Düşünce, Haberler, Köşe Yazısı

1960-1980 ARASI İSLAMCI DERGİLERİN SERENCAMI

0 219

dergi2

Hiç kuşkusuz bir toplumun düşünce hayatı, felsefi birikimi, İslamcılık serüveni, ekonomik ve siyasal tartışmaları, dergilerle iç içe girmiştir. Bu anlamda dergiler herhangi bir tarihsel kesitin düşünsel birikimi hakkında bilgi elde etmek istendiğinde başvurulacak en önemli kaynaklardır. Özellikle Tanzimat’tan beri modern Türk düşünce tarihi üzerine yapılacak araştırma kaçınılmaz olarak bizi dergilerin eşiğine bırakacaktır. Batıcılık, Türkçülük ve İslamcılık başta olmak üzere bütün fikir akımları dergiler etrafında hayat bulmuştur. Bu anlamda Cemil Meriç’in dergileri “hür tefekkürün kaleleri” olarak görmesi anlamsız değildir. Bu yüzden incelenen dönem hakkında yeterli bir araştırma yapabilmek için yayınlanan dergileri analiz etmek gerekir. Öyle görülüyor ki, İslamcılığın serüveni de bir anlamda dergilerin serüveni ile iç içe girmiştir. Bu yüzden 1960-1980 arasında, diğer düşünce akımlarında olduğu gibi İslamcılığın etrafında yaşanan tartışmalar dergiler tarafından yürütülmüştür.

Kuşkusuz belirli bir tarihsel kesit ölçüt olarak alındığında, sadece o zaman dilimine bağlı kalmak imkânsızdır. Çünkü daha önceden doğan ama söz konusu döneme de damgasını vurmuş dergiler olduğu gibi, söz konusu dönemde doğan ama o dönemin sona erdiği tarihten sonra da hayatını devam ettiren dergiler de vardır. Bu yüzden ister istemez 1960- 80 arası İslamcı yayınları izlerken önceki ve sonraki dönemlere atıf yapılacaktır.

Editörlüğünü Vahdettin Işık, Ahmet Köroğlu ve Yusuf Enes Sezgin’in yaptığı ve Ahmet Köroğlu, Necdet Subaşı, Asım Öz, vahdettin Işık, Mahmut Hakkı Akın, Mustafa Oğuzhan Çolak, Yunus Emre Özsaray, İlhan Sadıkoğlu, Şerife Nihal Zeybek, Ayşen Baylak, Alperen Gençosmanoğlu, Ahmet Karakaya, Alev Erkilet, Mustafa Aydın, Serkan Yorgancılar, Ertuğrul Zengin, Mehmet Erken, Kamil Yeşil, Tuba Aydın ve Fatih Kubur gibi yazarlar dönemin en güçlü dergileri olan Büyük Doğu, Diriliş, Edebiyat Dergisi, Mavera, İslam, Hilal, İhlas, Zülfikar, Yeniden Milli Mücadele, Çatı, Akıncılar, Akıncı Güç, Milli Gençlik Dergisi, Düşünce, Şura, Tevhit, Hakses, Tohum ve İslam Medeniyeti dergilerini incelemektedirler.

Hiç kuşkusuz süreli yayın olan dergiler, yayınlanmaya başladıktan itibaren içinde doğup büyüdükleri sosyal ve siyasal gelişmelerden etkilenirler. Bundan dolayı 1960-1980 arası yayın yapan dergiler de, dönemin siyasal şartlarından etkilenmesi doğaldır. Kuşkusuz dönemin en belirgin siyasal atmosferi, 10 yıllık Demokrat Parti döneminin arkasından gelen 27 Mayıs Askeri Darbesidir. Öyle görülüyor ki, dönemin bütün siyasal gelişmeleri 27 Mayıs darbesiyle doğrudan veya dolaylı olarak ilgilidirler. Diğer yandan 27 Mayıs darbesini yapanların kendi içindeki çekişmeleri dönemin önemli siyasal olaylarından biri olarak karşımıza çıkar. 1960 darbesinin kurumsallaştırdığı vesayet geleneği darbeler zinciri oluşturmuş buna bağlı olarak 1960 -80 aralığına iki doğrudan darbe bir de muhtıra sığmıştır. Dönemin bir diğer önemli sorunu da Kıbrıs sorunu ve Kıbrıs’a dönük Askeri harekettir. Kuşkusuz dönemin diğer özelliği gençliğin radikalleşmesi ve silahlı sokak eylemlerinin ülkenin gündemine gelmesidir.

