Düşünce, Haberler, Köşe Yazısı, Yazılar

AYDINLIK HAREKETİ VE BİLİNMEYENLER

0 685

indir

Doğu Perinçek’in etkin rol oynadığı Aydınlık hareketi, Türk siyasi tarihinin en önemli siyasal hareketlerinden biridir. Ancak hareketin legal siyaset alanındaki faaliyetleri ile legal olmayan siyaset tarzı daima tartışma konusu olmuştur. Öyle görülüyor ki, Aydınlık hareketinin etkisi daha çok legal olmayan siyasal alanda görülmektedir.

Türk sol tarihi içerisinde Maoculuk olarak da bilinen Aydınlık hareketinin kendine özgü bir çizgisi olmuştur. Aydınlık hareketi genel olarak;

1-Aydın-sanatçı-asker ve üniversite öğrencilerinin aktif olduğu bir siyasal harekettir,

2- Halk tabanında kurulduğundan beri çok sınırlı etkinliği olmuştur.

3- Genellikle derin devletle ve terör örgütleriyle işbirliği içindedir.

4- Çalışmaları genellikle illegaldir.

5- Siyasal retoriğini değişmeyen Emperyalizm, Amerika ve CIA karşıtlığını temel alır.

6-Özal ve Erdoğan iktidarlarına açıktan muhalefet eder.

7- Sovyet emperyalizmine karşı Maoculuk ve köylü direnişini savunur.

8-Bir dönem PKK sempatizanlığı yapar.

9- Şimdilerde ulusalcı Kemalizm savunuculuğunun en belirgin temsilcisidir.

10-Ak Partiye karşı en çok etkili olduğu askeri yapılanmada darbe planlarına lojistik destek sağlamayı ve bu doğruldu da çalışmalar yapmayı ilke edinir.

1960’lı yıllar Türk solunun siyasal etkinlik açısından altın yılları olmuştur. Özellikle Avrupa’da yükselen sol hareketler ve öğrenci eylemleri kısa zamanda Türkiye’yi de etkisi altına almıştır. Bu aşamadan itibaren irili ufaklı onlarca sol örgüt ve parti ortaya çıktı. 1968 öğrenci olayları dünyada ve Türkiye’de sol açısından dönüm noktası olmuştur. Bu olayların sonucunda sol bütün dünyada etkin bir siyasal akım haline geldi.

Doğu Perinçek’in etkilendiği Maoculuk, Çin lideri Mao Zeung’un siyasal düşüncesini temel alır. Mao, Sovyet devrimini burjuva diktatörlüğü olarak niteledi ve kültür devrimini savundu. Kültür devriminin ana aktörleri ise köylülerdi. Perinçek ekibinin kırsal bölge çalışmaları, Mao’nun kültür devriminden etkilenerek ortaya çıkmıştır.

Türkiye solu için o zamanlar sol bir çizgide olan Filistin Kurtuluş Örgütünün kampları eğitim alanı olmuştur. Bu amaçla Perinçek Cengiz Çandar başta olmak üzere çok sayıda genci Filistin kamplarında eğitim görmek için Filistin’e göndermiştir.

Türk solu içinde yaşanan tartışmalar sonucunda Doğu Perinçek, Marksizm-Leninizm ve Mao Zedung düşüncesini temel alan “Aydınlık” hareketini kurdu ve sürekli başkanlığını yaptı. Aydınlık etrafında başlayan yapılanma kısa süre sonra Türkiye İhtilalci İşçi Köylü Partisi’ne dönüşerek siyasal mücadeleye başlayacaktır.

Doğu Perinçek zaman içinde çeşitli yerlere savrulan bir sol anlayışın da öncüsü olmuştur. Legal alandan çok yasadışı faaliyetleriyle gündeme gelen Perinçek, günümüzde ulusalcı Kemalizmi savunmaktadır. Kemalizmi antiemperyalist bir söylem olarak formüle eden Perinçek’e göre Ak Parti ve Cemaat, Kemalist devrime dayanan ulus-devleti devre dışı bırakmak için ABD tarafından desteklenmektedir. Perinçek’e göre Gülen’in “Dinler arası diyalog ve barış çabaları da” Erdoğan’ın politikaları da, Amerika’nın Ortadoğu’da çıkarlarını korumaya dönük BOP’nin parçalarıdır. Benzer şekilde Kürt hareketleri de Üniter devleti bölmek için Batılı emperyalist güçler tarafından desteklenen hareketlerdir.

