Haberler, Röportaj

TARİHÇİ -YAZAR MUZAFFER TAŞYÜREK İLE ERZURUM TARİHİ MERKEZLİ BİR SOHBET – 3

0 65

Konuşan: Mehmet ÖZDEMİR                   21.05.2016 / Erzurum

SAMSUNG CAMERA PICTURES

 

Erzurum’u Ruslar mı daha çok yıktı, TOKİ mi?

Erzurum’a geldiğimde çocukluğumun geçtiği mahalleleri gezmek istedim. En çok da Kadana Mahallesini. Ama TOKİ girmiş tarumar etmiş, altını üstüne getirmiş. Bir şehrin geçmişini yok ediyorlar.  Eski mahallelere dokundurtmamak lazımdı diye düşünüyorum.

Hocam, bu soruyu cevaplayarak Sarıkamış’la bağlayalım sohbeti.  

Şimdi, Rusların bu şehri yıktığını bilmiyoruz. Bu şehirde Tebriz Kapıdan Yakutiye Medresesinin olduğu yere kadar olan caddeyi açan Ruslar. Ama o caddenin açıldığı güzergâhta ilk yıkımı yapan biziz. Tarihi bir gerekçedir, bir şey diyemiyorum ama tarihi özellikleri olan mahalleleri kaldırmak kentsel dönüşüm adına yapılan bir cinayettir. Yani bir mahalle kültürünü kaldırdık. Mahalle kültürünü kaldırdığımız için bakkalımız bitti, komşuluğumuz bitti.  Efendim eskiden evler dal dala veriyordu, sırt sırta veriyordu, yan yana veriyordu. Şimdi üst üste, kibir ve ihtiras üst üste çıkıyor. En üstteki en kibirli insan oluyor, alttaki komşusunu düşünmüyor. Komşuluk ilişkileri yok. Geniş evlerdeyiz. Erzurum’da 200-250 metre karelik evler var. En ufak ev 110 metre kare. Yani eskiden 30-40 metrekarenin üstüne 2-3 kat koyarak, misafir odası yatak odası, gusülhane, kiler, odunluk yaptığımız ve 10-12 kişi yaşadığımız o sıcak evler yok artık.  Şimdi 250 metrekarelik evde iki kişi yaşıyor, ev eşya dolu, modern eşyalar dolu. Kutsal odalarımız var, misafir odaları kutsal odalardır, dokunulmaz, girilmez. Bayramdan bayrama hısım, akraba birbirini görüyor. Dolayısıyla biz kendi elimizle yaptık bunu.

 kentsel-donusum-erzurumda-hiz-kazandi

Hocam, ama bir direniş de olmadı. Bu mahallelere dokunmayın, bu mahalleler aslına uygun yeniden inşa edin, en azından müze gibi bir mahalle oluşturun diyen de olmadı. TOKİ yıkıyor, TOKİ kültürü yıkıyor, TOKİ geçmişi yıkıyor.

Hocam sizi fazlasıyla yorduk. Son olarak Erzurum’dan Sarıkamış’a doğru bir uzanalım.

Evet, Sarıkamış’ı çok çabuk sulandırdık. 10 sene içinde öğrendik ama 10 sene içinde de en çok tartıştığımız konular içine soktuk. Hüzündür, dramdır bir kahramanlık tablosudur Sarıkamış.  Çanakkale çok yazıldı, çok konuşuldu. Çanakkale ile ilgili çok çarpıcı tablolar, hikâyeler derlendi, toparlandı. Sarıkamış’la ilgili yeni yeni anılar yayınlanıyor. Sarıkamış hadisesini Şerif İlden yazdı. Enver Paşa’ya karşı Mustafa Kemal Paşa, Kâzım Karabekir öne sürülüyor. Şerif İlden’in kitabını cumhuriyet gazetesi mi, akşam gazetesi mi yayınlayarak ona karşı bir şey oluşturdular.

