Düşünce, Haberler, Köşe Yazısı, Yazılar

HER DÖNEM KENDİ DİLİNİ ÜRETİR

0 39

what freedom

Rivayet o ki, komünizmin uygulandığı zamanlarda Sovyet Akademisinde kimyadaki bazı teorilerin sisteme uymadığı gerekçesiyle değiştirilerek sisteme uyumlu hale getirilmesi tartışmaları yaşanmıştır. Bu trajik tutum hemen hemen bütün totaliter ideolojilerde aynıdır. Hayatın gerçekliği temel alınacak yerde, bu gerçeklik bir yana itilerek körü körüne ideolojik saplantının peşine takınılır. Böylece gerçeklik hayatı doğru anlayıp anlamlandıramayan ideolojilerin ayağı altından kayıp gider. Zamanında önlem alınmadığında bu tavır toplumları tarihin ve zamanın dışına iter.

Yukarıda sözü edilen tutum din adına hareket eden anlayışlara da geniş ölçüde egemen olmuştur. Yaşadığı dönemin ortaya çıkardığı yeni ihtiyaçları görmezden gelen bu tür anlayışlar, hayattan ve gerçeklikten kopmuş ve entegrist bir tavra mahkûm olmuştur. Bilindiği gibi “ entegrizm, dini veya siyasi olsun bir inancı tarihin bir önceki döneminde sahip olduğu kültür yapısı veya müesseseleriyle özdeşleştirmektir. Böylece mutlak bir doğruya malik olduğuna inanmak ve onun kabullenilmesini dayatmaktır.”(Entegrizm, Roger Garaudy, Pınar yayınları.)

 Öyle anlaşılıyor ki, entegrist tutum her türlü yeniliğe, değişime ve ilerlemeye karşı durağan ve statükocu bir anlayıştır.  Bu anlayış uzun süredir İslami hareketlere de egemen olmuş ve büyük bir bölümünün hayattan ve gerçeklikten kopmalarıyla sonuçlanmıştır.

Özellikle son otuz yıldır bu tür yaklaşımların etkisinde kalan İslamcı gençlerin yaşadığı değişim ve dönüşüm, sahih bilgi ve hikmeti arama çabasından çok yozlaşma ve hikmetten uzaklaşma ile sonuçlanmıştır. Radikal söylemlerinden hiç taviz vermeyen, kendi dışındaki herkesi suçlayan ve kendine dönük en küçük bir eleştiriyi kabul etmeyen hızlı mücahitlerin bugün söylediği “azizim yanılmışız” ifadesi bu gerçeğin açık bir ifadesidir.

Geçmişte sahih kavramlar üzerinden değil de kendi sınıfsal çıkarları için üretilen moda dilin sorun çözmekten çok problem üreteceği açıktır. Maalesef bu girdabın içinde kendi ürettikleri kavramsal modelin çökmesiyle şaşıran çok sayıda genç İslami düşünceyi terk etmiştir.

İslamcı kayıp kuşağın, döneme tanıklık edenlerin kaleminden,  etkileyici ve bir o kadar da düşündürücü hikâyesi yazılmıştır. Sabahlara kadar üniversite kantinlerinde, öğrenci evlerinde, dergâhlarda veya sisli bir lambanın etrafında “İslam devriminin aşamalarını” okuyan ve tartışan gençlerin, namaz gibi en temel ibadetlerini yerine getirmedikleri sıklıkla rastlanan bir manzaraydı. İrfan ve ahlaktan böylesine yoksun insanların bir süre sonra moda defilelerinde boy göstermeleri, siyasetin en aşağılık ayak oyunlarını sergilemeleri ve halktan topladıkları paraları saçıp savurmalarında şaşılacak hiçbir şey yoktur.

Eskiden namazı en ince ayrıntısına kadar titizlik göstererek kılmak için çaba harcayanların bugünlerde namazın uzağına düşmelerini nasıl yorumlamak gerekir? Ne yazık ki, öğrenci evlerinde devrim naraları atarak gezinen, tavla veya okey oynamanın meşruiyetini sorgulayanlar şimdi kahvede tavla oynayarak zaman öldürüyorlar.

