Düşünce, Haberler, Köşe Yazısı, Yazılar

AVRUPA NOTLARI- 1 DEDEAĞAÇ- SELANİK- ÜSKÜP- BUDAPEŞTE

0 52

Avrupa notları, 12- 29 Ağustos 2016 tarihleri arasında yapmış olduğum Avrupa şehirleri gezisinde tutulmuştur.

img_21281

 1

Dedeağaç…

 a- Sınırlar kadar saçma bir şey yok şu dünyada…

İnsanlar yeryüzünü güya sınırlar ile ayırmış. Oysa iletişim, ticaret ve bilgi ile sınırlar kaldırılmış, sınır koyanların ve çizenlerin haberi yok!

 a- İnsanlar darbenin sonucunu öğrenmek istiyorlar. İlginç olan konuştuğumuz Yunanistanlı bir Türk, darbedeki şehit ve yaralılardan ziyade idamın geri gelmesi ve uygulanabileceğinden dolayı üzüntüsünü paylaştı.

 a- İlk ülke Yunanistan… Pasaportta KKTC damgasını görünce birden Kıbrıs ihtilafı görevlinin aklına geliyor. O yazının görünmesini engellemeye çalışıyor.

 a- Kriz ve konfor arasında sıkışmış bir toplum-devlet; Yunanistan…

Avrupa Birliği, adamları iyice tembelliğe itmiş. Güvenlik ve Ekonomi AB’ye havale edilmiş.
AB birçok ülkeyi fonlarla besleyerek ülkeleri hazıra alıştırmış. Ülkeler kontrol altında ama büyüme çok yavaş.

 a- İnsan… Yunanlılar- Avrupalılar…

Var oluş sancıları çekerler mi? 
Neye üzülür, neye sevinirler? 
Hangi tanrıya tapınırlar?
Kurtulmaya ihtiyaçları var mı?
Kurtarıcı bekliyorlar mı?

          

a- Açık arazilerde güneş panelleri sıkça bulunuyor.
Biz de güneşi bol ülkede henüz bunun değerini bilemedik.

 a- Mezarlıklarda ağaç çok az ama mezarlar çok gösterişli…

Mezarlıklar mermerin soğukluğunu ve saflığını birlikte yaşıyor.

 selanik

2
Selanik…

 

b- Atatürk’ün doğduğu şehir… Her adımda Osmanlı’nın inşa ettiği eserlerin izleri… Hakeza Roma ve Bizans’ında… Geometrik bir şehir…

 b- Hamur- Kahve ve İçki… Yemek kültürü bu üçlü üzerinden yürüyor. Bu da mekân olarak kafe ve birahanelerin varlığını artırıyor.

 b- Avrupa, müslüman toplumda en çok kadınları örtünme ve dışarıya kapalılık yönünden eleştirir. Doğu ise avrupalı kadının açıklığı ve dışarıya çok fazla açıklığı yönünden eleştirir.

Medeniyetin akışını kadınlar mı belirleyecek? Yoksa müdahaleye açık, yönlendirilebilir kadın profili üzerinden mi süreç devam edecek?

 b- Uluslar küreselleşme ile savaşıyor. Şehirler, binalar, arabalar, giyimler, telefonlar, yemekler vd. hep aynı… Küresel kapitalist akıl yerel olanı değiştiriyor. Ve herkese benzetiyor. Küreselleşmeye direnen tek şey; dil ve din… Din ve dil emperyal- şirk aklının değişim iradesine karşı direnen son kaleler…

 

b- Şehir ve hayatın öznesi olarak; Kilise…

İnsan mabedsiz yapamıyor- yapamaz. Mabedlere giren-gelen insanların psikolojisi anında değişiyor. İtaatkar, saygılı, sakin bir şekilde dua ediyor. Çoğu Roma tapınaklarının üzerine Kiliseler yapılmış. Kiliseler Roma tapınak- ibadet geleneğini yeni bir formda sunuşudur.

İkonlar, resimler, heykeller, mumlar, dilek kağıtları, kutsanan azizler- azizeler…

Artık bir ibadet mekanından çok müze halini almış.
Birçok şey en başta dualar para ile yapılıyor. Meryem’in masumiyeti ve İsa’nın acıları sömürülmeye devam ediyor. Bir taraftan da kiliseden aradığını bulamayan insanlar,
yeni mabedler ve tapınılacak şeyler arıyorlar. Kilise insanların varoluşsal tevhidi arayışına cevap veremiyor. Hristiyanlık yeni yorum ve pratikler üretemiyor.
Dini yorum ve metinler üretilmiyor. Bunun yerine paganist karakterini gittikçe artırıyor.
Zamanın yenilendiği bir yer değil durdurulduğu ve yabancılaştığı yer olmaya devam ediyor.

Kilise; bir yandan da insanlığın bir gün tekrar gelip sığınacağına inanıyor.

 b- İnsanlar yeniden mabede dönüş yapacaklar mı?

Cami- Kilise- Havra insanlığın ibadet mekânları olmayı sürdürecekler mi?
Yeni inşa ettikleri- edecekleri mabedler mi olacak?

 img_2033

3
Üsküp…

 c- “Bir Zamanlar Bizimdi!”

