Düşünce, Haberler, Köşe Yazısı, Yazılar

EPİKTETOS-II

0 45

epiktetos

(geçen yazının devamı ve son) 

 1. Epiktetos’ta baş düşünce ÖZGÜRLÜK’ tür. Ona göre insanın bütün amacı özgür olmaya çalışmak olmalıdır. Kast ettiği özgürlük ruhi ve ahlaki özgürlüktür, arzu ve ihtiraslarının köleliğinden kurtulmaktır. Şöyle der: “Senin için hakiki bayram günleri bir nimete kavuştuğun günler değil, bir azgın isteğini engellediğin ve bir kötü huyunla baş edebildiğin günlerdir.” Ve yine şöyle der: “Ölümün seni hangi işi yaparken yakalamasını istersin? Ben kendi hesabıma ölümün beni Tanrı’ya layık bir iş yaparken veya irademi bilerken gelmesini isterim.” Epiktetos insanın özgür olması için maddi ve harici şeylere bağlılıktan kurtulmasını, onlara ancak kendini yaşatacak kadar değer vermesini ister. Şöyle der: “Ruhi konularda derinleşmek istiyorsan seni ilgilendirmeyen hususlarda ahmak görünmekten çekinme. Ya ruhi şeylerle ilgilen, ya maddi şeylerle. İkisini birden isteme. Ve unutma ki, istediğin şeyi elde etmen için şöyle böyle çalışman yetmeyecek, onun için her şeyden vazgeçmen gerekecektir.” 

 

2. Epiktetos’ un bütün düşüncelerini üzerine bina ettiği bir deyimi vardır: elimizde olan ve olmayan şeyler. Bu deyim iki türlü gerçekliğin varlığını ifade eden bir kavramdır. Ona göre elimizde olan şeyler tabiatları icabı hürdürler, kimse onlara engel olamaz, onlara bir kayıt koyamaz, onları elimizden alamaz. Düşüncelerimiz, arzularımız, irademiz, hareketlerimiz, kararlarımız, yaşayış tarzımız elimizde olan şeylerdir. Elimizde olmayan şeyler ise maddi olan şeylerdir, başkalarına ait olan şeylerdir. Bunlar tabiatları icabı esir, boyunduruk altında, bin bir güçlük ve engelle karşı karşıyadırlar, bizim onlara hükmümüz ve sözümüz geçmez. Bizi daima hayal kırıklığına uğratırlar. Onlara bağlanmak akıllılık değil. Bütün maddi ve harici şeyler böyledir. Mesela diyor: “Bir çömleğin varsa onun her an kırılabileceğini hatırda tut, kırıldığı zaman fazla üzülmezsin. Karının ve çocuklarının sana verilmiş emanetler olduğunu bil. Eğer ölürlerse onu bana veren geri aldı de.” 

 

3. Epiktetos’a göre harici ve maddi şeyler bizi mutlu etmezler. Çünkü diyor: “Hakiki mutluluğun esası hep devam etmek ve hiçbir engele çarpmamaktır.” Maddi şeylerde ise bu özelliklerin olmadığı açıktır. Kırılıp dağılabilir, elimizden çıkabilirler. Para, mal, mülk, mevki, şöhret, zevk, eğlence gibi şeyler böyledir. Bunların hepsi geçici ve arızidir. Hakiki mutluluğun kaynağı değildir. Bizi asıl mutlu eden şeyler, bize ait olan ve kimsenin bizden alamayacağı şeylerdir. Bu da bilgelik yani ruhen özgür olmaktır. Ruhi etkinliktir. Bilge hiçbir şeye bağımlı değildir, ihtiyaçtan kurtulmuştur. Kendi kendisiyle mutlu olur, sevinçlerini ve acılarını kendi ruhundan devşirir. Kendi kendine yeter. 

 

4. Epiktetos “İYİ ve KÖTÜ” yü iradenin eylemiyle açıklar. Ancak iyi ve kötü irade vardır. Hiç bir maddi şey iyilik veya kötülük kaynağı değildir. Sadece irade iyi veya kötü olabilir. Bütün iyiliğimiz ve kötülüğümüz irademizdedir. Mesela diyor: “Sağlık bir iyilik hastalık bir kötülüktür, yanlış düşünce! Sağlığı iyi kullanmak bir iyilik, fena kullanmak bir kötülüktür. Felaketi iyi karşılamak bir iyilik, fena karşılamak bir kötülüktür. İyiliği her şeyden hatta ölümden bile kaçırmak kabildir. Vatanı için iyi ve şerefli bir insan gibi ölmek iyilik, bunun aksi kötülüktür.”  Böylece iyilik her şeyin üstüne çıkabilir, hiçbir şey ona engel olamaz. Asıl olan davranışlarımızdır, onlar da irademize tabidir. Hiç kimse bize kötülük yapamaz, çünkü davranışlarımızı biz belirleriz, iyilik ve kötülüğümüzü biz seçeriz. Başkalarının davranışlarından dolayı iyi veya kötü olamayız. 