Ahmet Kaya bir parçasında “Bu ne yaman çelişki anne/ Kurtlar sofrasına düştüm” diyordu. İslamcı gençler kurtlar sofrasına düşmedi, tam tersine nefislerindeki kurtlara yenildiler. Sonunda kendi nefislerini değiştirecekleri yerde nefislerine uygun olanı normalleştirmeye çabaladılar. Sonunda bu dönemde kendi dilini üretti. Hidayetçi İslami anlayış terk edilerek bireysel Müslümanlığa dönüldü. Bireysel

Müslümanlık kavramını üretenler bu kavramın hangi kültürel atmosferde ortaya çıktığını düşünme zahmetine bile katlanmadılar. Onlardan birey kavramı ile modernite arasındaki derin felsefi bağı analiz etmelerini beklemiyoruz ama hiç olmasa konu üzerinde biraz kafa yormalarını öneriyoruz.

Peki, can alıcı soruya gelelim: 100 yıl önce, 50 yıl önce veya 30 yıl önce üretilen İslami söylem bugünkünden daha mı iyiydi? Hiç şüphesiz hayır. Eğer bu şekilde düşünürsek Cabiri’nin dediği gibi sorun çözmekten çok geçmişi tekrar eden  “atıl aklın” etkisinde kalırız.

Şüphesiz her dönem İslam’ın temel parametrelerinden sapmadan, çağı ve çağın ürettiği değerleri yorumlayıp yeni bir dil ve model üretecektir. Benim anlatmaya çalıştığım böylesine anlamlı ve gerekli bir çabayı eleştirmek veya gölgelemek değil, tam tersine İslam’ı kendi cemaat, parti veya içinde bulunduğu grubun isteklerine göre yorumlamak ve tüketime sunma çabasıdır. İşte bu sahih bir İslam değil gösterişçi İslam’dır. Gösterişçi İslam, İslami görünmenin önemli olduğu zamanlarda, böyle görünmenin sağlayacağı avantajlardan yararlanmak için özden çok şekle önem veren bir din anlayışıdır. Bu durumda içerik kaybolur ve form yüceltilir. Yaşanan iman ve aşk temelinde bir bağlılık değil, Müslüman görünmenin pratik hayatta sağlayacağı yarardır.

Ünlü Yunan düşünürü Herakleitos’un dediği gibi “bir ırmakta iki kez yıkanılamaz” Yaşanan an bir kez daha aynı şekilde kendini tekrar edemez. Bu anlamda değişim kaçınılmazdır. Ancak değişim ilkesiz, düzensiz ve gelişigüzel değildir. Değişikliğe yol gösterecek olan kutsal referanslardır.

Zamanın ruhuna uymak bir taraftan geçmişe takılıp çağdan uzaklaşmak, diğer yandan zamanın akışına kapılarak savrulmak tehlikesini içinde barındırır. Zamanın ruhuna uyarken kutsal değerlerin yol gösterdiği evrensel ahlaki ilkelerden ödün vermemek gerekir. Böyle bir çaba, uygun bir zamanda İslam’ın tarihe dönüşüyle sonuçlanacak kutsal yolculuğa yol açacaktır.

 


İlgili Yazılar

Bir Cevap Yazın

Son Yorumlar

    İlkelerimiz

    Sitemiz, zararlı içerikler barındırmamaktadır. Sitemiz, üyelik sistemi içermemektedir. Yapılan yorumlarda sitemizde haber ve yazılarla ilgili yapılan yorumlarda tehdit veya küfür içeren, üçüncü kişiler ile ilgili rahatsız edici din,dil,ırk,cinsiyet ayrımına yönelik ve Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı ifadeler ve materyaller kullanılamaz.Aksi takdirde sitemiz gerekli yasal işlemleri başlatma hakkını saklı tutar. Doğabilecek yasal sorumluluklardan sitemiz sorumlu tutulamaz. Sitemiz , ”Basın Meslek İlkeleri” ne bağlı kalacağına söz vermiştir.

    Haberdar Olun

    Sitemiz ile alakalı güncel kalmak, sitemize ait tüm bildirilerden haberdar olmak için mail listesine abone olun.

    Üye olun, ve yenilikleri kaçırmayın...