Türkiye’de İslamcılık üzerine yapılan çalışmalarda İslamcılık genellikle “Sebilürreşat” ve “Sırat-ı Müstakim” gibi dergilerle ilişkilendirilmesi, İslamcılığın dergilerle olan bağlantılarını ortaya koyar. “İslamcılık düşüncesinin Türkiye’de II. Meşruiyet döneminde kendi tartışmalarına ev sahipliği yapan dergilerle beraber belirginleştiğini söyleyebiliriz. Bu dönemde sadece İslamcılık düşüncesi değil, dönemin yaygın düşünceleri Türkçülük ve Batıcılık da dergiler vasıtasıyla daha iyi bir şekilde ifade edilme imkânı bulunmuştur.” (1960- 1980 Arası İslamcı Dergiler, Edt: Vahdettin Işık, Ahmet Köroğlu, Yusuf Enes Sezgin, İlen Kitaplığı, s: 7). Ahmet Köroğlu’na göre İslami dergicilik, Cumhuriyet döneminde 1940’lı yıllara kadar “İçe kapanma ve bekleyiş dönemi”, 1940-60 arası “ Geçiş dönemi, 1960 sonrası ise “Yeniden İnşa Dönemi”dir. Hiç kuşkusuz bu dönemler, ülkenin içinde bulunduğu siyasal atmosferin eseridir.

Cumhuriyet Dönemi İslami yayıncılıkta, cemaat ve tarikatların dergicilik serüveni, yeni ve beklenen bir nesil yetiştirme çabaları olarak öne çıkmıştır. Süreçte bir kısım İslamcı dergiler siyasetle iç içe girmiş bir kısmı da sistem karşıtı radikal bir kulvara sürüklenmiştir.

İslamcılığı dergiler üzerinden düşünmek ne kadar isabetlidir sorusu önemlidir. “Tüm bu benzer ve farklı dergilere baktığımızda Türkiye’de İslamcılık düşüncesinin geçmişinin analiz edilmesi ve ufkunun çizilmesi konusunda dergilerin özel bir önemi olduğu gerçeği tekrar karşımıza çıkmaktadır.”( 1960- 1980 Arası İslamcı Dergiler,  s: 39)

1960-80 arası İslamcı dergileri incelerken önceki dönemi de ihmal etmemek gerekir. Necdet Subaşı’ya göre “Modern Cumhuriyet’te 1960’a kadar ki dini yayınlar duygusal eğilim, siyasal yönelim, metinsel bağlam, içerik ve entelektüel donanım açısından ele alındığında bunların, gerçekte Tek Parti ve Çok Parti Dönemlerinin kendine has koşullarını içselleştirdikleri görülmektedir.”Bu durum beklenmedik bir şey değildir. Bu dönemlere damgasını vuran Kemalizm’in İslamcıların hedeflerine ket vurma ve engellemeye dönük siyasetidir. Bu siyaset tarzı İslamcılar arasında önemli bir konu başlığı olarak sürekli bir şekilde gündemde kalmıştır.

Asım Öz’e göre “Şüphesiz 1960 sonrası İslamcılığını anlamanın ön şartı, İslamcı dergilerin hikâyesini anlamaktan geçer. Ancak 1960 sonrasında, İslamcı dergi dünyasının aktörlerinin kimlerden oluştuğunu, burada hangi tartışmaların yürütüldüğünü kavramak için her şartta birtakım yapısal dönüşümlere dikkat kesilmek gerekmektedir.”( 1960- 1980 Arası İslamcı Dergiler s: 78) Kuşkusuz İslamcı dergiler yeni fikirler ortaya çıkarmak için ortaya çıkmıştır. Bu dönemde İslami dergiciliği etkileyen dış faktör, İslam dünyasının diğer havzalarında ortaya çıkan düşüncelerin tercümeler yoluyla gündeme girmesidir. İç faktör ise 1960 darbesi sonrası ortaya çıkan ve vesayeti kurumsallaştıran siyasal ortamdır.

Vahdettin Işık’a göre “İslamcı proje varlığını iki ana unsur üzerine kurmuştur. Bu unsurlardan biri ‘ iç bünyedeki zaafları anlamlandırma ve tamir etmenin gerekliliğine olan inanç’, diğeri ise ‘Batı saldırganlığına karşı olmayı esas alan emperyalizm karşıtlığı’dır.

