Düşünce, Haberler, Köşe Yazısı, Yazılar

FALLUS-GÖKDELEN

0 57

barcelona                                            fallus

Lacan’da Freud’un id/ego/süperego üçlüsünün yerine İmgesel/Simgesel/Gerçek üçlüsü konulmuştur. Lacan’a göre, bilinçdışı ancak dil edinildikten sonra var olmaya başlar. İmgesel evre dilden önce gelir. Dil simgesel bir düzen kurar.

Simgesel düzen, içtimai yapılara dair sistemdir. Eril olana aittir. İktidar, simgesel düzeni dayatan fallustur. Lacan’a göre fallus, dilin eril yapısını temsil ederken dil aracılığıyla içinde yaşadığımız kültür de, asal gerçeği eril olana dayanarak kurmaktadır.  Erillik, gerçekliğin taşıyıcısı iken dişil olan ise kendine ait olmayan bir gerçeklik düzleminde temsil edilmektedir.

Arkeoloji terminolojisinde fallus eril ereksiyonun diklenmiş varlığıdır. Bu anlamda kent meydanlarında yer alan “dikilitaş”ların fallusu temsil ettiği söylenebilir. Dikilitaş’a kent meydanında yer vermek “eril organa tapınma”yı değil “erk”in o kentte iktidarının tesis edildiğini imler. Fallus olarak dikilitaş, kentsel halkını kendine (iktidarına) boyun eğdirmenin imlemesidir. Fallus, Lacan’cı terminolojide “iktidar”ın simgesidir. Ereksiyona uğramış eril organ ile olan benzerliğine rağmen kastedilen şey biyolojik bir organ değildir.

Lacan’ın “Fallus Nedir?” makalesinde “Fallus, logos’un rolünün, arzunun yükselişine katıldığı bu damganın ayrıcalıklı imleyenidir” (Lacan, 1994: 56); “Bu imleyenin, cinsel çiftleşme gerçeğinde yakalanabilecek en göze batan şey olduğu kadar (…) sözlük (tipografik) anlamıyla en simgesel şey olduğu için de seçildiği söylenebilir. Ayrıca denebilir ki, şişebilirliği sayesinde öteki kuşağa aktardığı yaşamsal akışın imgesidir” (Lacan, 1994: 57) der. Lacan’ın “Freud’a dönerek” ele aldığı bu terimler modern kent düzeninin veya iktidarın arkeolojisinin ortaya çıkarılmasını da sağlayabilir.

Tekrar edersek; Lacan’cı yaklaşımda fallus, erkek cinsel organı olarak değil, öznenin anlamlandırılmasındaki yabancılaşmanın göstereni sayılmıştır. Bu anlamlandırma psikanalizin insanı oral-anal-fallik-genital dönemlerine uğratmasından yükselir. İmgesel manada fallik dönemde erkek çocuk kendisini annesinin bir uzantısı, onun eksik bir parçası sayar. Bu somuta indirgemenin değil, soyutlamanın ürünüdür. Çocuk, kendi kuruntusunda annesinin arzu nesnesidir; annesinin vücudunun eksik parçasıdır. Eril organı vardır (annesinin yoktur) eksik olan (kastre) anneyi “tamamlamak için onunla doğumdan sonra yeniden bütünleşmek ister. Ancak “baba” figürünün devreye girmesiyle fallus’a dair anlamlandırmalar değişir. Çocuğun baba figürünün devreye girmesiyle birlikte anneyle bütünleşme isteği “kastrasyon korkusu”na dönüşür. Bu hadım edilmedir; ensest yasağı ve babanın çocuğu iktidar arayışından yoksun bırakacağı korkusudur. Buna göre iktidar arayışı kastrasyona uğratılabilir. Kastrasyon, erkek düşüncede bir cezalandırmadır. Kadın da bu anlamda cezalandırılmıştır.

