Düşünce, Haberler, Köşe Yazısı, Yazılar

BERTRAND RUSSELL

0 45

indir

Russell Yirminci yüzyılın en çok okunan ve tanınan filozoflarından biridir. Bunun sebebi felsefesini halkın anlayacağı akıcı ve vazıh bir dille anlatmasıdır. O yalnız akademik seviyede kitaplar yazmakla kalmamış, halkın seviyesine de inerek felsefeyi sevdirmiştir. Açık seçik dili ve yüksek ifade kabiliyeti yüzünden 1950 de Nobel edebiyat ödülünü aldı. Russell aristokrat bir aileye mensuptur. Ağabeyinin ölümünden sonra lord unvanını almıştır.

Russell yüzyıla yaklaşan ömründe (1872-1970) akla, bilime, demokrasiye, sosyalizme, liberalizme, barışa olan inancını yitirmeden düşüncelerini yaymak için çaba gösterdi. Hem filozof hem de barış taraftarı aktif bir eylem adamı olarak yaşadı, savaş karşıtı tutumundan dolayı yargılanıp hapis de yattı. 1966 da “Russell Mahkemesi” adıyla kurduğu bir heyetle Vietnam savaşından dolayı Amerika’yı suçlayıp yargıladı. Bu heyette çağın tanınmış bilim, sanat ve düşünce adamları yer alıyordu.

Russell akademik kariyerinin başında WHİTEHEAD ile birlikte yazdığı “Principia Mathematica” kitabıyla tanınmıştır. Kendi felsefesini MANTIKÇI ATOMİZM olarak adlandırır. Matematik ve mantığın temeldeki yakınlığı üzerinde durur. Mantığın en temel önermelerini atomlara benzettiğinden bu adı kendine almıştır. Analitik felsefecidir. Hayatın bütün alanlarıyla ilgilenmiş ve her konuda görüşlerini ortaya koyan kitaplar yazmıştır.

Russell bilimi ve aklı esas alır. Felsefeyi bir nevi üst bir bilim olarak kabul eder. Ona göre felsefe gittikçe bilimleşecektir. Doğruluğu kanıtlanmayan şeylere inanmamayı düşünme yöntemi olarak seçer. Hiçbir önyargıya ve doğmaya bağlı olmadığını, olgulardan ve gözlemlerden hareket ederek düşündüğünü söyler. Hiç bir gelişmenin bilime zarar veremeyeceğine inanır. Deterministtir. İndeterminizme iltifat etmez. Ona göre atom ve atom altı evrende nedensiz gibi görünen ve bir kurala uymayan hareketler bilime olan güveni sarsmaz. Bunların sebebinin bir gün bilineceğine inanır. Gerçek bilim istatistiktir. Bilimsel kanun istatistik alanda geçerlidir. Tek-tek olaylarla doğrulanamayan yasa, bir yığın içinde doğrulanabilir. Mesela toplumlarda kadın-erkek oranı hiç değişmez.

Russell bilimin ahlaka yol gösterebileceğini söyler. Bilimlerin sonucu olan tekniğin tabiatın ve insanlığın tahribinde kullanılmamasını, savaşlara alet edilmemesini ister. Savaşları doğurduğundan dolayı milliyetçiliğin bir felaket olduğunu söyler. Dünya devletinden bahseder. Cinsel ahlakta serbestliği savunur fakat aileyi gerekli görür ve bunun amacı olan çocukları ailenin temeli sayar. Russell Allah’a ve dine inanmaz. Bunların korkudan ve insanın acizliğinden doğduğunu söyler. İnsan yaşamında aklın egemen olmasını ister. PSİKANALİZE bir aşama gibi baksa da fazla inanmaz. Freud’un “bütün davranışlarımızın kaynağı olarak bilinçaltını ve içgüdüleri görmesini” haklı bulmaz. İnsanın nötr olarak doğduğuna, ona verilen eğitimle iyi veya kötü olabileceğine inanır. İlköğretimi çok önemser. Kendi ilkelerini uyguladığı bir ilköğretim denemesine de girişmiştir.

Russell’e göre insan üç mücadele alanının içindedir. Birinci alan tabiatla olan mücadelesidir. Bilim ve teknik sayesinde insan bu alanda üstünlük kazanmış, tabiatın kuvvetlerinden yararlanmayı öğrenmiştir. Fakat tabiatı tanıyıp keşfettiği oranda insan kendisini tanımamaktadır. İnsan meydana getirdiği tekniğin boyunduruğu altına girmiştir. Doğasına uygun olmayan bir çevre yaratmıştır. İkincisi insanın insanla olan mücadelesidir. Bu da siyasetin alanıdır. Bu alanda da tamamıyla insanın lehine iktidarlar teşekkül etmiş değil. İnsanlar yeterince kabiliyetlerini geliştirebilecekleri sosyal ortamlara kavuşmuş değiller. Bireyin özgürlüğü ile devletin gücünün dengelenmesi lazımdır. Birey özgürlüğü devlete feda edilmemeli. Üçüncü alan insanın kendisiyle olan mücadelesidir ki bu da dinin, ahlakın ve psikolojinin alanına girer. İnsan bu konularda ne düşündüğünü açık seçik olarak belirlemelidir. Aklın yol göstericiliğine inanmalı. İnsanın aklını kullanması ve üretici olması onu özgürlüğüne kavuşturur. İnsanın kendini anlaması, kendi kuvvetlerine dayanması lazımdır.