1960-1980 tarihleri arası İslamcı dergilerde ele alınan konular şöyle özetlenebilir:

1-İslam’ın kaynaklarına dönüş.

2-Komünizm karşıtlığına vurgu,

3- Antiemperyalist tutum

4- İslam dünyasının potansiyelini harekete geçirme.

5-Tek Parti dönemine karşı eleştirel duruş.

6- Türkiye eksenli bir İslami anlayışın üretilmesi,

7- İslam medeniyeti üzerine akademik araştırmalar

8- İmam –Hatiplerin sorunlarını dile getirme.

1960-1980 arasında İslamcı sayılabilecek edebiyat, dini ve siyasal dergiler ve temel düşünceleri şöyle özetlenebilir.

Büyük Doğu: Necip Fazıl Kısakürek’in ismiyle özdeşleşen dergi, Tek Parti Döneminin bütün şiddetiyle sürdüğü yıllarda kurulmuş, Tek Parti karşıtlığı değişmez mücadele alanı olmuş, dönemin dindarlarının karşılaştığı sorunları dert edinmiş bir mücadelenin eseridir. 1943 yılında çıkmaya başlayan dergi, İslam ve Müslümanların yoğun baskı altında oldukları bir dönemde önemli bir işlev üstlenmiştir. DP, döneminde nispi bir rahatlama yaşandığı ortamda bile Necip Fazıl hakkında tutuklamalar ve baskılar devam etmiştir. Necip Fazıl komünizm ve Sovyetler Birliği karşıtı bir siyasal anlayışı savunmuştur. Bu yüzden İslam sosyalizmi gibi akımlara şiddetle karşıdır. Necip Fazıl 1960’lı yıllardan itibaren Türkiye’yi etkilemeye başlayan İbn Teymiye, Vahhabilik ve Abduh-Afgani çizgisini şiddetle eleştirmiştir. Buna paralel olarak Türkiye İslamcılığını derinden etkileyen Seyyid Kutub, Mevdudi gibi isimlere ve Hamidullah gibi araştırmacıları sert bir biçimde eleştirmiştir. Ayrıca kendi döneminde içerideki şekilci dindarlığı da “ham softa kaba yobaz” kavramsallaştırmasıyla eleştirmiştir. Necip Fazıl aslında eklektik bir düşünürdür. “Necip Fazıl düşüncesinde Türkiye’de sağ siyasetin üç ana unsuru olan milliyetçilik, muhafazakârlık ve İslamcılık bir arada bulunmaktadır” (1960- 1980 Arası İslamcı Dergiler, s: 192). Necip Fazıl İran Devrimi ile başlayan İslami anlayışa ve Ümmetçi arayışlara karşı tasavvuf temelinde yerli bir İslam anlayışını savunmuştur. Büyük Doğu Dergisi, siyasal anlamda yayın yaptığı süre boyunca CHP karşıtlığından asla taviz vermemiştir. AP kurulmasından itibaren bu partiyi destekleyen Necip Fazıl daha sonra MNP kurulmasını heyecanla karşılamış, ancak bu partinin CHP ile koalisyon yapması sonucunda eleştiriye başlamış, daha sonra MHP’yi desteklemiş, MSP ve lideri Erbakan’a karşı acımasız bir eleştiri kampanyası yürütmüştür. Necip Fazıl siyasal anlamda komünizm karşıtlığının olduğu her platformu desteklemiştir. “ Yazılarda ve illüstrasyonlarda görünen komünizme dair derin tehdit algısı dikkat çekicidir. Dönemin şartları göz önüne alındığında dışarıda Sovyet Rusya’nın etkisi, içerideyse Cumhuriyet rejiminin din üzerinde oluşturduğu baskının İslamcı bir dergi olan Büyük Doğu’nun yayın politikasını etkilemesi genel tabloyu yorumlarken ihmal edilmemelidir.”( 1960- 1980 Arası İslamcı Dergiler, s: 227)

