğa sokmuyor, tabii ortamlarda yaşamıyor, gerçekliği hissetmiyor. İnsanın en yüksek kapasiteye ulaşması için doğal yollardan bu mekanizmalarını canlı tutması gerekir. Zorlukla karşı karşıya gelmekten insan çekinmemeli. Organlarımızın faaliyetlerinin yerini aletlerin alması ruhsal ve psikosomatik hastalıkları çoğalmıştır.     

İnsan zaman içindedir, madde ise zamansızdır. Madde milyonlarca yıldan beri öyle değişmeden durmaktadır. İki tür zaman vardır. Biri objektif veya fiziksel zamandır ki saat veya diğer aletlerle ölçülür. Bu herkese göre aynıdır, değişmez. İnsanın fizyolojik varlığı bu zamana tabidir. Bir de sübjektif veya izafi zaman vardır ki herkese göre uzunluğu kısalığı değişir. Güzel bir olay yaşarken zaman insana çok çabuk geçiyormuş gibi gelir. Sıkıntılı ve zahmetli anlarımızda ise zaman geçmek bilmez. İnsan zamanı aktivite ile doldurduğunda zaman uzar. Çaba gösteren, yaşayan, hareket halinde olan, zamanını bir işle dolduran insanın zamanı uzundur. Zor işler yapanların ve çocukların zamanı böyledir. Bunların fizik, fizyolojik ve zihinsel aktiviteleri en yüksek düzeydedir. Yaşlıların zamanı ise boştur, çok çabuk akıp gider. İçine hiçbir meşguliyet konulmazsa insan ona yetişemez. Hızlı akan bir ırmak gibidir yaşlının zamanı. Aylar yıllar su gibi geçer. Gücü tükendiği için onun akışına kendini uyduramaz. Arkasından hayıflanır kalır.     

İnsanın zihinsel gelişiminden ziyade estetik, ahlaki, sanatsal gelişimine önem vermeliyiz. Okular sadece zekâyı işler. Okumamış olanlar daha sonraları okuyarak bu eksikliği telafi edebilir. İnsan kendi kendine zekâsını geliştirebilir. Fakat ahlak duygusunun, kişiliğin gelişimi ona uygun ortamların varlığını gerektirir. Çocuklar, gençler iyi hasletler edinmek için ahlaki bir çevrede yetişmelidir. Çünkü ahlak ve karakter yüz-yüze alınır. Cesareti, cömertliği, adil olmayı, sevmeyi ancak böyle adamları görerek, bunların arasında yaşayarak öğrenebilirsiniz. Ahlaken geri ve yoksul bir çevreden iyi insanlar çıkmaz. Asıl fakirlik ruhsal fakirliktir. Yeterli teşvik ve motivasyonu ailesinden alamayanlar hayatta başarılı olamazlar.

İnsanın beslenmesi de önemlidir. Yeterli besini alanların alamayanlara göre zekâca daha iyi geliştiğini bilim ortaya koyuyor. Hayvansal protein ve alkolle beslenenler, sebze ile beslenenlerden daha hareketli oluyorlar. Ayrıca tabiat şartları ve iklim ahlak ve karakter üzerinde etkilidir. Cesur ve atılgan insanların soğuk ve çetin şartlarda yetişmesi sebepsiz değildir. Varlıklı ailelerin çocukları daha zeki ve başarılı oluyorlar. İstatistikler bunu ispatlamıştır. Akıl hastalığı olanların çocukları ekseriya buna duçar oluyor ve aşağı bir hayat yaşıyor.      

İnsanın gerçeği kitaplarda, teorilerde ve doğmalarda değil her gün yaşadığı, temas ettiği çevresindedir. Çalıştığı iş, konuştuğu insanlar, gökdelenlerdeki bürolar, kullandığı aletler, yiyip içtiği, yapıp ettikleri şeyler insanın gerçeğidir. İnsanların bunları gözlemleyerek kendini tanıması lazımdır. İşte karşımızda duran insan budur. Bu koşullarla beraber onu ele alacak ve tanımaya çalışacağız. Bir insan modeli ve kalıbından hareket etmeyeceğiz. Bunlar soyut görüşlerdir, bizi aydınlatmaz ve bir bilgi vermezler. Hiçbir model bize yaşayan insanı tanımakta yeterli olmaz. Bütün soyutlamalar eksik ve hatalıdır.      

O pek çok ruhsal hastalığın dua ile iyileşebileceğini söyler. İnsan dua edenleri seyretmekle bile iyileşebilir. Kehanet ve telepati gibi fiziki bilimlerle açıklanamayan madde ötesi algılamaların varlığı ortaya konulmuştur. İnsanlığın büyük önderlerinde, peygamberlerde, kahramanlarda, velilerde bu olaylar görülür. Bunlar kimsede olmayan sezgilere ve geleceği görme yetisine sahiptirler. Bunların sezgileri geleceğe uzanabilir. Bunların antenleri son derece gelişmiştir. Mistik tarikatlarda varlığından bahsedilen “zamanın dürülmesi” olayı bilim tarafından anlaşılmasa bile kolayca reddedilemez. Evet, bunları bir tıp doktoru olan zat diyor. Ki bu zat gözlem ve tecrübenin dışında bir metoda iltifat etmiyor. Halen Fransa’da dua ile tedaviye yer veren bir merkez vardır: lourdes. Hastalar şifa bulmak için buraya akın-akın gitmektedirler. Ama çağımız aydınlarının çoğu zihnin dışındaki realitelerin varlığından habersiz yaşamaktadırlar.      

