Düşünce, Haberler, Köşe Yazısı, Yazılar

BULUTLARI DELEN KARTAL

0 43

  images         

           Türk fikir hayatının “kendi semasında tek yıldız” olan aydınlarından Cemil Meriç’le çeşitli dönemlerde yapılan röportajlar, “Bulutları Delen Kartal” Cemil Meriç ile Konuşmalar, başlığı altında Mustafa Armağan ve Sezai Coşkun tarafından kitaplaştırıldı ve Ufuk yayınları tarafından basıldı. Kitapta Mustafa Armağan’dan, Sefa Kaplan’a kadar çeşitli kişiler tarafından yapılmış 28, Cemil Meriç’in kızı Ümit Meriç’le Cemil Meriç üzerine yapılmış iki röportaj ile kitaptaki makaleleri derleyen Mustafa Armağan’a ait bir sunuş yazısı bulunuyor. Kitapta ayrıca diğer derleyici Sezai Coşkun’a ait “Meriç Kıyılarından Geçen Üç Kuşak” ve Mustafa Armağan’la “Cemil Meriç Üzerine” Naciye Kaynak tarafından yapılmış bir konuşma bulunuyor. Bütün makaleler Cemil Meriç’in zihniyet dünyasını anlamak bakımından zengin bir malzeme sunuyor okurlara.

         Cemil Meriç 1916 yılında Antalya’da doğdu. 1987 yılında vefat eden Cemil Meriç’in yaşamındaki en trajik olay 38 yaşında gözlerini kaybetmesi oldu. Eserleri arasında “Bu Ülke” ayrıcalıklı bir yere sahiptir. Bu eser Cemil Meriç’i tanımak isteyenlerin başucu kitabı olmalıdır. Cemil Meriç, Mağaradakiler, Kültürden İrfana, Ümrandan Uygarlığa, Saint Simon, Bir Dünyanın Eşiğinde, Işık Doğudan Gelir, Kırk Ambar, Sosyoloji Notları, Jurnal-1, Jurnal-2, Bir Facianın Hikâyesi adlı kitapları ile Türk düşüncesindeki müstesna yerini almıştır. Cemil Meriç’in eserleri okunduğunda entelektüel seviyesinin genişliği hemen fark edilir. Devamlı araştıran, sorgulayan Cemil Meriç için ansiklopedi ve lügatlerinde ayrı bir yeri vardır.

          Sezai Coşkun, Cemil Meriç’in Türk fikir hayatındaki merkezi rolü hakkında şunları söylüyor: “1970’den itibaren Türkiye’de yetişen üç kuşak içerisinde Cemil Meriç medresesinden geçmemiş yok gibidir. Zaman zaman kabul veya red ile yaklaşılıyor olsa da bir hakikat olarak ortada durmaktadır Cemil Meriç. Ancak Cemil Meriç’in düşünce dünyasının ne kadar fark edilebildiği tartışma konusu götürür bir husustur.” (1)

         Cemil Meriç cephelerin adamı olamayan ender aydınlardan biridir. Bu özelliği ile diğer aydınlardan farklı bir zihniyet dünyasına sahiptir. Zira “düşüncenin tün öğelerini reaksiyoner bir tavırla temellendiren aydın, Türk düşüncesinde ön plana çıkan aydın tipini oluşturmuştur. “Cephelerin Adamı” olarak konuşmaya başlayan aydınlar, Cemil Meriç’in ifadesiyle “gerçeğin gölgesiyle uğraşan mağaradakiler” (2)

         Cemil Meriç’in Türk aydınları içerisinde hangi anlam dünyasını dolduruyor? diye soran Sezai Coşkun bu soruya”… onun karşımıza çıkacak ilk hususiyeti, bugün bir çok Türk ve dünya aydınında bulunmayan bir erdem olan “aydın namusunu” en zirvede temsil ettiği gerçeğidir.”(3) diye cevap veriyor.