Diriliş: Diriliş Dergisi kurucusu ve en önemli yazarı Sezai Karakoç ismiyle bütünleşmiştir. 1960-1992 yılları arasında kesintilerle çıkmış bir dergidir Diriliş. Sezai Karakoç’un en önemli özelliklerinden biri, tarihteki parçacı anlayışlara iltifat etmemesidir. Onun anlayışında metafizikle örülmüş bütünsel bir tarih anlayışı baskındır. Tarihin belirleyici gücü ilk insanla ortaya çıkan ve Peygamberler tarafından temsil edilen, Hz. Muhammed ile kemal noktasına erişen bir ülküdür. Sezai Karakoç bu anlayışı “diriliş” adı altında kavramsallaştırır. Bu kavramsallaştırma aslında bir medeniyet tasavvurudur. Tarih ilk insanla başlayan hakikate karşı çıkanlarla hakikati temsil edenlerin sürekli savaşıdır. “ Sezai Karakoç, Tanzimat sonrasında ortaya çıkan parçalı tarih telakkilerine ve Türk tarih Tezi’nin iddialarına karşı bir hakikat medeniyeti ve hakikat tarihi tezi geliştirmiştir. Bu teze göre insanlığın yaratılışından itibaren ortaya çıkan ne varsa İslam medeniyet tarihine dahildir.”( 1960- 1980 Arası İslamcı Dergiler, s: 240). Medeniyet temelde tektir ve bugüne kadar gelmiştir. İşte Diriliş tezi tarih ve medeniyet perspektifinde İslam’ı yeniden ortaya koymaktır.

Edebiyat Dergisi: Nuri Pakdil önderliğinde 1969-1984 arası çıkan Edebiyat dergisi, İslamcı anlayışın çeşitli kalemlerine yer veren edebiyat dergisidir. Yerli düşünceyi öne çıkaran Edebiyat Dergisi aynı zamanda sosyal konuları da işlemiştir. Derginin çıkış yazısında ülkemizde Edebiyatın batılılaşma ile birlikte yabancılaştığını, yerli düşünceden uzaklaşarak koptuğunu belirten Nuri Pakdil, bu anlayışa karşı yerli bir Edebiyatın imkânlarını aramıştır. Derginin ilkeli bir yönü de herhangi bir ekonomik desteğe dayanmamış olmasıdır. Edebiyat Dergisi edebiyattaki başkalaşmaya karşı yerli düşüncenin imkânlarını yoklayan iradenin 60’lı yıllardaki karşılığıdır. Dergi, yüzeysel politik anlayışlar yerine köktenci bir yaklaşımla konuları ele almak eğilimindedir. Derginin önemli bir özelliği de Ortadoğu, Afrika ve Arap ülkelerindeki edebiyat ürünlerini tanıtmış olmasıdır. Edebiyat dergisi çok sayıda edebiyatçının yetişmesine kaynaklık eden bir okul işlevi de görmüştür.

Mavera: Mavera Dergisi Cahit Zarifoğlu’nun bir şiirinde kullandığı “Yedi Güzel Adam “ tarafından kurulan bir edebiyat düşünce dergisidir. Mavera Dergisi bir kişiye bağımlı bir dergi değildir. Dergiye ‘mavera’ ismi Rasim Özdenören tarafından önerilmiştir. Mavera adı tüm bilgileri akılla temellendiren Batı uygarlığına karşı, bütün insan bilgilerinin kaynağında Allah’ın olduğuna işaret eder. Mavera, yayın hayatı boyunca Allah rızasını hep en önde tutmuş ve bunu derginin genel ilkesi haline getirmiştir. Dergi kaliteli ve İslami duruşu hedef alan edebiyat ürünleri vermeyi hedeflemiştir. Mavera, çeşitli özel sayılar da çıkarmış, o dönemlerde oldukça gündemde olan Afganistan cihadına da duyarlı bir yayın yapmıştır. “Mavera Dergisi, İslami duyarlılığı elden bırakmadan kaleme alınmış, sanatsal özellikleri haiz edebi ürünleriyle öne çıkmıştır. Bu bağlamda Müslüman edebiyatçıların kendini ifade etmek imkânı bulamadığı Cumhuriyet Dönemi Edebiyatında, önemli bir basamak olmuştur.”( 1960- 1980 Arası İslamcı Dergiler, s: 271)Mavera sadece edebiyatla yetinmeyerek dünyada ve ülkemizde gelişen siyasal olayların analizine de yer vermiştir. Dergide şiirden hikâyeye kadar edebiyatın çeşitli alanlarında ürünler yayınlanmıştır. “Mavera, gerekli gördüğü durumlarda tepkisini dile getirmekten çekinmeyen, okuyucusuyla kaynaşmış, kaliteli edebiyat ve düşünsel ürünlere sayfalarında yer ayıran bir dergi olmuştur. Yazar ve şairlerinin dini duyarlılıkları, derginin genel havasında daima hissedilmiştir. “(1960- 1980 Arası İslamcı Dergiler, s: 273)