Şerif İlden yazdı tamam. Ama Şerif İlden’in kitabının dışında yayınlanan bir sürü hatıra daha var. Bugün yazılan yayınlanan hatıralara baktığımız zaman -Enver Paşa’yı ben burada parantez içine alıyorum- yapacak başka bir şeyi yoktu. Yani çökmekte olan bir imparatorluğun kaderini omuzladılar. Bu ayrı ama tecrübesizliği var. Yani öğretmenlik yaptınız. Öğretmen arkadaşlarımız var burada. Bir üniversitede bir araştırma görevlisi, bir okutman getirilip rektör yapıldığında o üniversiteyi ne kadar idare edebilirse Enver Paşa’nın durumu da öğleydi. Enver Paşa bir meydan savaşı kazanmamış. Yarbaydı, silahı, Kuran’ı, bayrağı masanın üzerine koyarak yemin eden arkadaşları tarafından iki ayda paşa rütbesine çıkarıldı. Belki ihtiyaçtı diyebiliriz ama tecrübesizliğinin de başarısızlığımız üzerindeki etkisi büyüktür.  Almanların müthiş dolduruşuna gelerek Almanların yanında yer aldı. Kader diyorum ben buna.

sarikamis_4632

Ruslar gelmiyor muydu?

Ruslar gelsin. İlk etapta Ruslara karşı Hasan İzzet Paşa burada, 2. Ordu komutanı burada. Hasan İzzet Paşa burada o muharebeleri yapıyor ama elde ettiği başarılardan habersiz. Kısmi başarılar elde etmişiz ama o başarıları elde ettiğimizi görememişiz. Rusları durdurmuşuz ama Rusların durdurulması hakkında bilgimiz yok. Köprüköy’de, Azap’ta kısmi başarılar elde etmişiz. Geri çekilmemizde Alman subaylarının etkisi var. Yani Alman kurmaylar var. 3. Ordu Komutanı Hasan İzzet Paşa’ydı ama kurmay da Alman Bronzart Paşa’dır. Burada Alman subaylar da vardı. Alman subayların öyle bir derdi yoktu. Alman subayların, Goltz Paşa’nın bir askeri hedefi vardı. O askeri hedef Birinci Dünya Savaşından önce çizilen bir stratejidir. 0 strateji de şuydu;  ileride çıkması muhtemel bir savaşta (görüyorlar artık bunu, çekişme var, emperyalist devletler kamplaşıyorlar, bir savaş çıkacak ) Türkleri Kafkasya’da Ruslar üzerine, Kanalda da İngilizler üzerine saldırtmaktı. İkisini de yaptılar. Planlar İstanbul’da da konuşuldu, tartışıldı ama Almanya’da, Berlin’de onaylanmadan uygulanmaya konulmadı. Enver Paşa’nın ordudaki hiyerarşik sitemi yıkarak Harbiye Nazırı olması gerekiyordu. Harbiye Nazırı oldu. Almanların istediği de oydu zaten. Biz kendimizi Birinci Dünya Savaşında bulduk. Tarafsız kalabilir miydik onu tartışıyorlar. Bu tarafta zaten kabul etmedi. İngiliz, Fransız, Rus ittifakı; yani dediler ki sen dur. Ama Enver Paşa gibi devlet adamları da onu şöyle yorumladılar. Evet, biz şimdi durursak bunlar kendi aralarındaki meseleyi hallettikten sonra bizi yerler dediler. Doğrudur, hallettikten sonra yine yediler. Yani Mondros Ateşkes Antlaşmasıyla yine yediler. Biz kredi istiyoruz. Dostluk antlaşması imzalanıyor. Alman meclisinde bir tartışma oluyor. Alman meclisi karışıyor. Orada deniyor ki, yahu bu adamlar hasta, ölüyor. Yani bu insanları niye biz müttefik olarak alacağız. Hem niye kredi vereceğiz. O tartışılırken bir Alman kurmayın bir konuşması var mecliste. Efendiler diyor, Bir milyon sekiz yüz bin Türk (bu önemli, hep altını çiziyorum bunun) süngüsü var. Adam demiyor, asker demiyor. Diyor ki, Bir milyon sekiz yüz bin Türk süngüsü var. Bunlar diyor İngilizlerin yanında bize karşı savaşacağına bizim yanımızda İngilizlere karşı savaşsınlar diyor. Materyal olarak görüyor adam bizi. Hatta o dönemde gazetelerde yapılan değerlendirmelerde Anadolu’yu Almanlar kendilerinin çiftliği olarak görüyorlar. Almanya’daki gıda maddeleri, tarım ürünleri, hayvansal ürünler Anadolu’da işlenecek, oraya taşınacak. Almanya yine kalkındırılacak. Yani biz kazansaydık da Almanya’nın sömürgesi olacaktık. Kaybettik İngiltere’nin sömürgesi yapmaya çalıştılar, yine yapamadılar elhamdülillah. Bağımsızlığımız için savaştık. Buradaki olay o. Yani kader getirdi bizi Almanların yanında savaşa sokturdu. Savaşa hazır değildik. Seferberlik hazırlığımız yoktu bizim. Yani bu konuda yapılan Türk Tarih Kurumundan da çıkan akademisyenlerin yaptığı lojistik çalışmalar var. Yani Birinci Dünya Savaşında lojistiğimiz. Bir söz var: “Sarıkamış Karadeniz’de kaybedildi.”