 

5. Epiktetos değerlerin üzerinde fazla durmaz. Ona göre herkes iyi ve kötünün ne olduğunu biliyor. Her keste mevcut sağduyu ve vicdan ona nasıl davranacağını gösterir. İnsanlarda bir ortak bilinç ve tabiat vardır. Eğer ona kulak verirsek bizi doğruya götürür. Epiktetos’a göre bu konunun pek önemi yoktur. Onun problematikinde yer almaz. İnsan kendini özgürleştirebilirse, yani ilkel ve aşağı tabiatının bağlarından kurtulabilirse hiçbir sorun kalmayacak, her şey çözülecektir. Nasıl davranması gerektiğini düşünmesine gerek kalmaz. Bütün kötülük ruhen özgür olmamasından doğmaktadır. Özgür insan kötü olamaz. Bütün çabamız özgür olmaya çalışmak olmalıdır. İnsanı iyi yapan iyinin bilgisine teorik olarak sahip olmak değil, ona uygun davranmaktır. 

 

6. Epiktetos’ta önemli kavramlardan biri de GÜVENLİK VE İHTİYAT kavramıdır. Epiktetos insanların güvenliği ve ihtiyatı yanlış yerde kullanarak kendilerini bedbaht ettiklerini söyler. Der ki : “Hakiki felaketlere karşı ihtiyatı, mevhum felaketlere karşı güvenliği kullan.” Böylece hiçbir şeyin seni ezmesine müsaade etme. Eğer bunun tersini yaparsak yani mevhum şeylere karşı tedbir almaya kalkarsak hareket kabiliyetimizi son derece azaltacak ve hiçbir şey yapamaz hale geleceğiz. Hiçbir şey mutlak güvenlik sağlamaz. Yolda yürürken bir kiremit kafana düşer senin başını yarar, ölümüne sebep olabilir. Bunun tedbirini alamazsın. Otobüs kaza yapabilir, uçak düşebilir. Ve der: “Her hadisede elimizde olanı yapmalı, gerisi için merak ve endişe etmemeliyiz. Mesela bir deniz yolculuğuna çıkacaksın. Senin vazifen seyahatin gününü ve saatini, kaptanı ve gemiyi seçmektir. Ondan sonrası senin işin değildir. Denize çıktıktan sonra fırtına çıkabilir. Olsun, o anda ne yapmam gerekiyorsa onu yaparım. Bağırıp çağırmam, kaptanın emirlerine uyarım. Eğer ölüm mukadderse elimden bir şey gelmez. Çünkü ben ebedi değilim. Mademki öleceğiz ölümün yatakta veya denizde olması fark etmez.” 

 

7. Epiktetos TANRI’YI sık-sık anar ve O’nun her emrine itaatkâr olduğunu söyler. Başına gelen her felaketi hiç şikâyet etmeden sabırla kabul ettiğini, hiç sızlanmadığını, Tanrı kendisi için neyi istiyorsa ona razı olarak yaşadığını övünçle ifade eder. “Mademki Tanrı benim için fakirliği, köleliği, hastalığı uygun görmüştür ben de bunlara seve-seve katlanırım”. Tanrı’ya bu kadar içten bağlı olduğunu dile getiren Epiktetos acaba nasıl bir Tanrı kavramına inanıyordu? Bu inancın büyük dinlerin bahsettiği Evrenin Yaratıcısı olan ve Peygamberleri vasıtasıyla emirlerini bildiren bir Allah olduğu pek açık değil. Zira o yer-yer Tanrılar şeklinde çoğul olarak da kullanır ki bu Tevhit inancından farklı bir inanç olur. Peygamberlerden hiç bahsetmez ve bir ibadet belirtmez. O bize Tanrısını şöyle anlatır: “Tanrı’nın mahiyeti nedir; akıl, zekâ, düzen ve iradedir. Öyle ise bunlarda ilerlemeli ve iyiliğini bunlarda görmelisin.” Epiktetos “Bilge kişi Tanrı’ya benzemelidir” derken bunu kastediyor sanırım. 

 

8. Epiktetos’ un yaşama tarzı SIKINTIYA KATLANMAK, acıya göğüs germektir. Ona göre “İnsan acı ve sıkıntı içinde iken faziletleri ve ruhu acı ve sıkıntı içinde değildir. Bir havuzun suyu dalgalandığı zaman onu aydınlatan ışığın da dalgalandığı sanılır. Hâlbuki böyle değildir. Bizi üzen ve sıkan her şey ruhunuzu yükseltir.” Epiktetos’un bu görüşleri şüphesiz ki bireysel bir ahlakın ifadesidir. Toplumda geniş bir uygulanma olanağı bulamaz. Böyle bir ahlak hiçbir zaman yaygınlaşamaz. Ama her toplumda böyle birkaç kişinin bulunması bile toplum üzerinde etkili olur. Onun dile getirdiği görüşlerin temelsiz olduğu söylenemez. Gerek bireysel gerek toplumsal alanda sıkıntılara ve darlıklara göğüs germek insanların yaratıcılıklarını meydana çıkarır. Büyük önderler hep sıkıntılı anlarda belirirler. “Bir şey sıkıştırıldıkça genişler” kuralı bunu ifade eder. Çilecilik öteden beri mistik tarikatlarda bir yaşama tarzı olarak benimsenmiştir. 

