Düşünce, Haberler, Köşe Yazısı, Yazılar

DİNİN YOZLAŞMASI: PUTPERESTLİK

0 58
Tapinma

Erich Fromm’a göre geniş anlamı ile put; gücü olmadığı halde kendisinde güç vehmedilen, korkudan saygı duyulan, bir şey umulan her şeydir. Bunun bir nesne, kişi, fikir, kurum, cemiyet ve ideoloji olması fark etmez. Geleneksel ve dar anlamda ise put; kendisine secde edilen ve tapınılan nesnelerden ibarettir.  Güneş, ay, nehirler, büyük dağlar, ormanlar, bazı hayvanlar, yontulmuş taşlar ilah muamelesi görmüştür. Bunlardan hem korkulmuş hem de yardım istenmiştir. Put gözle görülen somut bir şey olduğu için her türlü duygu kolaylıkla üzerine boşaltılır, insanlar böylece rahatlar.

Bugün kimse bu anlamda putlara tapmamaktadır. Esasında mutlak manada putçuluk yoktur.  İlkel dediğimiz insanlar o kadar aptal değillerdi. Bugünkü insanlar da o kadar zeki değiller. İlkellik kavramı çok yanlış anlaşılıyor. Put onların bir takım ruhsal ve moral ihtiyaçlarını karşılıyor, işe yarıyordu. Onlara umut, iyimserlik ve kuvvet veriyordu. Yani psikolojik bir yarar söz konusudur. Carl Gustaw Jung’un anlattığına göre Meksika Pueblo yerlileri gün doğarken yüksek yerlere çıkar ve güneşe karşı ayinlerini icra ederler. Çünkü güneş onlara hayat vermekte; dünyalarını aydınlatmakta,  ısıtmaktadır. Ormana karşı da aynı şükran duygularıyla hareket ederler, orman yiyecekleri ile onları beslemektedir.

Bugün uygar dediğimiz insanlar bazı liderlere, inançlara, ideolojilere bağlanarak onlardan yararlanmaya çalışıyor, aşırı hürmet gösteriyor, bir nevi tapıyor, onlarda olmayan şeyleri onlara izafe ediyor. Onlardan bir şeyler umuyor veya onlardan korkuyor. Temelde aralarında ne fark var! Modern insanın puta tapmadığını sanması onu görünüşte rahatlatıyor, gururunu okşuyor, ona bir üstünlük duygusu veriyor.

Bunlar sadece zahiri ve maddi putlardan kurtuluyorlar. Önünde titredikleri liderler ve zihinlerini esir alan saçma sapan ideolojiler put değil mi? Geleneksel anlayış putçuluğun anlamını son derece daraltmaktadır. Hazreti İbrahim putları kırıp baltayı en büyük putun boynuna asmış. Bu, putun hiçbir gücünün olmadığını göstermek içindi. Put (mesela bir diktatör), Erich Fromm’un dediği gibi bizden bir güç çalar. Sahip olmayan güce sahipmiş gibi görünür, onu aleyhimize kullanır ve bizi esir alır. Bunu yapan yani ona o gücü veren esasında biziz.

Kuran’da putun özellikleri sayılmış fakat kimse bunun üzerinde yeterince durmamış ve anlamını hakkıyla kavramamıştır. Putu dar bir çerçevede, ilah kabul edilen şeylere tapınma sayıyoruz. Bu da puttur ama esasında putçuluk çok geniş bir kavramdır. Darlaştırılmış anlama sıkıştırılınca putçuluğun birçok özelliği fark edilmeden inananların hayatına girmektedir. Böylece müminlerin hayatlarında imanın bir gücü kalmamakta, ibadetler de put haline getirilmektedir.

Müminler yaptıkları bu merasimlerle kurtulacaklarını sanmakta ve etkisini hissetmedikleri şeylerden medet ummakta, gerçeği olmayan şeylere bağlanmaktadırlar. Namazı, haccı, orucu, duayı sahip oldukları bir eşya gibi nesneleştiriyor, onlara kendi güçlerini yüklüyorlar. Kendi asıl fonksiyonlarının farkında olmuyor, kendilerini dışarıda arıyor, kendilerine yabancılaşıyorlar. Bir şeyde olmayan gücün onda var olduğunu vehmetmek ve bundan etkilenmek putçuluktur. Putçuluk değişmemiş, sadece putlar değişmiştir.

 


İlgili Yazılar

Bir Cevap Yazın

Son Yorumlar

    İlkelerimiz

    Sitemiz, zararlı içerikler barındırmamaktadır. Sitemiz, üyelik sistemi içermemektedir. Yapılan yorumlarda sitemizde haber ve yazılarla ilgili yapılan yorumlarda tehdit veya küfür içeren, üçüncü kişiler ile ilgili rahatsız edici din,dil,ırk,cinsiyet ayrımına yönelik ve Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı ifadeler ve materyaller kullanılamaz.Aksi takdirde sitemiz gerekli yasal işlemleri başlatma hakkını saklı tutar. Doğabilecek yasal sorumluluklardan sitemiz sorumlu tutulamaz. Sitemiz , ”Basın Meslek İlkeleri” ne bağlı kalacağına söz vermiştir.

    Haberdar Olun

    Sitemiz ile alakalı güncel kalmak, sitemize ait tüm bildirilerden haberdar olmak için mail listesine abone olun.

    Üye olun, ve yenilikleri kaçırmayın...