İslam: 1956 yılında yayına başlayan İslam Dergisi 1965 yılına kadar kendine özgü bir çizgide yayınlanmaya devam etmiştir. Dergi daha sonra 1976 yılında bir yıl süreyle yayınlanmış ve yayın hayatına son vermiştir. Dergi her sayısında klasik İslam ilimlerine yer vermiştir. Bunların yanında İslam sanatı, İslam tarihi gibi konular hakkında makaleler yayınlanmış ve kitap yayıncılığı da yapmıştır. Dergi genel anlamda İslam coğrafyası ile yakından ilgilenmiştir. En fazla ilgilenilen coğrafyalar ise Avrupa, Amerika ve Uzak Doğu’da yaşayan Müslüman azınlıkların olduğu bölgeler; Avrupa, Ortadoğu ve Asya ekseninde çoğunluğu Müslüman olan bölgeler; Hicaz ve Kıbrıs bölgeleridir. Dergide komünizm ve sosyalizm konuları da sıklıkla işlenmiştir. İslam mecmuası yayınlarında dört temel konuyu öne çıkararak ele almıştır. “İlk olarak İslam Mecmuasında nüfusu yoğun olarak Müslüman olan coğrafyalara atfında Pakistan en çok ilgiyi gören coğrafya olarak öne çıkmaktadır. İkinci olarak sınırlı da olsa pek çok bölgeye değinilirken coğrafi ve tarihi olarak en yakın olmasına rağmen Bilad-i Şam denilen bölgeye hemen hemen hiç değinilmemiştir ve İsrail üstü örtülü de olsa tanınmış görünmektedir. Üçüncü olarak Hicaz ulus devlet yapılanmasından bağımsız olarak İslam Mecmuasının zihin dünyasında ayrı bir coğrafi varlığa sahiptir. Dördüncü olarak Kıbrıs milliyetçi hassasiyetlere eşlik eden dini hassasiyetlerle milli bir dava olarak savunulmakta ve geniş gündem bulmaktadır. Son olarak ise İslam dünyası dışında kalan coğrafyaların soğuk savaş parametrelerine paralel şekilde, Sovyetler Birliği ve kurucu ideolojisini İslam ve Müslümanlar için en büyük tehdit olarak gören algıyla “kötü öteki”-“kötünün iyisi öteki” ayırımı yapıldığı hissedilmektedir.”( 1960- 1980 Arası İslamcı Dergiler,  s: 290)

Hilal Dergisi: Hilal Dergisi Nurcu akımın önde gelen temsilcilerinden Salih Özcan’ın kurduğu ve yönettiği bir dergidir. 1958 yılında yayınlanmaya başlayan Hilal Dergisi 1993 yılında kapanmıştır. Pozitivist modernleşmenin ağırlıklı olarak hüküm sürdüğü Türk üniversitelerinde İslami ağırlıklı düşünenler dergide kendine yer bulmuştur. Savunmacı bir refleksle İslam’ın ilim dini olduğu tezi sıklıkla dillendirilir. Hilal Dergisi Türkiye’de çok önemli ve geniş bir yazar kadrosuna sahiptir. Dergi, Nur talebelerine uygulanan baskı ve şiddeti hemen her sayısında gündeme getirmiş, Said Nursi’nin davaları ve ona yöneltilen suçlamalara cevaplar verilmiştir. Derginin sahibi Salih Özcan’ın şahsi dostluklarının da etkili olduğu, İslam ülkelerinden çok yönlü bir çeviri faaliyetine girişilmiştir. Mevdudi, Nedvi, İkbal, Hamidullah, Seyyid Kutub, Hasan el-Benna gibi İslam âlimlerinden yapılan çeviriler İslamcılık düşüncesine katkı yapmıştır. Dergide ayrıca Cezayir ve İsrail konuları sıklıkla işlenir. Ayrıca Salih Özcan’ın yurt dışı seyahatlerinden elde ettiği izlenimler dergide yayınlanarak diğer İslam coğrafyalarından haberdar olunur.