 

KISACA: Epiktetos bize mutluluğun yegâne kaynağı olarak BİLGELİĞİ öğütlüyor. Bunu elde etmek o kadar kolay değildir. Bilgeliğin dışındaki bütün amaçlardan vazgeçmeliyiz. Yemeyi içmeyi, giyim kuşamı, evi barınağı, serveti ancak bizi yaşatacak kadar istemeli, sade bir yaşamı tercih etmeliyiz. Filozof zorunlu ve gerekli olandan fazlasını istemez. O şöhret ve itibar görme arzusunu kalbinden silkip atmıştır. Gelecek için hiç bir beklentisi ve arzusu yoktur. Sadece içinde yaşadığı anın gereklerini yerine getirmeye çalışır. Hiçbir angajmana girmez. Ne kendine ne başkasına olduğundan fazla değer vermez. Epiktetos’un söyledikleri üzerinde çok iyi durmak, nasıl uygulanacağını araştırmak lazımdır.  

 

Epiktetos’un en önemli düşüncesi “elimizde olan ve olmayan şeyler” kavramıdır. O bütün olayları böyle basit olarak iki kategoriye ayırıyor. Hâlbuki ne fiziksel ne ruhsal alanda böyle kesin ayırımlar yoktur. Biz neyin elimizde olup neyin olmadığını öyle kolayca bilemiyoruz. Mutlak ayırımlar metafizik alanda geçerlidir. Yaşamda ve tecrübelerimizde kesinlik yoktur. Bazı şeyleri bildiğimizi, bazı şeyleri bilmediğimizi biliriz. Üçüncü tür şeyler de var ki onlar hakkında net bir fikrimiz yoktur. Amacımız bu tür bilgilerimizi açıklığa kavuşturmak olmalıdır. Bizim için gelişme ve ilerleme alanı buradadır. Net olan bilgilerimizden hareket ederek net olmayan bilgilerimizi aydınlatmaktır. Bunun için de deneyeceğiz. Yeni bilginin yolu denemektir. Elbette denemede yanılma olur ve risklidir. 

 

Hiçbir şeye olmuş bitmiş gözüyle bakamayız. Her şey devamlı değişmektedir. İnsan da bu sürecin bir parçasıdır. “Elimizde olan ve olmayan şeyler”  kavramına olgusal bir şekilde yaklaşmalıyız. İnsan içinde bulunduğu tabii, fiziki ve sosyal şartlarının etkisindedir. Bunlardan soyutlanamaz, bunlardan bağımsız olarak düşünülemez. “Yap”, “yapma” emirleri metafiziktir. İnsan bir tarafıyla özgürlük alanı içinde ise diğer tarafıyla da onu belirleyen şartlara bağlıdır. İnsan özgürlüğünü sonradan kazanır ve sınırlarını zamanla genişletir. Neler yapamayacağımızı ve neler yapabileceğimizi öğrenmeye çalışmalıyız. Algılama gücümüzü artırarak ve gerçeği tanıyarak kendimize egemen olabiliriz. İnsanın anlayışı yapıp ettiklerini değiştirir. “Elimizde olmayan şeyler” zamanla “elimizde olan şeyler” haline gelir.  

 

Epiktetos elbette insanın her istediğini yapamayacağını biliyordu. Bunu bilmemesi mümkün değil. Nitekim o da insanın yavaş-yavaş olgunlaşacağını, her şeyin tedrici olduğunu ve bir gecede filozof olunamayacağını pek çok yerde belirtiyor. Bizi daha özgür kılacak olan anlayışı ancak daha çok yaşayarak, gözlemleyerek ve bunlar üzerinde düşünerek elde edebiliriz. Kavramsal olanın tuzağına düşmemeliyiz. Olguların üzerinde durmalı, onları anlamaya çalışmalıyız. Görüp tanıdıklarımızdan başka bize yararlı olacak bir şey yoktur. Soyut düşünceler ve çıkarımlar insanı bir yere götürmez. Bir şey yaparsak ancak gelişebiliriz.  


İlgili Yazılar

Bir Cevap Yazın

Son Yorumlar

    İlkelerimiz

    Sitemiz, zararlı içerikler barındırmamaktadır. Sitemiz, üyelik sistemi içermemektedir. Yapılan yorumlarda sitemizde haber ve yazılarla ilgili yapılan yorumlarda tehdit veya küfür içeren, üçüncü kişiler ile ilgili rahatsız edici din,dil,ırk,cinsiyet ayrımına yönelik ve Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı ifadeler ve materyaller kullanılamaz.Aksi takdirde sitemiz gerekli yasal işlemleri başlatma hakkını saklı tutar. Doğabilecek yasal sorumluluklardan sitemiz sorumlu tutulamaz. Sitemiz , ”Basın Meslek İlkeleri” ne bağlı kalacağına söz vermiştir.

    Haberdar Olun

    Sitemiz ile alakalı güncel kalmak, sitemize ait tüm bildirilerden haberdar olmak için mail listesine abone olun.

    Üye olun, ve yenilikleri kaçırmayın...