sarikamis

7 Kasım, 8 Kasım o civarda Almanya’dan gelen, İstanbul’daki fabrikalarla Edirne bölgesindeki fabrikalarda dokunan işlikler, elbiseler, çizmeler ve silahlar, uçaklar.(uçak da var gemiler de) çeteciler var. İttihat Terakkinin çetecilerinin olduğu 3 gemi, Bahr-ı Ahmer, Mithat Paşa gemileri 3 tane gemi İstanbul’dan yola çıkıyor. Bunlara koruma verilmiyor. Bunlar kendi başlarına çıkmadılar. Boğazdan çıkmalarına izin verildi. Yani bunlar gidiyor, bunlara koruma verilmedi. Bunlar Sinop önlerinde Ordu önlerinde Ruslarla karşılaştılar ve bu gemileri Ruslar batırdı. Bu tarafta ise Erzurum’da kasım ayazında asker yiyecek bekliyor, giyecek bekliyor, palto bekliyor, mermi bekliyor, ayakkabı bekliyor. Oysa onlar denizin dibinde. Bunu subaylar haber aldılar. Bunu subaylar öğrendi ama asker öğrenemedi. Ha şey geliyordu, mekkâre dediğimiz katırların çektiği iki tekerlekli arabalarda sağlık malzemesi. Undu, bulgurdu, buğdaydı bilmem ama yetmesi mümkün değildi. Yani bir katır arabası.