İhlas, Zülfikar ve Uhuvvet Gazeteleri: Bu gazeteler Said Nursi’nin vefatından sonra İslami yayıncılığın oldukça sınırlı olduğu 60’lı yılların ilk yarısında Nur talebelerinin gazetecilik faaliyetleri çerçevesinde çıkan ve büyük ilgiyle karşılanmış gazetelerdir. Gazetelerin yayın faaliyetlerinin merkez noktası Risalelerdir. “…ele aldıkları konular bakımından İhlas, Zülfikar ve Uhuvvet gazetelerinin öncelikli hedefi Anadolu halkını Risale-i Nurların neşri yoluyla muzır düşüncelerin şerrinden korumaktır ve yapılan bu iman hizmetinin siyasete alet edilmemesine özel bir dikkat gösterilmektedir.”( 1960- 1980 Arası İslamcı Dergiler, s: 324)

Yeniden Milli Mücadele: 1968-1978 yılları arası etkin bir yayın faaliyetine giren Mücadele Birliği temelde kendini sağ olarak tanımlayan siyasi kültürel bir harekettir. Mücadele Birliği, içeriden zaafa uğratılmış toplumun millet ideolojisi etrafında bütünleşmesini hedefler. Mücadele ötekine karşı fiili çatışmayı da içine alır. Milli Mücadeleye atıf yapılarak çıkardıkları derginin adına “Yeniden Milli Mücadele “ adını vermişlerdir. Osmanlı devletinin gerileyip çökmesi sonucu verilen mücadelenin devamı olarak; Yahudilik, Hıristiyanlık ve Komünizm karşısında saldırıya maruz kalan halkımızı kurtarmak için yeniden milli mücadele kavramsallaştırılmıştır. Yeniden Milli Mücadelecilerin savunduğu milli İslamilik kavramı kuşkusuz, MHP tipi milliyetçilikten farklıdır.  Mücadele Birliği, diğer İslam coğrafyalarında kurulan İhvan gibi İslami kuruluşlara karşı daha milli çizgide bir paradigmaya sahiptir. Mücadele Birliği, Yeniden Milli Mücadele, Pınar, İlim Kültür ve Sanatta Gerçek dergileri ile Bayrak Gazetesi yayınlamıştır. Yeniden Milli Mücadele Dergisinin en dikkat çeken özelliği halk için ciddi bir mücadele zemini hazırlamaktır. Dergi “İlmi sağ” ve İnkılâp ilmi” kavramları üzerinde durmuştur. Dergide yayınlanan makalelerde İlmi sağ “Sadece sola karşı bir protesto hareketi olarak değil, bizzat milletin ideolojik yapısının ilimleşmesi ve hareketlenmesi” (1960- 1980 Arası İslamcı Dergiler, S: 352)olarak tanımlanıyordu. İdeolojiler ancak karşı ideolojilerle yıkılabileceğinden sol ideolojiler de ancak sağ ideolojiyle yıkılabilir anlayışını ilke edinmiştir. Öyle görülüyor ki, ilmi sağ kavramsallaştırması, sola karşı bir mücadele aracı olarak düşünülmüştür. İnkılâp ilmi ise toplumun dönüştürülmesi için yöntemi ifade etmektedir. Yeniden Milli Mücadele hareketi, antikomünist, antikapitalist, antisiyonist, milli değerler ve İslam inancına değer veren bir harekettir. Burada milli kelimesi İslamcılık anlamında kullanılmaktaydı. Milli Mücadelecilerin amacı yeniden bir milli devlet kurmaktır. Ancak şunu belirtmek gerekir ki, yeniden Milli Mücadeleciler doğrudan İslami bir söylem geliştirmemişlerdir. Sağcı, milli bir hareket olarak bir tür milli İslamcılık olarak karşımıza çıkmaktadır.

Çatı ve Milli Gençlik Dergileri: MTTB tarafından çıkarılan dergilerdir. Milli Gençlik Dergisi dönemin İslamcı kalemlerinin yazdığı bir dergidir. Çatı ise lise öğrencilerine dönük çıkarılmıştır. Milli gençlik İslami bir çizgide yayın yapan ve komünizmi en büyük düşman ilan eden bir yayın anlayışına sahiptir. “Milli Gençlik Dergisi MTTB’nin süreli yayın organıdır. MTTB gençliğinin fikirlerini ve söylemlerini hem kendi teşkilatlarına hem de kamuoyuna aktarmak amacıyla çıkarılan bir dergidir.”( 1960- 1980 Arası İslamcı Dergiler, s: 375)

Akıncılar ve Akıncı Güç Dergileri: Akıncı Güç dergisi Akıncı hareketin düşüncelerini aktardığı ve teorisini oluşturduğu yayın organıdır. “Salih Mirzabeyoğlu ve Hüsnü Kılıç’ın önderlik ettiği ‘Akıncı Güç’ün Büyük Doğu fikriyatına referansla İslamcı hareketin metodolojisini tutarlı bir şekilde metne döktüklerini kabul etmek gerekir. Akıncılar ise hiçbir zaman bu şekilde bir iddia ile yola çıkmamıştır. “(1960- 1980 Arası İslamcı Dergiler, s: 396) Akıncılar dergisi dönemde etkili olan şiddet sarmalı içine girmeyi kesin bir dille reddetmiştir. Davranış biçimi olarak tebliği benimsemişlerdir.