Olgulardan hareket etmeli. Gözlem ve tecrübeyi mantığa tercih etmeliyiz. Soyut düşünce ve muhakemeler gerçeği kavramakta yetersizdir. Kolayına geldiği için insan düşünceyi gözleme tercih ediyor. Zor olan şey düşünmek değil gözlem yapmaktır. Gözleme dayanmayan akıl yürütmeler insanı hayattan uzaklaştırır. Kendini geliştirmek insana düşen bir görevdir. Çevreden hiçbir yardım gelmese de insan bunu yapmalı. İnsan kişiliğini geliştirmek istiyorsa her gün yaptıklarını kontrol etmeli. Hata ve sevaplarının dökümünü çıkarmalı. İnsan kısa zamanda bunun yararını görür. Kendimizi düzeltmenin tek yolu hatalarımızı görmektir. Bu, başta zor gelse de zamanla insan buna alışacak ve neticelerini görünce zevk alacaktır. Her gün veya her hafta sonları yaptıklarını yazmalı.        

Dr. Carrel seçkinci bir görüşe sahiptir. Öjenizmden yani soyun ıslah edilmesinden yanadır. İnsan neslinin kalitesinin artırılması için canilerin, ıslah olmaz suçluların, doğuştan aptalların uygun metotlarla yok edilmelerini uygun görür. Bunlar için gaz odaları kurulmalı der. İnsana bu kadar değer veren bir zatın bu fikirleri savunması çelişki değil mi? Ruhen veya bedenen hastalıklı insanların varlığını toplum için bir yük olarak görmek insani ve ahlaki midir? Bunlardan alacağımız bir ders yok mu? Bunlar da toplum için gerekli değil mi? Bu hususta onun Darvin’den ve Nietzsche’den etkilendiğini sanıyoruz. Batılı’nın bilinçaltında daima hayatın bir mücadele olduğu ve güçlülerin ayakta kaldığı fikri yatar. Dr.Carrel’in kitapları Almanya’da büyük ilgi görmüş, öjenizm ile ilgili düşünceleri Nazilerin saf ırk yaratma politikalarında etkili olmuştur.       

O Batılı beyaz insanın soyunun yozlaşma ve azalma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu ilk görenlerden ve bunun için önlemler alınmasını isteyenlerdendir. Bu şekilde giderse Batılı insan yeryüzünde egemenliğini kaybedecek, dünyaya daha geri ırklar egemen olacaktır. Acilen tedbirler almak gerekir. Batılı nüfus artmalı, geri ulusların nüfusu azalmalıdır. Batılıların nüfus kontrolünü bize tavsiye etmelerinin ve bu hususlarda yardımlarda bulunmalarının sırrı budur. Dr. Carrel 1941 yılında Mareşal PETAİN ile görüşmesinden sonra “Fransız halkının nüfus ve insani problemlerini ele alan bir vakfın” başına geçirilir. O da nihayet Batı medeniyetinin ve içinde yetiştiği ortamın etkilerini taşır. Bu medeniyete göre, hayat hakkı sadece güçlülerindir. Üst insanlar yetiştirmek tabiatın amacıdır. Darvin’den gelen Doğal Ayıklanma anlayışı bu fikirlerin menşeidir. İnsanlığın uğradığı iki dünya savaşının da müsebbibi bu görüştür.

Kısaca: insanın bir cephesini aydınlattığı için dr. Alexis Carrel’ in kitapları değerlidir ve okunmalıdır. Bu çabası inkâr edilemez. Fakat yazılan hiçbir kitabın hatasız olmadığını akıldan çıkarmamak lazım. İşaret ettiğimiz hatalı görüşlerini bilerek okumalı. Eleştirmeden ve doğruluğuna inanmadan hiçbir fikri kabul etmemeliyiz.

 

 


İlgili Yazılar

Bir Cevap Yazın

Son Yorumlar

    İlkelerimiz

    Sitemiz, zararlı içerikler barındırmamaktadır. Sitemiz, üyelik sistemi içermemektedir. Yapılan yorumlarda sitemizde haber ve yazılarla ilgili yapılan yorumlarda tehdit veya küfür içeren, üçüncü kişiler ile ilgili rahatsız edici din,dil,ırk,cinsiyet ayrımına yönelik ve Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı ifadeler ve materyaller kullanılamaz.Aksi takdirde sitemiz gerekli yasal işlemleri başlatma hakkını saklı tutar. Doğabilecek yasal sorumluluklardan sitemiz sorumlu tutulamaz. Sitemiz , ”Basın Meslek İlkeleri” ne bağlı kalacağına söz vermiştir.

    Haberdar Olun

    Sitemiz ile alakalı güncel kalmak, sitemize ait tüm bildirilerden haberdar olmak için mail listesine abone olun.

    Üye olun, ve yenilikleri kaçırmayın...