Asker ilerliyor. Asker Samsun’dan Erzurum’a 10. Kolordu 32 günde gelmiş. Günde 30 kilometre yürümüşler. Bugün var mı öyle bir babayiğit? Günde 30 km yürütmüşler askeri ayağındaki çarıkla.  Niğde Ulukışla’ya gidiyordu demiryolu Polatlı’dan.  Niğde Ulukışla’da inen asker Niğde Ulukışla’dan Erzurum’a günde en az 30 km yürüyerek geldi. Gelen askerin ayağı patlamış, derisi çorabına yapışmış, yorgun, aç, hasta. Yani gidiyor köylerde bulduğunu yiyor. O namussuzluğu da yapmışlar. Namussuzluk diyorum yani gelmiş senin ahırına girmiş oradan koyun istemiş, inek istemiş, bir şey istemiş senet vermiş. Savaştan sonra ödenecek. Kesmiş yedirmiş askerine. Ama arkadan durmadan geliyor. Yani sosyal yaşam da, tarımsal yaşam da felç o dönemde. Diyor ki, Erzurum’un damızlık tohumları da bitti, damızlık hayvanları da bitti. At ırkı tükendi diyor. Erzurum bölgesinde iki bin deve çalışıyormuş. Trabzon, Tortum, Hasankale arasında develerle yük taşınıyor. Erzurum’da iki bin deve ölüyor. Develer Çeşmesi var Mahallebaşı’nda. Develer Çeşmesine, deve kervanlarının olduğu bir yere yani bir şey kavuşturamamışlar. Sargı bezi yok, hastalanan askere bakacak doktor yok. Bu bölgede 282 tane doktor ölüyor tifüsten. Hastalanarak ölüyor. Yani bizim kahramanlığımıza, yiğitliğimize, yürekliliğimize, savaşçılığımıza hiç kimse laf söyleyemez. Ama mermi yok ya. En son Ankara’da Genelkurmaya gidip bir kitap aldım.  Türk silahlı kuvvetlerinde dergilerinde 3 sayı özel sayı çıkarmışlar. İki tane kolordunun günlüklerini çıkarmışlar, yayınlamışlar. Orada Hafız Hakkı Paşa’nın emri var. Diyor ki; “asker komutanlarının izni olmadan sırt çantasındaki ekmeği yiyemez.” Emri o verecek ki, yesin. Yani tedbir olarak. Ateş açarken düşmanı vuracaksa ateş açsın. Öbürü makineli tüfekle saldırıyor, bu vurabileceksen ateş aç diyor. Mermi yok, bizim kayıp noktamız bu. Yoksa komutanlarımız becerikliydi.

14390912_1726446970704597_2859867772544778462_n

Haberleşme sistemi yok. Çok önemli, bu bölgede Oltu’da birbirleriyle çarpışıyorlar. 12 km uzunluğunda kablomuz var. Yani seyyar telefonlarımız var ya buradan ılıcaya kadar. Aşkale’yle haberleşemiyorsun, haberleşme sitemi yok. Ta oraya Enver Paşa’nın gelişi var. Sarıkamış önlerine 9. Kolorduyla geliyor. Haberleşme sistemi çökmüş. Onu bir hatıratta anlatıyor. Diyor ki, bir atlı geldi, atından indi çenesinin yarısı yok. Top mermisi tam yanından geçmiş, çeneyi götürmüş ama o haliyle yine gelmiş. “Paşam tepenin ardında Ruslar, geliyorlar” diyor şehit oluyor. Haberleşme yok ya. Giresunlu İrfan Çavuş var, diyor ki; “yaylaya çıktık, biliyoruz Rus bizi gözetliyor. Yaylaya iyice çıkınca bir makineli tüfek sesi başladı. Hasır gibi doğradılar. Kendimi attım yere,  Rus akşama kadar hiç kesmedi ateşi. O yaylayı taradı durdu. Başını kaldıran gidiyor. Neyse akşam oldu Rus ateşi kesti. Belli ki, Rus bizim öldüğümüzden emin oldu. Artık ateşi kesti. İşte o akşam alaca karanlığında, o yaylada Kuran sesleri yükselmeye başladı. O dönemde herkes Kuran okumasını bilirdi. Herkes öleceğini biliyordu. Öleceklerini bilenler Yasini bilen Yasini okuyordu bilemeyenler namaz surelerini okuyordu. Herkes kendi Kuran’ını kendi okuyordu.” Çanakkale’de böyle bir sahne yok. “Herkes kendi Kuran’ını kendi okuyordu, yavaş yavaş sesler kesildi. Baktım donacağım. Olur mu, ölüden medet umulur mu? Ölüden medet umulurmuş. Girdim ceset yığınının arasına. Kimisi sıcaktı, kimisi donmak üzere. Girdim onların altına donmayayım diye ayazdan. Baktım sıcak sıcak bir şey akıyor. O karanlıkta baktım arkadaşımın kanı üzerime akıyor. Sabahı zor ettim. Sabah çıktım kimse var mı kimse var mı diye bağırdım. Bir elin parmakları kadar arkadaşımız kalktı. Koskoca alay yok olmuştu.” Yok olur tabii silah yok, mermi yok. Bunların hepsi donmadı.

