Düşünce, Haberler, Köşe Yazısı, Yazılar

“YORGUN DEMOKRAT” ÜZERİNDEN TÜRKİYE SOSYOLOJİSİ

0 55

gitar-ve-saz-tablosu-10821-64-b

Hiç kuşku yok ki, tarihsel dönemlerin değerlendirilmesinde en etkili araçlardan biride şarkılardır. 80’li yıllardan itibaren başlayan sürecin en önemli özelliği dünyada ve Türkiye’de hızlı sosyal değişimlerin yaşanmasıdır. Türkiye yavaş yavaş askeri rejimin etkisinden kurtulmuş, Sovyetler Birliği ve Yugoslavya dağılmış, Berlin Duvarı yıkılmış, iki Almanya birleşmiş,  dünyada parçalanma ve birleşme süreçleri iç içe geçmiş, İran devriminin ve İhvan merkezli çevirilerin etkisiyle İslami radikalizm yükselmiş, PKK hareketi giderek güç kazanmış, modernizmin tekil felsefesi tartışmaya açılmıştır. Sosyalizm ve sol hareketler Sovyetler Birliği’nin çöküşüyle büyük hayal kırıklığı yaşarken, İslami hareketlerde canlanma görülmüştür. Kuşkusuz bu dönemlerde yaşanan süreçler dönemin sanat ürünlerinde özellikle de türkülerinde dile gelir. 80’li yıllardan itibaren başlayan sosyal ve siyasal değişimlerin yarattığı hayal kırıklıklarını dile getirmede, sanıyorum Ahmet Kaya’nın “Yorgun Demokrat” parçası kadar başarılı olanı yoktur. Genel olarak soldaki hayal kırıklıkların, kitabi olanlar reel olan arasındaki farkı anlatan şarkı, diğer ideolojilerdeki değişimi ve kırılmaları da aynen yansıtır.

Ahmet Kaya’nın tüm bu değişimlere denk düşen şarkısı “Yorgun Demokrat” dönemin ruhunu, mücadele biçimini, risklerini, bir inanç uğruna yaşanılan zorlukları betimleyerek başlar.

 

“Karanlık yollardan geçtik
Zehir gibi sular içtik
Bir yanımızda ölüm
Bir yanımızda yar sevdik
Bir değil bin bir kere
Sırat köprüsünden geçtik
Cehennem denen illetin
Ta göğsünü deldik geçtik”

 

 Sağcı, solcu, sosyalist, devrimci, İslamcı gençler, karanlık yollardan geçmiş, farklı ideolojilerin peşinden koşmuş, idealleri uğruna gençliklerini feda etmiş, ideolojileri ve düşmanları farklı ancak aynı dönemin çocuklarıdır. Kafalarında ütopyalar, ellerinde kitaplar, kimilerinin bellerinde silah bir ütopyanın peşinde hayatlarını vermekten çekinmemişlerdir.

Barikatlar, afişler, paneller, konferanslar, işgaller, direnişler derken, geride hüzün ve hayal kırıklığı kalmıştır. Yaşananlar ne ütopyayı gerçekleştirmiş, ne de toprağa düşen bedenleri geri vermiştir. Zaman artık muhasebe zamanıdır. Neden, niçin, değer miydi? soruları bir kez daha sorulacaktır.
“Bir sen kaldın geride
Ah akıp gidiyor hayat
Yüreğim anlıyor seni
Artık susma yorgun demokrat”

 

Aldatılmışlıklar, pişmanlıklar, hayal kırıklıkları, öfkeler birbirini izlemektedir. Ne ki şarkılar dudağa küsmüş hasat gecikmiştir. Artık gençlik yıllarının devrimci ateşi sönmüştür. Dünün davadan başka hiçbir şeye karşı sorumluluk duymayan gençlerin önüne evlilik, çocuk ve aile bağları dikilmiştir.  Artık davanın yanında geçindirmek zorunda oldukları ailelerinin yükü de omuzlarındadır. Artık devrim ateşi gençlik yıllarının uçarı hevesleri arasında kalmıştır. Devrimciler hayatlarındaki insani her şeyi ertelemişlerdir. Kız arkadaşları, beğendikleri kişiler olmamıştır. Çünkü devrimciler için küçük burjuva zevkleri ya da zaafları olan bu duygular, devrimci duruşun önünde ayak bağıdır. Ertelenmiş gençliğin bütün özlemleri omuzlarına çökmüştür.