Russell, insan mutluluğunun dört esasa dayandığını söyler: 1.Sağlık, 2.Yeterli gelir, 3.Yakınlarıyla iyi geçinme, 4.İşinde başarılı olmak. O insanların aktif bir hayat yaşamalarını, kamuoyuna da fazla bağlı olmamalarını ister. Ona göre sahip olduklarının keyfini çıkaran ve kendini başkalarıyla kıyaslamayan kimse mutlu olur. İnsanı mutsuz eden onun başkalarına yetişmek arzusudur. İnsanların mutlu olmaları için enerjilerini verimli bir alana boşaltılmaları lazım. İçgüdüleri bastırmanın bir yararı yoktur. İnsanlardaki yıkıcı arzular ve şiddet isteği ancak bazı olumlu faaliyetlere yönelerek ortadan kaldırılabilir. Çok sıkılan insanlara tehlikeli yolculuklara ve maceraya atılmalarını öğütler. Zorluklar ve zorunluluklar karşısında insanın sıkılmaya fırsatı kalmaz. İnsan yaratıcı, yapıcı, üretici olmalıdır. Bu onu bunalımlardan korur. Üretici olan insan kendine inanır ve özgüven sahibi olur. İnsan, hayata olan ilgileri oranında kendini ve başkalarını sever ve hayatı terk etmeye hazır olarak yaşar. İnsan potansiyelini iyi yollara kanalize ederek dayanıklılık ve cesaretini artırabilir. Dağcılık gibi bütün zor sporlar bunu sağlar. Birbiriyle yarış insanı mutsuz eder. Çünkü bütün insanların aynı olanaklara ve refah seviyesine ulaşmaları imkânsızdır. Herkes başkan olamaz!

Russell’ in eğitim konusunda dikkate değer gözlemleri ve görüşleri var. Eğitim anlayışı akılcı, modern, liberal ve demokratiktir. Herkese yönelik genel bir eğitim yanında olanakları olanların daha iyi hocalardan yararlanabilmesini medeniyetin ilerlemesi için gerekli görür. Medeniyeti tek-tek bireyler ilerletmiştir. Toplumu bunlardan mahrum bırakmamak lazımdır. Eğitim kişilik ve zekâyı geliştirmek bakımından çok önemlidir, bebeklikten başlamalıdır. Cahil ana babaların ve bakıcıların elinde çocuklar çok kötü yetiştirilebilirler. Eğitimin temeli çocuğa dürüstlüğü ve korkusuzluğu öğretmek olmalıdır. Kötü iktidarların ideoloji dayatmalarından, beyin yıkamalarından halkı kurtarmak lazımdır. Disiplin içten gelen güdülere dayanmalı. Zora ve kırbaca dayanmamalı. Ahlak eğitiminde öğüt ve telkinden ziyade verilmek istenen mesajın kavratılmasına çalışılmalıdır. Eğitimden amaç,  hayatta yararlı olan şeyleri elde etmektir. Klasik diller ve edebiyatlar önemli olsa da o kadar da gerekli değildir. Bugün artık Latince ve Yunanca öğrenmenin kimseye yararı yoktur. İnsan duyarlılığı ve hümanizm yalnız klasiklerle sağlanmaz. Bilimin ihtişamı insanı yeterli duyarlılığa ve heyecana ulaştırabilir, onu insani ve ahlaki bakımdan yükseltebilir.

Russell bilim ve sanatların temel güdüsünün yararcılık olamayacağını, insanın bilinmeyene karşı olan tutkusun bilimi doğurduğunu ve anlamanın verdiği zevkin ve güzelliğin her şeyden üstün olduğunu söyler. Öyle olamasaydı bilim ve sanat adamları o kadar büyük meşakkatlere katlanamazlardı. Teknik yarar ancak bir yan ürün olarak düşünülmeli, kendiliğinden gelmeli. Üniversite hocaları fabrika patronlarının arzuları yönünde çalışan insanlar olmamalı. Bilim adamları özgür olmalı ve bu hususta devletin bütçesi kullanılmalı. Üniversitede öğretimden çok araştırmaya önem verilmeli. İstidatlı olan gençler devlet bursları ile desteklenmelidir. Russell siyasi iktidarın kötülüklerini önlemede en uygun rejimin demokrasi olduğuna inanır. Her türlü dikta ve totalitarizme karşı çıkar. Kendisini sosyalist olarak tanıtmasına karşılık totaliter Sovyet Sosyalistlerini şiddetle yerer. O halklar için sosyal devleti savunur ama bireyin ezilmesini de kabul etmez. Ona göre ne birey ne de toplum birbiri aleyhine güç kullanmalı. Bugünkü merkezi devletler tarihte görülmedik biçimde bireyin hayatında etkili olup onu yönetip kontrol etmektedirler.