images-1

O haliyle Sarıkamış’ın önüne kadar gittiler. Sarıkamış’a girdiler. Sarıkamış’a girenler açtılar, yiyecek bulmaya koştular. Tarihçiler öyle diyor, yani kendiliğinden gelen birlikler. Cenabı Hakk’ın yardımı. Ruslar vagonlarla gelmişler Sarıkamış’a. Orada savaşın seyri değişiyor. Onların bir komutanı -yüzbaşı ya da binbaşı- sancağı sarıyor gövdesine, sancağı kaçırıyor oradan, Sarıkamış’tan. Hafız Hakkı Paşa ile Enver Paşa haberleşmede birbirlerinden kopmuşlar. Mesela Enver Paşa’nın orada askeri bir hatası var. Nedir o?  Enver Paşa Genelkurmay Başkanı olarak  -yani bugünkü anlamda-  Başkumandan Vekili. Kolordu komutanları var. 3. Ordu komutanını görevden alıyor. Hasan İzzet Paşa’yı görevden alıyor. Yerine atayacak adam yok. 3 ordu komutanlığını üstleniyor. Bak şimdi Genelkurmay Başkanlığı 3. Ordu Komutanlığını üstleniyor. O da yetmiyor. 9. Kolordu komutanını beğenmiyor, onu da görevden alıyor. 9. Kolordu Komutanlığını da üstleniyor. Enver Paşa          -askeri uzmanların söylediğini söylüyorum- nasıl ki Hasan İzzet Paşa Köprüköy’de karargâhını kurmuş, kolorduları sevk ediyordu. O da sevk ve idare noktasında duracaktı. Ama o kadar cesur, o kadar yürekli biri. Bir elinde tabanca, bir elinde kılıç Kızılkilise’de en önde koşuyor. O Bronzart,  Türk subaylara diyor ki, “durdurun bunu, engelleyin, bu ölürse her şey bitecek.” Serseri bir mermi gelse, isabet etse Türk Ordularının Başkomutanı gitti, savaş bitti. O kadar büyük cesaret sahibi biri.  Sevk ve idare kopuyor işte.  Bak 10. Kolordu Komutanı Hafız Hakkı Paşa iki gün sonra geliyor olay yerine. Ertesi sabah Sarıkamış’ın önlerinde buluşacaklarına düşmüş bir Rus birliğinin peşine. Hedef saptırmışlar. Ta nerelere gidiyor oradan dönüp geliyor. İşte Alahuekber Dağını aşınca o zannediyor ki hemen Sarıkamış’a ineceğim. Ben oraya gittim ağustosta. Dağı aşıyor ki bir yayla, Sarıkamış yok ortada. Öbür dağın arkasında. Askerler yayladan aşağı, sırttan aşağı bırakıyorlar kendilerini, yuvarlanıyorlar, kayıyorlar. 45 bine yakın sayısı var Kolordunun. Sarıkamış’ın önlerine 1200-1300 kişi geliyor. Ondan sonra da Enver Paşa’yla da dargın ayrılıyorlar. Dolayısıyla yani Sarıkamış hadisesini duygusal mı dersiniz, askeri, stratejik, siyasi olarak mı dersiniz. Her şey var bunun içerisinde.

erzurum-sarikamis-sehitlerini-anacak-8015693_x_o

Almanya’nın yönlendirmesi var mı?

Tabii. Cepheye bizi süren Almanya’dır.