Düşünce Dergisi: Düşünce Dergisi 70’liyılların ikinci yarısında yayınlanan(1976-1979) İslami entelektüel bir dergidir. Asıl etkisi ise 1980 darbesi ertesinde gerçekleşecektir. Düşünce Dergisinin en etkili yazarı sonraları Medine Vesikası tartışmaları çerçevesinde gündeme gelen Ali Bulaç’tır. Düşünce dergisine Paralel olarak Düşünce yayınları kurulmuştur. Yayınevi iç ve dış İslami birikimi, özellikle de İran birikimini aktarmaya çalışmıştır. Çeviri eserler arasında İranlı sosyolog Ali Şeriati’nin ağırlığı göze çarpmaktadır. Düşünce dergisi sağ muhafazakâr düşünceden kendini ayırmış ve İslamcı tanımlamasıyla yayın yapmıştır. Dergi sağ muhafazakârlıktan ayrı tanımlanan İslamcılık konusunda büyük katkı yapmıştır.

Şura-Tevhit-Hicret gazeteleri: Bu gazeteler aslında İslami tavrın radikalleşmesini işaret eder. Bu gazetelerin ilk özelliği illegal olarak izin alınmadan çıkarılıyor olmalarıdır. Buna karşın kırk binlere varan satış seviyesine ulaşmışlardır. Dergilerde İslam devleti ve demokrasi tartışmaları, genellikle demokrasiye yönelik eleştiriler ekseninde yapılmıştır. İran devrimini etkisiyle gündeme gelen hilafet tartışmaları, vatan kavramının yeniden tanımlanmasına dönük çabalar, İran İslam Devriminden etkilenme ve değerlendirmeler, Partileşme ve MSP hakkında değerlendirmeler, Pakistan’a destek, Laikliğe dönük eleştiriler, Kadın hakkında radikal değerlendirmeler, Eğitim sistemi ve Risale-i Nur hakkında eleştiriler, Atatürkçülük, Masonluk ve masonlarla mücadele gibi konular dergide yer bulmuştur. “Şura,Tevhit ve Hicret Gazetelerinde ifadesini bulan radikal söylem kavramlar üzerinden yürütülen bir düşünce hareketidir. Bu hareket; Afganistan’ın SSCB tarafından işgali ile başlayan bağımsızlık sürecinden, Ziya –ül Hakk’ın Zülfikar Ali Butto’yu devirmesinden, İran’da meydana gelen İslam Devriminden, Mısır ve Suriye’deki İhvan-ı Müslim hareketinden, Pakistan’daki Mevdudi’nin rehberliğini yaptığı Cemaat-i İslami’den etkiler taşır.” (1960- 1980 Arası İslamcı Dergiler, s: 437)

Hakses Dergisi: 1924 yılında kurulan DİB’nın yayın organı olan Tohum Dergisi, 1965 yılında yayına başlamıştır. Kuşkusuz DİB, Türkiye’nin laiklik tecrübesini oluşturan en önemli devlet kurumudur. Derginin sivil alandaki İslami yayıncılığa olan mesafesi dikkat çekmektedir. “Dergi manifestosunu üç temel amaç etrafında belirlemiştir:

1-Senelerdir sıkıntı çeken müftü, müsevvid, vaiz, Kur’an öğreticisi, imam ve müezzinler arasında iletişim sağlamak

2-Gündeme gelmeyen problemleri duyurmak için bir mecra inşa etmek ve

3- Gaye davalarını inşa edecek bir platform oluşturmak”( 1960- 1980 Arasında İslamcı Dergiler, s: 444)

Dergide en fazla iman ve ibadet, siyasi politik ve konjonktürel gelişmeler, ahlak ve vatandaşlık bilgisidir. Hakses Dergisinde yayınlanan hutbelerin büyük çoğunluğu iman ve itikat ile ilgilidir. Ateizm ve komünizm karşıtlığı, afet ve savaş gibi toplumsal konular, güncel-ulusal konular, ekonomik konular, yardıma muhtaç çocuklar, vatandaşlık ve ahlak inşası, toplumsal düzen ve anarşizm karşıtlığı, çocuk yetiştirmede anne –baba sorumluluğu, kötü alışkanlıklar, Türklerin Anadolu’da kazandıkları zaferler dergide sıkça ele alınan konulardır.