Fakat fallus’un kadın açısından anlamlandırılması ilginçtir; farklı imgelere açılır. Kız çocukta fallik dönemde eril cinsel organın bulunmayışı bir eksiklik olarak algılanır. Kız çocuğu eril organın eksikliği nedeniylepenisneid (eril organ hasedi: Lacan, 1994: 41) hasedine kapılır. Lacan; “Erkek bilinçaltında kastrasyon karmaşasından, kadınınkinde ise penisneid’den (penis hasedi) kaynaklanan sekellerin hiçbir sonlu (endliche) analize indirgenemezliği”nden (Lacan, 1994: 41) bahseder. Kadın bu eksikliğini fallus olarak çocuk doğurmakla tamamlar. Yani babanın fallusuna sahip olarak elde etmek istediği iktidar duygusunu kendi doğurduğu çocuğa aktarır, çocuğunu kendi eksikliğini tamamlayan fallus olarak görür. Burada “fallus: sahip olmak”, “fallusu içinde taşımak: olmak” gibi imlemeler ortaya çıkar.

Lacan’ın fallus’a imleyen olarak anlam vermesi makalesinde şöyle anlatılır: “Fallusun bir imleyen olması, öznenin ona ancak Öteki’nin yerinde ulaşabileceğini ortaya koyar. Ama bu imleyen orada yalnızca üstü örtülü ve Öteki’nin arzusunun nedeni olarak bulunur (…) Böylece, öncelikle, başından itibaren çocuğun, annenin fallusu “içinde taşıdığı” şeklindeki kuruntusuna dayanan Klein’cı olgu daha doğru bir şekilde formüle olur” (Lacan, 1994: 59). Bu kuruntuda “Annenin arzusu fallus olduğu içindir ki, çocuk (da-LB) onu tatmin etmek için fallus olmak ister” (Lacan, 1994: 59). Bunun bir bölünme olduğu kuşkusuzdur.

“Böylece arzuya içkin bölünme daha Öteki’nin arzusunda yaşanmasında kendini belli eder. Şu bakımdan: bu bölünme, öznenin fallusa denk düşen gerçek olarak sahip olabileceği şeyi Öteki’ne sunmasından dolayı tatmin olmasına zaten karşıttır, çünkü onun fallus olmasını isteyen aşk talebi için, sahip olduğu şey, sahip olmadığından daha değerli değildir. Klinik pratik bize gösteriyor ki, Öteki’nin arzusunun bu sınanması, öznenin kendisinin gerçek bir fallusa sahip olup olmadığını değil, annenin fallusa sahip olmadığını öğrenmesi dolayısıyla belirleyicidir”(Lacan, 1994: 60).

Lacan’a göre “Fallik imleyenin, damgası olduğu arzunun “sahip Olmak”taki eksiğinin tehdidi ya da özlemiyle bağlantısı işte burada belirginleşir” (Lacan, 1994: 60). Geleceğinin bağımlı olduğu şey, bu izlencede (sequence) babanın devreye soktuğu yasadır. Fallusun işlevi cinsler arasındaki ilişkilerin uyacağı yapıları belirginleştirebilir. Bu ilişkiler bir yandan bu imleyende özneye gerçeklik vermek, öte yandan da imlenecek ilişkileri gerçeksizleştirmek gibi karşıt etkileri olan bir “olmak” ve bir “sahip olmak” çevresinde dönecektir (Lacan, 1994: 60).