Üsküp’e girerken cami minarelerini görünce bize ait bir yer olduğu hissine kapılıyorsun.

Yaklaşık 500 yıl Osmanlı’nın hükmettiği bu yerler halen bizim mi, değil mi? şüpheye düşüyorsun. Ezan’ın okunduğu her yer bizimdir.
Ezan varlığın ve aidiyetin en büyük sembolüdür.

“Bir zamanlar bizimdi!” ve “Ne zaman bizim olacak!” arasında kalmışız.

 c- Vardar nehri sadece şehri ikiye bölmüyor.

Hristiyan ve Müslüman toplumları ikiye ayıran nehir karşıtlık içinde birlik barındırıyor.

 c- Makedonya yönetimi; dağın zirvesine diktiği büyük haç, roma mimarisi ile yapılan binalar ve ülkenin siyasal- askeri- edebiyat alanındaki kişilerin heykelleri ile hafıza oluşturmaya çalışıyorlar. İhtişamlı heykeller, ihtişamlı görülen geçmişi geri getirmeye güç yetirmiyor.

 c- Müslüman toplumun tarihsel hafızası çarşı ve camiler, Makedonya’nın hazırladığı şehir rehberinde yer bulamıyor. Nostalji içinde boğulan ve yeni kuşaklar için yeni imkanlar barındırmayan müslüman toplum bölgesi kısırlaştırmaya tabi tutuluyor.

 

c- Avrupa- Batı medeniyetinin farklı din ve kültürlerle birlikte yaşama tecrübesi diğer İslam medeniyetine göre zayıf… Kendilerine benzemeyenleri azaltmak ve etkisizleştirmek için her programı uyguluyorlar. Son yüzyılda dünyanın farklı bölgelerinden hassaten Afrika, Ortadoğu, Asya’dan gelen göçmenler yeni bir soykırım tehlikesi ile karşı karşıyalar.

Avrupa medeniyeti kendi içinde hümanist, kendi dışına karşı faşist bir tutumu var.

 

491601_budapest_magyarorsz_2000x1240_www-gdefon-ru_

4

Budapeşte…

d- Avrupa’nın Tanrısı: Kadın(Dişi)
“Allah’a ortak koşanlar Allah’ı bırakarak ancak inasa(dişilere) taparlar.”
(Nisa- 117)
Batı dişil karakteri taşıyor. Şehir hayatında insanlar içinde kadın(dişi) kimlik taşımadan,
hayatı kendi etrafında şekillendiriyor. Resim, müzik, edebiyat, tüketim, üretim, moda, sinema kadın(dişi) karakterde oluşuyor.

 d- Savaş yaşamamış şehirlerin, tarihsel sürekliliği ve çeşitliliği daha fazla…

Budapeşte şehir kimliğini bu anlamda muhafaza ediyor. Estetiğin müthiş örneklerini barındırıyor.

 d- Heykel doğu toplumlarında tapınma öğesi… Batıda ise kalıcılığın, hatıranın ve kuşaklar arası aktarımın aracı… Heykel sanatının güzel örnekleri şehrin kimliği olmuş. Üsküp’te heykel ideolojik karaktere büründüğü için şehri boğmuş.

 d- Gördüğün şehir ile görmediğin şehir…

Şehirin görünenleri ile şehrin görünmeyenleri…

Şehrin bilinmeyenleri ile şehrin bilinenleri…
Şehrin sevilenleri ile şehrin sevilmeyenleri…

 

d- Binalar… Köprüler… Heykeller… Mağazalar…
Ama 

bu şehrin asgari ücretlileri…
bu şehrin suskunları…
bu şehrin evsizleri…
bu şehrin yalnızları…
bu şehrin emektarları…
bu şehrin gecekonduları…
da var.
Onları tanımadan bilmeden şehir eksik kalıyor.

 

d- Müze şehir… Eskiden kalan her şey turizm endüstrisinin parçası haline gelmiş.

İçinde yaşam üretilen değil dondurulmuş…

 

 


İlgili Yazılar

Bir Cevap Yazın

Son Yorumlar

    İlkelerimiz

    Sitemiz, zararlı içerikler barındırmamaktadır. Sitemiz, üyelik sistemi içermemektedir. Yapılan yorumlarda sitemizde haber ve yazılarla ilgili yapılan yorumlarda tehdit veya küfür içeren, üçüncü kişiler ile ilgili rahatsız edici din,dil,ırk,cinsiyet ayrımına yönelik ve Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı ifadeler ve materyaller kullanılamaz.Aksi takdirde sitemiz gerekli yasal işlemleri başlatma hakkını saklı tutar. Doğabilecek yasal sorumluluklardan sitemiz sorumlu tutulamaz. Sitemiz , ”Basın Meslek İlkeleri” ne bağlı kalacağına söz vermiştir.

    Haberdar Olun

    Sitemiz ile alakalı güncel kalmak, sitemize ait tüm bildirilerden haberdar olmak için mail listesine abone olun.

    Üye olun, ve yenilikleri kaçırmayın...