Tohum Dergisi: İmam –Hatiplerin sorunları etrafında yoğunlaşan bir yayın politikası izleyen Tohum Dergisi 1963 yılında yayınlanmaya başlamıştır. Bunun yanı sıra fikir ve sanat yazıları da yayınlamaktadır. “1963’te yayınlanmaya başlayan Tohum dergisi, ekonomik, siyasi, toplumsal gerekçelerle zaman zaman dağıtımına ara verse de yarım yüzyıldır yayın hayatına devam etmektedir… Tohum Dergisinin özellikle en çok dikkat çeken noktası, ilk sayısından itibaren siyasi erk ile olan mücadelesidir. İmam Hatip Okullarının ve Mezunlar Cemiyetinin talep ve şikâyetlerini duyurma vazifesi de gören dergi, okulların durumları, öğrenci problemleri, yurt dışında yapılan eğitim kampanyaları ve cemiyet çalışmalarının halk üzerindeki yansımalarını görmek adına da faydalı olmuştur.”(1960-1980 Arası İslamcı Dergiler, s: 478-479) Tohum Dergisi, imam-hatip okullarının sorunları etrafında yoğunlaşmış, daha genel anlamda laik sistem içinde dini eğitimin imkânlarına dönük çalışmalar yapmış uzun soluklu bir dergidir.

İslam Medeniyeti Dergisi: 1967 yılında yayınlanmaya başlayan dergide dini, kültürel, sosyolojik makalelerin yanı sıra popüler halk dindarlığına ait sorunlara da geniş ölçüde yer verilmiştir. İslamcı düşüncenin henüz emekleme döneminde medeniyet kelimesi üzerine yaptığı vurgu kuşkusuz önemlidir. Dergi de medeniyet Türkleri merkeze alan bir açıdan incelenmekte, ekonomik konulara da yer vermektedir. Dergi günlük siyaset ile ilgilenmek yerine daha ilmi sorunlara yoğunlaşmıştır. Dini anlayış olarak Ehl-i Sünnet çizgisini referans alan dergi bu anlayışın dışındaki dini yorumlara mesafeli ve soğuktur. Dergi, İslamı tüm hayatı kuşatan bir perspektiften ele almaktadır. Medeniyet anlayışı bakımından Mehmet Akif’in anlayışına yakın durmaktadır. İslam medeniyeti dergisi, yayın hayatı boyunca meydana gelen önemli siyasal olaylara karşı hep mesafeli durmuş ve akademik bir yayıncılığı önemsemiştir.

Türkiye’deki İslamcılık düşüncesi, bir anlamda İslamcı dergilerin mücadelesidir. Çünkü farklı anlayışlar genellikle dergi ve gazeteler yoluyla fikirlerini dillendirmiş ve halka ulaşmaya çabalamışlardır. “1960-1980 Arası İslamcı Dergiler” adlı, eser, İslamcılığın serüvenini izlemek isteyenler için temel bir başvuru kaynağıdır.


İlgili Yazılar

Bir Cevap Yazın

Son Yorumlar

    İlkelerimiz

    Sitemiz, zararlı içerikler barındırmamaktadır. Sitemiz, üyelik sistemi içermemektedir. Yapılan yorumlarda sitemizde haber ve yazılarla ilgili yapılan yorumlarda tehdit veya küfür içeren, üçüncü kişiler ile ilgili rahatsız edici din,dil,ırk,cinsiyet ayrımına yönelik ve Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı ifadeler ve materyaller kullanılamaz.Aksi takdirde sitemiz gerekli yasal işlemleri başlatma hakkını saklı tutar. Doğabilecek yasal sorumluluklardan sitemiz sorumlu tutulamaz. Sitemiz , ”Basın Meslek İlkeleri” ne bağlı kalacağına söz vermiştir.

    Haberdar Olun

    Sitemiz ile alakalı güncel kalmak, sitemize ait tüm bildirilerden haberdar olmak için mail listesine abone olun.

    Üye olun, ve yenilikleri kaçırmayın...