Russell insanlık için en büyük tehlikenin ırkçılık ve milliyetçilik olduğunu söyler. Bunlar savaşlardan, açlık ve sefaletten başka bir şey doğurmaz. Bilim ve tekniğin hayatımıza getirdiği rahatlık ve kolaylık ahlakla birlikte olmazsa insan mutlu olamaz. Daha çok kazanmak ve güç sahibi olmak için insanlar zayıf ve nahif olanların gözyaşlarına bakmadan haklarını elinden alıyor.

Russell eleştirisi: Güzel, akıcı dili ve düşüncelerinin kolayca anlaşılması yüzünden Russell hoşlanarak okunan bir düşünürdür. Dogmatik değildir. Ona göre bütün değerler isteklerden doğmuştur. “Bir şey bana değerli geliyorsa onu istediğimdendir”. Russell’den öğrenilecek şeyler vardır. Fakat mesela dünya devleti ve cinsel ahlakta eşler arasında gerektiğinde serbestlik gibi görüşleri fazla uçuk ve fantastiktir. Hiçbir makul temele dayanmazlar. Russell bilim dışında hiçbir hakikatin olamayacağını söylemekle esasında dinlerin tutumuna benzer bir şey yapıyor, inancını dile getiriyor. Böyle bir söz dogmatiktir. Bilim hiçbir zaman mutlak bir gerçekliği dile getiremez. Fakat Russel kitaplarında dindarlarla ve dini düşünceyle fazla uğraşmaz, düşmanlık yapmaz. Asıl üzerinde durulacak yönü düşünme yöntemidir. Ona göre ilkokuldan başlayarak çocuklara olgular üzerinde düşünmeyi öğretmeli ve onlara bütün ihtimaller ve seçenekler gösterilmeli. Bir olayın çeşitli bakımlardan bilgisi verilmeli ki objektif bir yargıya varılsın. Çocuklara hiçbir ideoloji ve resmi görüş dayatılmamalı.

Ona göre: “Doğruluğu hakkında açık kanıtlar bulunmayan hiçbir şeyi kabul etmemeli”. Bu, insanın hareket kabiliyetini sınırlayan ve daraltan bir tutumdur. Hâlbuki buna karşılık Descartes, çok daha evvel bunun tam karşıtını savunmuştu. Descartes, kendinize yeni bir ev yaparken eski kulübenizi hemen yıkmanız gerekmez diyerek yanlışlığı ispatlanıncaya kadar eski inançlarımıza bağlılığı müsamaha ile karşılar. Bir düşünceden ancak yanlışlığı kanıtlanınca vazgeçmeli. Hayatımızı kuşkuya dayandıramayız. Bir şeye inanmak ve güvenmek zorundayız. Bize öğretilenlerin tamamının yanlış olduğunu varsaymak elimizi kolumuzu bağlar. Yanlışlığı kanıtlanmış bir düşünceye bağlılık elbette tasvip edilemez. Ama onların yerine koyacak doğru düşüncelerimiz yoksa neden onlardan vazgeçelim. Hele onlar hayatımızda işe yarıyorsa…

Russell mutlaka okunması gereken bir filozoftur. Renkli bir kişiliği, kıvrak bir zekâsı ve yararlı düşünceleri vardır. Görüşleri insana yeni bakış açıları sağlar, ufkunuzu açar. Ama her dediğini doğru kabul etmek için bir neden yoktur. Bütün görüşleri doğru olan bir insan henüz dünyaya gelmemiştir. Russell de esasen kimsenin kendisine körü körüne inanmasını istemez.

 


İlgili Yazılar

Bir Cevap Yazın

Son Yorumlar

    İlkelerimiz

    Sitemiz, zararlı içerikler barındırmamaktadır. Sitemiz, üyelik sistemi içermemektedir. Yapılan yorumlarda sitemizde haber ve yazılarla ilgili yapılan yorumlarda tehdit veya küfür içeren, üçüncü kişiler ile ilgili rahatsız edici din,dil,ırk,cinsiyet ayrımına yönelik ve Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı ifadeler ve materyaller kullanılamaz.Aksi takdirde sitemiz gerekli yasal işlemleri başlatma hakkını saklı tutar. Doğabilecek yasal sorumluluklardan sitemiz sorumlu tutulamaz. Sitemiz , ”Basın Meslek İlkeleri” ne bağlı kalacağına söz vermiştir.

    Haberdar Olun

    Sitemiz ile alakalı güncel kalmak, sitemize ait tüm bildirilerden haberdar olmak için mail listesine abone olun.

    Üye olun, ve yenilikleri kaçırmayın...