Kız çocuğu anne olmakla eksikliğini tamamlayacağı düşüncesiyle fallik dönemi geçer. Kadın figürünün fallusla ilişkisi Lacan’ın Fallus’u anlamlandırma araştırmasını tamamlar. Fallus’un sahici anlamı kadınla ortaya çıkar. Çocuk annesinin arzu nesnesidir, annesinin vücududur. Bu anlamda fallus hem eril hem dişildir. Böylece fallus güç ilişkilerinin simgesi olarak değil özneyi na-mevcudiyete itmek anlamıyla kendini ortaya serer. Fallus’un ikili karakteri vardır. Annenin fallusunun eksikliği, babanın arzusunu garanti altına alır ve onu basit bir cinsel uzuv olmak halinden çıkarır. Fallus, bu tasavvurda annedeki eksiklik nedeniyle arzunun metafizik göstereni olarak inşa olur. Oral içe alım nedeniyle fallus annenin rahminin içindedir. Böylece anne rahmi, fallusu içinde tutma dolayımı ile öznenin ortaya çıkışını yaşar. Varlık-yokluk bölünmesi anneyi de özneleştirir, bölünme özneyi özne yapar. Fallus bu noktada ne varlığa ve ne de yokluğa aittir. Fallus, öznenin ortaya çıkışıyla gerçekleşen özne-nesne arasındaki bölünmenin varlık bulduğu noktada yani yoksunluk anında belirir. Fallus, artık, ötekinin arzusunun göstereni olarak mitik bir eksiksizlik simgesidir. Bu anlamda öznenin ortaya çıkışının metaforudur ve erkek ya da kadın tarafından ele geçirilmesi imkânsızdır. O, güç ilişkilerini maskelemekte olan bir fetiştir.

Fallusun ikili karakterine dair Lacan’cı bu yoruma rağmen kentsel düzenin simgesel sahasındaki gökdelenlerin dişil nazarın fallus tasavvuruyla ele alınamayacağı ortadadır. Bu anlamda tekerleğin (otomobil) dişil-kadın (rahim simgesi) olduğu da ifade edilebilir. Tekerlek kadını fallusa çekmektedir. Gökdelen bir womenizer (baştan çıkarıcı erkek) ya da iri yarı fallus olarak gösterilen’dir. Kamusal alana çıkmak fallustan yoksun olmanın (kastre) sonucu olarak belirir; güç istenci bir penisneid sapmasıdır. Kadının bu konuda eril gücün erk-sel alanı belirleyiciliği aşması mümkün değildir. Firavun’un piramitleri, bütün tapınak mimarileri ve günümüz “gökdelen şişmesi” bir fallus sembolizmine uğramıştır.

Bu anlamda Lacan’ın “la femme n’existe pas-kadın yoktur” sözü “bu sembolik düzen içerisinde kadının olmadığı ve bunu bu sembolik fallus sisteminde aşılamayacağı” şeklinde anlaşılmalıdır. Kadının piramidal narsist fetiş toplumundan kurtarılmasının mimarî simgesi, otağ=oda=küp=çadır=kare formudur. Kadın, çadır=otağ=oda inşa edebilir ve fakat kule dikemez. Kare=küp, dairevî formdur, erkeği gündüz rızk teminine süren “meskenler şehri”nin çemberinin dışında bırakan ve ancak geceleri kabul eden ufkî-rahimî “ev” tasavvuruyla inşa edilebilir.

 

-         Lacan Jacques, Fallus’un Anlamı-Die Bedeutung des Phallus, Afa Yayınları, 1994


İlgili Yazılar

Bir Cevap Yazın

Son Yorumlar

    İlkelerimiz

    Sitemiz, zararlı içerikler barındırmamaktadır. Sitemiz, üyelik sistemi içermemektedir. Yapılan yorumlarda sitemizde haber ve yazılarla ilgili yapılan yorumlarda tehdit veya küfür içeren, üçüncü kişiler ile ilgili rahatsız edici din,dil,ırk,cinsiyet ayrımına yönelik ve Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı ifadeler ve materyaller kullanılamaz.Aksi takdirde sitemiz gerekli yasal işlemleri başlatma hakkını saklı tutar. Doğabilecek yasal sorumluluklardan sitemiz sorumlu tutulamaz. Sitemiz , ”Basın Meslek İlkeleri” ne bağlı kalacağına söz vermiştir.

    Haberdar Olun

    Sitemiz ile alakalı güncel kalmak, sitemize ait tüm bildirilerden haberdar olmak için mail listesine abone olun.

    Üye olun, ve yenilikleri kaçırmayın...