Doğrudan söylemese de…

Tabii, Stratejistler öyle anlatıyorlar. Almanlar, Avrupa’da Almanların karşısındaki Rus birliklerinin bir kısmını Kafkasya’ya kaydırmak için Türkleri Kafkasya’ya sürüyor. Dolayısıyla Orta Avrupa’daki Almanların eli güçlenecek Rus birliklerinin bir kısmı Kafkasya’ya kayınca.

Biz kendimizi toparladığımızda Kâzım Karabekir Paşa Bakü’ye girdi. Cumhuriyet kurdular. Bize oradan ilk çık diyen Almanlar. İngilizler düşmanımız ama müttefikimiz Almanlar; “Türkler çıksınlar buradan” diyor. İlk cumhuriyetimizi kuruyoruz.  Enver Paşa’nın kardeşi Nuri Paşa orada devlet kuruyor. İlk tepkiyi veren Almanlar. Bu da bizimle müttefik olmalarında samimi olmadıklarını bizi kullandıklarını gösteriyor. Yani Kut cephesinde de aynı. Goltz Paşa oranın komutanı. Orada da daha Bağdat şey olmadan İran cephesi açalım, İran’a kayalım projeleri var. Yani alabildiğince Anadolu’nun çocuklarını Almanlar harcattılar. Çanakkale’de de harcattılar.

images-12

Büyüklerimizden şöyle duymuştuk. Rus komutan demiş ki: “Enver Paşa bu kış dağa vurursa hiç korkmayın. Ama taarruz için baharı beklerse Demirkapı’ya kadar geri çekilin.”

Doğrudur. Ben de katılıyorum. Kazak Müslüman askerler var, -fotoğrafları var- Rus askerinin içinde. Bir komutanı esir almış bizimkiler. Karargâhta Rus komutan şöyle bakıyor. Yahu diyor siz nereye gidiyorsunuz? Bu kıyafetle nereye gidiyorsunuz? Kendi kıyafetine bakıyor çizme, başlık, palto yerli yerinde. Bizim askere bakıyor yazlık kıyafet. Siz çıplaksınız diyor. Hatta şu avukat var ya,  Ercüment Şenol, onun dedesinin atını almış gitmiş Enver Paşa. Onun dedesi Enver Paşa’yı misafir ediyor. Enver Paşa haritanın üzerinde çalışırken, “paşam müsaade ederseniz bir şey söyleyeyim.” De bakalım diyor Enver Paşa. o da diyor ki. “Burada kışlayın, size bakalım. Bu kışta, bu havada savaş olmaz. Enver Paşa: “Asker olsaydın seni kurşuna dizdirirdim” diyor.  Dönüşte de onların bir atını alıp gitmiş gönderirim diye.

Çok teşekkür ederim hocam. Çok verimli bir söyleşi, sohbet oldu.

 

 


İlgili Yazılar

Bir Cevap Yazın

Son Yorumlar

    İlkelerimiz

    Sitemiz, zararlı içerikler barındırmamaktadır. Sitemiz, üyelik sistemi içermemektedir. Yapılan yorumlarda sitemizde haber ve yazılarla ilgili yapılan yorumlarda tehdit veya küfür içeren, üçüncü kişiler ile ilgili rahatsız edici din,dil,ırk,cinsiyet ayrımına yönelik ve Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı ifadeler ve materyaller kullanılamaz.Aksi takdirde sitemiz gerekli yasal işlemleri başlatma hakkını saklı tutar. Doğabilecek yasal sorumluluklardan sitemiz sorumlu tutulamaz. Sitemiz , ”Basın Meslek İlkeleri” ne bağlı kalacağına söz vermiştir.

    Haberdar Olun

    Sitemiz ile alakalı güncel kalmak, sitemize ait tüm bildirilerden haberdar olmak için mail listesine abone olun.

    Üye olun, ve yenilikleri kaçırmayın...