 

“Şarkılar küsmüş dudağa
Ömründe gecikmiş hasat
Karışmış çoluk çocuğa
Geçim derdinde demokrat
İçlenir hatırladıkça
İzlerini o günleri
Düşe kalka bata çıka
Yaşadığı o depremin”

 

Yaşanan depremin izleri silinmeyecek yaralar açmıştır. Artık devrimciler eskiyi sadece anılarında yaşatmaktadır. Barikatlar, gösteriler, afişler, işkenceler, protestolar, yurtlarda devrimi için sabahlara kadar yapılan ateşli tartışmalar. Yaşanan deprem herkesin belleğinde kapanmaz yaralar bırakmıştır.

Kuşkusuz her devrim çalışmasına ihanet edenler ve samimi olanlar hep yan yanadır. Devrimci örgütlerin esin kaynakları döneklerin ihaneti ve kahramanların şahadetidir.

 

“Bu yolda dönenler oldu
Mum gibi sönenler oldu
Yar göğsüne baş koymadan
Vurulup düşenler oldu”

 

Dönekler, davayı satanlar, ihanet edenler ile kendini devrime adayanlar, ihbarlar, adam satmalar hep iç içedir. Ne ki gidenler gitmiştir ve kalanlar anılarıyla baş başadır. Devrim ve herkesin mutlu olacağı ütopya hayalinin ışıkları sönmüş, hayatın realitesi karşılarına dikilmiştir.

Artık 20’li yaşların mücadeleleri ve aşkları geride kalmıştır. 20’li yaşlarda her şeyi göze alan “iki gönül bir olunca samanlık seyran olur” ütopyası, yerini; “iki gönül bir olunca ev kirasını kim ödeyecek realizmine bırakır.”

Her devrimci arayışın kahramanları ve şehitleri vardır. Kuşkusuz bunlar geride kalanlar için yüceltilir, mücadeleleri öne çıkarılır ve üzerlerinden gençler motive edilir. Başarısız örgütler mücadelelerini bir tür ölü sevicilik üzerinden yürütürler. Bu tür örgütler elde ettikleri başarılar üzerinden değil verdikleri şehitler üzerinden kendini var ederler.

Devrimci örgütler daima muhayyel ve güzel bir gelecek ütopyalarıyla kendilerini var ederler. Realiteden nefret ederler. Realite onları durduran tuzaklarla doludur. Militanlar sürekli muhayyel ütopik bir gelecekle var olan gerçeklik arasındaki çelişkinin içinde yaşarlar. Bu çelişkiyi davaya sadakat ve şahadet kültürü ortadan kaldırır. Militan yaşamaktan çok ölüme odaklanmıştır. Ölüm onu kutsallaştırıp ölümsüzleştirecektir. Bu yüzden dava uğruna savaşmak ve ölmek sürekli kutsanır ve militanın önünde en güçlü imkân olarak bulunur. Militan yaşamaktan çok ölümü yücelten bir kültürel atmosferde yaşar.

Her militan kendinin kahraman olarak anıldığı devrimin hayaliyle yaşar. Ancak hayat sonuçta bütün ağırlığı ile çöker militanın üzerine. Bütün hayatını davaya adamış militanın elinde retorik, silah ve günahları kalmıştır. Devamlı kendinden ve geçmişinden kaçar. Artık anlamıştır, komşusunun oğlunu öldürmekle Amerikan emperyalizmini ve Rus komünizmini engelleyemeyeceğini. Ancak öldürdüğü insanların vicdan azabı yakasını hiç bırakmayacaktır.

O kendisiyle ve günahlarıyla baş başadır artık.


İlgili Yazılar

Bir Cevap Yazın

Son Yorumlar

    İlkelerimiz

    Sitemiz, zararlı içerikler barındırmamaktadır. Sitemiz, üyelik sistemi içermemektedir. Yapılan yorumlarda sitemizde haber ve yazılarla ilgili yapılan yorumlarda tehdit veya küfür içeren, üçüncü kişiler ile ilgili rahatsız edici din,dil,ırk,cinsiyet ayrımına yönelik ve Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı ifadeler ve materyaller kullanılamaz.Aksi takdirde sitemiz gerekli yasal işlemleri başlatma hakkını saklı tutar. Doğabilecek yasal sorumluluklardan sitemiz sorumlu tutulamaz. Sitemiz , ”Basın Meslek İlkeleri” ne bağlı kalacağına söz vermiştir.

    Haberdar Olun

    Sitemiz ile alakalı güncel kalmak, sitemize ait tüm bildirilerden haberdar olmak için mail listesine abone olun.

    Üye olun, ve yenilikleri kaçırmayın...