Hiç kuşkusuz Doğu Perinçek ittihatçı bir siyasal anlayışa sahiptir; Türk siyasetindeki yeri de hep bu geleneğin uzantısı şeklinde ortaya çıkmıştır. Ergenekon davasından tutuklu olmasının nedenlerinden en önemlisi bu geleneğin doğrultusunda yaptığı faaliyetlerdir.

Erkan Tufan Aytav’ın kaleme aldığı “Aydınlık’tan Kaçanlar adlı eser, bir dönem Aydınlık hareketi içinde bulup daha sonra hareketten ayrılanların tanıklığı ile Doğu Perinçek ve Aydınlık hareketinin iç yüzü hakkında çok değerli bilgiler veriyor. Tanıklıklar özel olarak Aydınlık genel olarak da Türk solunun sorunları hakkında birinci elden açıklayıcı olması açısından da ilginç.

Siyasal yaşamının bir bölümünü aydınlık hareketi içinde geçiren Cengiz Çandar, Gülay Göktürk, Halil Berktay, Ethem Sancak, Şahin Alpay, Oral Çalışlar ve Büşra Ersanlı şimdi hareketten çok uzakta olsalar da, geçmiş hakkındaki tanıklıkları Aydınlık hareketi hakkında, bilinmeyen pek çok konuyu açıklığa kavuşturuyor.

Çengiz Çandar’a göre Perinçek ve ekibi, Türkiye’nin ittihatçı siyasal geleneğine sahip, derin devlet ve istihbarat kuruluşlarıyla iç içe geçmiş bir siyasal deneyimin parçasıdır. Perinçek’in şu an Ergenekon davasından yargılanması da Cengiz Çandar’ı haklı çıkaracak niteliktedir.

Çengiz Çandar’ın tanıklığı sol hareketlerdeki köy imgesi ve çalışmalarıyla ilgili bilgiler verirken köy hakkında ne denli yanlış bilgilere sahip olduklarını da ortaya koyuyor: “Arkadaşlarla Söke’de buluştuk. On on-beş kişiyiz. Söke yakınlarındaki Sazlıköy’e yürüdük. Bir gece. Orada malum propagandamızı yaptıktan sonra, Aydın Şehir merkezinde ikiye ayrıldık. Ben Şahin Alpay ile aynı gruptayım. Atça, Nazilli, Sultanhisar, Bozdoğan o hatta yürüyeceğiz. Ömer Marda Germencik tarafına gidecek. Bir hafta sonra iki gurup Aydın’da buluşup, birbirine tecrübesini aktaracak. Bir hafta sonra gariban bir lokantada kuru fasulye-pilav eşliğinde herkes birbirine anılarını anlatıyor. Ömer Marda komik bir öykü anlattı. ‘Moralı adında bir köye gittik ‘dedi, Germencik’in köyü. En güvendiğimiz yerdi orası. Daha orada mahvolduk dedi şaka yollu. Ve anlattı ne olduğunu. ‘Türkiye İşçi Partisi germencik İlçe teşkilatının tümü Moralı’da. Bunu biliyorduk. Onları bulduk. Sosyalist olduklarına göre, diyaloğumuz kolay olur, en azından aramızda terminalojik uyum sağlıyoruz diye düşünüyoruz.  Sorduk onları ve köyün kahvesinde buluştuk. Hocam diyerek bana da saygı gösteriyorlar. Malum SBF’de asistanız. ‘Hayırdır, hangi rüzgâr attı sizleri’ diye soruyorlar. Ben de geziyoruz köyleri bakıyoruz, ediyoruz, işte merak ediyoruz burada toprak mülkiyeti durumu falan diye bir şeyler söyledim. Dediler ki ‘Vallahi burada toprak mülkiyeti, ağalık yok, burada iyi kötü herkesin toprağı var, az ölçekte olsun, orta ölçekte olsun vardır’. Bunun üzerine ‘Nasıl olur, burada sömürü yok mu, Türkiye İşçi Partisi yönetim kurulu üyelerisiniz. Germencik İlçesinin sosyalist adamlarısınız, bir sömürü ilişkisi olması lazım diye sınıf yapısını sorguladık. ‘Var’ dediler ‘ama buradaki sömürüde temel çelişki mülkiyet üzerine değildir. Tefeciliktir. ‘Borçlandırma yoluyla sömürü olur.’ Bu cevabı alınca ‘peki burada yoksul köylü var mı’ diye sorduk. ‘Doğu’dan, Güneydoğu’dan geliyorlar bunlar mevsimlik işçiler… ‘Bunların siyasal eğilimi’ ‘Adalet partisine oy veriler genelde’. Peki, burada toprak sahibi olan orta köylüler? ‘Onlar CHP’lidir.’ ‘Peki, tefeciler hangi parti, kardeşim’ diye sorduğumuzda, ‘Onlar biziz’ cevabını aldık. En zengini bunlarmış, Türkiye İşçi Partisi’ndekiler. (Aydınlık’tan Kaçanlar, Erkan tufan Aytav, Ufuk yayınları, s.39)

