Haberler, Köşe Yazısı, Yazılar

BABİL; DOĞU-BATI

0 73
dogu-ve-bati_293035

 

                                                                                “Üzerine tırmanmadan inşa etmek mümkün olsaydı,

                                                                                  BabilKulesi’nin yapımına belki izin verilirdi.” Kafka

 

Basın-yayın Babıâli’deydi önceleri İstanbul’da.

Bugünlerde Türkiye Suriye’deki Bab’a ulaşmayı hedefliyor.

Bab-ı âli yüksek kapı daha temelinde Tanrıların Kapısı.

Biz her şeyi yaşarken görmek istiyoruz. Yaşarken ulaşalım cennete, zafere, güzel günlere. Kafka, ‘Günah, Istırap ve Umut Üzerine Aforizmalar’ adıyla yayınlanan eserinde bunun mümkün olmadığını söylüyordu işte.

Enis Batur, James Joyce’unUlyssess’ine yazdığı önsözde ‘Babil’in kelime anlamı: Gökyüzünün kapısı. Ama bbl kökünden geliyor: Karış(tır)mak fiiliyle soy birliği taşıdığını biliyoruz. Karışıklığın kaynağı Yahve’nin bir kararına dayanıyor demek: Madem benimle boy ölçüşmeye kalkıştılar, bundan böyle anlaşamasınlar.

Cıva gibi bölünüyor diller. Âdemoğlu’na indirilen ilk cezaları düşünürsek (Cennet’ten kovulma, Nuh tufanı, Ninova’nın ya da Lut’un yerle bir edilmesi, vb. ), en güçlü, etkisi en kalıcı cezanın bu olduğu tartışma gerektirmiyor: Birbirinizi doğru dürüst anlayamayacak, birbirinizle kesin biçimlerde anlaşmaya varamayacaksınız.’

XX. yüzyıla savaş ve rekabetle giren Batı, ortak çatılar altında tekrar bir araya gelme, birlikler oluşturma eğilimine girerken genelde Doğu özelde İslam dünyası parçalanmaya bölünmeye ayrışmaya yöneldi.

Batı cenneti inşa ederken, doğu tekrar Babil kulesine (ayrışmaya) yöneldi sanki. Halbuki Tanrının kapısında olan biziz. Ellerinde İncil’le  (TheHolyBible) adından başka bir tesellisi yok batının.  Buna rağmen onlar vahdete (birliğe) yönelirken Doğu neden ihtilafların, ayrışmanın, mikro bölünmelerin eşiğinde?

 

Türkiye de bundan bağımsız değil. En azından yerel bir bölge kendisini ayrıştırmak için on yıllardır süren terörü tırmandırdı. Iraktan sonra Suriye de eklendi bu sendroma. Türkiye’de istikrarsızlık kaynağı olarak.

Batı, yüzlerce yıllar aralarında süren savaş ve menfaat çatışmalarına rağmeneski/yeni sorunları, ihtilafları askıya alıp kendi ‘cennet’ini ibda, inşa ve ihya eylemek azminde. İnsan hakları, AB normları, hayat standardı, güvenli ve müreffeh toplum içinde yaşama imkânlarını arıyor sürekli.Birlikler içinde. Kendi insanlarını ‘değerli’ kılmayı görev edinmiş.

Doğu ölümlerin, işkencelerin, hayatı ve insanı ucuzlatan her yolu deniyor. İnsana dair azamet tasarısından (ahsen-i takvim kılmaktan) çok Batı karşısında bilinci kamaşmış bir dağınıklıkla halden hale sürüklenmektedir. (Bu tabir, Tînsûresinin 4. âyetinde geçmektedir. Âyette; “Andolsun ki biz insanı en güzel biçimde (ahsen-i takvîm) yarattık” denilmektedir. Bu ayette geçen “takvîm”, eğriyi doğrultmak, kıvama ve nizama koymak, kıymet vermek ve kıymetlendirmek; “ahsen” ise en iyi, en güzel demektir. “Ahsen-i Takvîm” ifadesi insanın; ruh ve bedeni ile en mükemmel şekilde yaratıldığını, boyunun düzgünlüğünü, endamının eşsizliğini, dileyen, isteyen, düşünen, konuşan, yazan, anlayan, anlatan ve sanat kabiliyeti olan; hakkı bâtıldan, güzeli çirkinden, iyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan, hayrı şerden, tatlıyı acıdan ayıran akıllı bir varlık oluşunu ifâde eder.)