Bu anlatım genelde Türk solu, özelde Aydınlık hareketinin Türk toplum yapısını ne kadar ezber şablonlar üzerinde analiz ettiğini gösteriyor. Tercümeden beslenen ama kendi toplum yapısını sağlıklı analiz edemeyen bütün siyasal ve sosyal hareketlerin sorunudur bu. Düşünebiliyor musunuz, Türkiye İşçi Partisi yöneticilerin Türk toplumunu analiz için kullandığı paradigma, Germenciğin bir köyünde gerçekle yüzleşiyor. Teoriye göre işçiler İşçi Partili ve CHP’li, toprak sahipleri Adalet Partili, tefeciler ise sağcı olmalıdır. Oysa durum tam tersidir. Ülkenin işçileri Adalet partili, toprak sahipleri CHP’li, toplumu sömüren tefeciler ise sömürüye en çok karşı olması gereken İşçi Partilidir.

Aydınlık hareketinin Türk toplum yapısını analizde kullandığı çarpık yönden, partinin halk katmanlarında oldukça düşük bir temsille karşı karşıya kalmasına neden olmuştur.

Anlaşılan o ki, Perincek’in asıl önemi, Türk siyasetinde demokratik yönden varlığı ve mücadelesi değil, genellikle siyaset dışı odaklarla kurduğu ilişkiler ile gündeme gelmiş olmasıdır. Özellikle “Aydınlık ve 2000’ne Doğru” dergilerinde yayınladığı gizli belgeler, devlet içindeki odaklarla çok içli dışlı olduğunu göstermektedir. Ancak Ak Parti döneminde derin devlet büyük ölçüde tasfiye edildiği veya en azından operasyonel gücü büyük ölçüde sınırlandırıldığından, devlet içindeki etkisi iyice zayıflamıştır.

Asıl soru 1960’lı yıllardan günümüze kadar Türk siyasetinde etkili olan Doğu Perinçek’in kim olduğudur. İflah olmaz bir antiemperyalist mi, ulusalcı bir Kemalist mi, derin devletin adamı mı, gerektiğinde yollarını ayırdığı arkadaşlarını hedef gösteren bir ajan mı? Görünen o ki, Perinçek’e yapılan en önemli eleştiri ve suçlama derin devletin adamı olmak ve gizli operasyonlarda kullanılan bir eleman olduğu suçlamasıdır.

Yıllar sonra Cengiz Çandar konuya ışık tutacak bir anısını anlatmaktadır. “2 Ağustos günüydü galiba 2004 yılının. Emniyet istihbarat başkanı, yanına girer girmez, o gün, tam da o saatlerde, Yüksek Askeri Şura’nın toplantı halinde olduğunu bana hatırlattı ve bazı generallerin adını sayarak, ‘Bunların kullanım süresi bugün doluyor’ dedi. Onların o gün emeklilik işlemlerinin başlayacağını bildirdi. Size karşı yapılan bunlarla ilgili bir operasyon dedi. Bir sürü şey anlattı bana. ‘Her şeyin farkındayız’ her şeyi izliyoruz’ diye bana güvence vermek istedi. Yanından ayrılırken ‘ Size bir şey soracağım’ dedim, ‘Bu Doğu Perinçek sizin için kimdir’ dedim. ‘Şunun için arıyorum, öyle şeyler anlattınız ki bana birkaç saattir, benim hayal gücümün alamayacağı bilgiler verdiniz. Dolayısıyla, sanıyorum ki, aramızda bir güven duygusu oluşmuş olmalıdır. Bundan cesaret alarak soruyorum, Doğu Perinçek sizin için nedir? Kimdir? Bunu paylaşır mısınız benimle? O da, ‘Cengiz Bey siz bu adamın kim olduğunu çok iyi bilirsiniz ’diye karşılık verdi. ‘ Ben biliyorum’ dedim. ‘En azından kuvvetli tahminlerim var. Sadece Türkiye Cumhuriyeti Emniyet İstihbarat başkanı nezdinde nedir, kimdir? Onu merak ettiğim için soruyorum’ dedim. Kayıtsız ve kendinden gayet emin bir tavırla ‘JİTEM’in sözleşmeli personeli’ cevabını verdi. ‘Anlamadım’ dedim, bir daha söylesin de, doğru duyduğuma emin olayım diye. ‘Tekrar edeyim’ dedi,’Üç kelime; JİTEM’in sözleşmeli personeli!’ Bu cevabından şu anlamı çıkarttım; O dönem JİTEM ile ilişkiliydi. Başka dönemlerde başka kişilerle de ilişkisi olabilir,’sözleşmeli personel’ sonuçta” (Aydınlıktan Kaçanlar, s:61)

1969’dan 1989’a kadar 20 sene aralıksız Doğun Perinçekle aynı hareket içinde olan Halil Berktay geriye baktığında Maocu Aydınlık hareketi için şunları söylüyor: “ Benim içimi acıtıyor, çok acıtıyor… O yıllardaki halimizi, nelerle uğraştığımızı ve neler yapmaya çalıştığımızı düşündüğümde, bunda o kadar kahredici bir naiflik var ki. Komik diyeceğim, ama komikte olamıyor; sadece ve sadece içimi acıtıyor, acıtıyor, acıtıyor. Tasavvur edemeyeceğiniz derecede acıtıyor. Böyle utanıyorum veya suçluluk duyuyorum gibi sözcüklerde pek kullanamıyorum. Susup kalıyorum.”(Aydınlıktan Kaçanlar, s:81)

“Aydınlıktan Kaçanlar” çeşitli sürelerde hareketin içinde kalıp ayrılanların tanıklığı ile bize bir siyasal hareket hakkında çok değerli bilgiler sunmakla kalmıyor, aynı zamanda bir siyasi profil olarak Doğu Perinçek’in kişiliği hakkında da yeterli bilgiler veriyor. Türk solunun serencamını anlamak için belgesel bir çalışma niteliğinde “Aydınlıktan Kaçanlar.”


İlgili Yazılar

Bir Cevap Yazın

Son Yorumlar

    İlkelerimiz

    Sitemiz, zararlı içerikler barındırmamaktadır. Sitemiz, üyelik sistemi içermemektedir. Yapılan yorumlarda sitemizde haber ve yazılarla ilgili yapılan yorumlarda tehdit veya küfür içeren, üçüncü kişiler ile ilgili rahatsız edici din,dil,ırk,cinsiyet ayrımına yönelik ve Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı ifadeler ve materyaller kullanılamaz.Aksi takdirde sitemiz gerekli yasal işlemleri başlatma hakkını saklı tutar. Doğabilecek yasal sorumluluklardan sitemiz sorumlu tutulamaz. Sitemiz , ”Basın Meslek İlkeleri” ne bağlı kalacağına söz vermiştir.

    Haberdar Olun

    Sitemiz ile alakalı güncel kalmak, sitemize ait tüm bildirilerden haberdar olmak için mail listesine abone olun.

    Üye olun, ve yenilikleri kaçırmayın...