Afganistan, Filistin, Arap Baharı, Irak ve Suriye dağılma sonunda ilticaya yöneldi. Fikren batılı zihinlere sahip doğu,bedenlerini de oraya atabilmek için ölümü de göze alıyor. HolyBible’nin (İncil’in) mensuplarının egemen olduğu herhangi bir ülkeye kapağı atmak için yollarda, denizlerde, tel örgülerde. Ölümden geçerek hayat’a ulaşma umudundalar. Hayat artık batıda; yaşayabilmek şansı. İnsan olabilme, ahseni takvim sayılma ihtimali.

Bu manzaraya bakan batının; doğuyu, doğuluları küçümsemesi nasıl değerlendirilebilir. Üst insan medeniyetine katılmak için kitleler halinde hücum eden alt insanlar. Ölüm ve öldürmek dışında bir yeteneği olmayan.

’Kule inşasında insanoğlunun kendini ‘“harika”  katına koyma isteği belirgin. Kişinin, sınıfın, toplumun, uygarlığın yücelik edasını gösteriyor. Yeryüzünün gökyüzüne bir bakıma diklenişi okunuyor bu çabada. Babil, gerçekten de kilit bir simge: Onda insanoğlunun kolektif kibri tanımlanıyor.

Piramitlerde olduğu gibi bireyin, İskenderiye fenerindeki gibi bir şehrin erk gösterisinden taşan bir azamet tasa(rı)sı. (Enis Batur)’’

Batı bugün Babil’i inşa etmiş ceza aşamasından kazasız belasız geçmiş bir kibirle özgüven gösterisinde.

Gökdelenler/kuleler gibi bir azamet  tezahürü. Onlara özenen doğuya taşısa da bu kule-gökdeleni, bunlara hayat veren üstyapıdan habersiz. Akıl ve çabadan.

Bütün bir Asya ve Afrika’nın yöneldiği Avrupa (ABD-Batı) bu cazibeyi neden kazanıyor?

Ey koca şark! Ey ebedi meskenet! 

Sen de kımıldanmaya bir niyet et. 

Korkuyorum, Garbın elinden yarın, 

Kalmayacak çekmediğin mel’anet.M.Akif

diyordu. Buna doğunun parçalanmış halini, menfaatte bile bir araya gelememenin dağınıklığını ekleyin.

Bir ülke içinde ortak paydalar azalınca, partiler, gruplar arasında birbirini yok etmeyi önceleyen düşmanlıkları gözlemledikçe modern (çağımızda yaşayan-çağdaş)insanlarınneden medenî olamadıklarını açıklayamıyoruz.

Konuşma dilleri, kavramları, zihin dünyaları, parçalanıp ayrışmadı sadece her bir insanın duygu dünyası nefret/kin/düşmanlık üzerinde kümelendi. Aynı din, coğrafya, medeniyet, ülke, bağları dağılmaya engel olamadı.

Babil’i de inşa etmedik ama cezası doğuya düştü. Kibri batıya. Çünkü birbirimizi doğru dürüst anlamayı, birbirimizle kesin yollarla anlaşmayı önleyen bir ruh hali egemen artık. Bu gidişle yakın bir süreçte birlik (vahdet) yerine tefrika (ayrışma) sebebleri icat etmek dışında bir faaliyetimiz bulunmuyor..

Bu denklemi çözmedikçe çekmediğimiz kalmadı, kalmayacak.

 

 

 

 


İlgili Yazılar

Bir Cevap Yazın

Son Yorumlar

    İlkelerimiz

    Sitemiz, zararlı içerikler barındırmamaktadır. Sitemiz, üyelik sistemi içermemektedir. Yapılan yorumlarda sitemizde haber ve yazılarla ilgili yapılan yorumlarda tehdit veya küfür içeren, üçüncü kişiler ile ilgili rahatsız edici din,dil,ırk,cinsiyet ayrımına yönelik ve Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı ifadeler ve materyaller kullanılamaz.Aksi takdirde sitemiz gerekli yasal işlemleri başlatma hakkını saklı tutar. Doğabilecek yasal sorumluluklardan sitemiz sorumlu tutulamaz. Sitemiz , ”Basın Meslek İlkeleri” ne bağlı kalacağına söz vermiştir.

    Haberdar Olun

    Sitemiz ile alakalı güncel kalmak, sitemize ait tüm bildirilerden haberdar olmak için mail listesine abone olun.

    Üye olun, ve yenilikleri kaçırmayın...