        Cemil Meriç Türk entelijansiyasi üzerinde yaptığı gözlemlerinde bazen çok sert eleştiriler yapmaktadır. “Gökalp minnacık bir adamdır. Elindeki imkânlarla başka çaresi yoktu. İster istemez intihar edecekti” (4) “Ziya Gökalp Batı’nın sofra artıklarıyla geçinen bir zattır; oradan atıştırır, zaman zaman da kusar… Sahtekârdır. Her devirde dalkavukluk yapmıştır. Talat Paşa’ya ve İttihat Terakki’ye mesela. Tarihin şımarttığı bir adamdır.” (5) “ Ziya Paşa tam bir namussuzdur, yani satılık bir adamdır. Tam bir Bizanslıdır Ziya Paşa” (6)

         1970-80 arası sağ-sol kutuplaşmasının en yüksek seviyede yaşandığı Türkiye’nin kayıp yılları olmuştur. Artık fikirler değil silahlar konuşmaktadır. “Sağ kabuğuna çekilmiş, münzevi, mazlum, muzdarip. Sol, eline tutuşturulan reçeteyi kekeliyor, manasını anlamadığı reçeteyi. Tek ortak duygu: Düşmanlık, Diyalog yok” (7) Cemil Meriç’e göre bundan daha da kötüsü sağ ve sol kavramlarının asıl anlamlarının kaybolup ters yüz edilmeleridir. “ Fikret fildişi kulesinde mahpus, yüzde yüz ferdiyetçi bir sağ, Akif damarlarında tarihin nabzı atan bir halk çocuğu, yani Batı’nın anladığı manada tam bir sol. Talihsizliğe bakın ki, Fikret solun bayrağı yapıldı, Akif sağın. Mefhumların böylesine ters yüz edildiği hiçbir ülke ve hiçbir çağ yoktur.(8)

          Cemil Meriç’in düşünce dünyasında aydın kavramının önemli bir yeri vardır. O’nun aydın tanımı İranlı sosyolog Ali Şeriati’yi hatırlatır. Cemil Meriç’in “Aydın olmak için insan olmak lazım. İnsan mukaddesi olandır. İnsan hırlaşmaz konuşur. Maruz kalmaz sever. Aydın, kendi kafasıyla düşünen adamdır” (9) tanımlaması, Ali Şeriati’nin “Aydın, belli bir tarihi yer ve zaman diliminde kendi insani statüsünün bilincinde olan kimsedir. Bu bilinç ona, sorumlu bir insan oluşun yükünü yükler”(10) tanımımı hatırlatır.

          Türk aydınının halktan kopukluğu bir problem olarak Tanzimat’tan beri önemini koruyor. “Önce Avrupa’da okuyan, Tercüme odasında yetişen, bir kelimeyle yeni bir dünyanın iğvalarına herkesten çok maruz bulunan entelijansiya halktan koptu. Sonra başsız kalan kitle ihtişamlı mazisinden uzaklaştı”(11)

        Bir toplumu maziye bağlayan en önemli bağ dildir. Her yeni toplumsal değişim projesi kendine özgü taşıyıcı kavramları olan yeni bir dil üretir. Kendini topluma ürettiği bu dil aracıyla sunar ve meşrutiyetini bunun üzerine inşa eder. Osmanlı’ya karşı yürütülen inkâr politikasının en önemli araçlarından biriside dildi. Dolayısıyla Osmanlı medeniyetinin taşıyıcı kültürel öğelerinden biri olan dil ve alfabe sorunu kaçınılmaz olarak gündeme geldi. “İslam harflerinin terakkimize mani olduğunu ileri sürenler, Avrupa’nın bizi yok etmeye karar vermiş yazarlarıydı. Başlıca hedefleri bizi tarihimizden, irfanımızdan, bir kelimeyle İslamiyet’ten koparmaktı”(12). Batı aydınları tarafından üretilen bu düşüncelerin Osmanlı aydınlarını etkilemesi gecikmedi. Tanzimat’tan itibaren gelişen süreçte aydınlar, Batı’nın yeniçerisi gibi hareket ettiler. Böylece kendi toplumuna, kültürüne ve tarihi gerçeklerine düşman bir aydın tabakası oluştu. Cemil Meriç’e göre “Bizim entelijansiyamız Batı’nın yeniçerisidir. Yeniçeri müthiş bir buluş. Türk, Avrupa’nın çocuğu ile Avrupa’yı vurdu.”(13) Şimdi ise tam tersi bir süreç yaşanmaktadır. Avrupa Osmanlı’nın içine yerleştiği yeniçeri aydınlarla Osmanlı’yı çökertmeye başladı.

         Oysa aydınların kendi toplumuna sırtını dönerek kendilerini tanımlamaları, izledikleri Avrupa’nın gözünde onların konumunu değiştirmeyecekti. Nitekim “Bütün Kur’an’ları yaksak bütün camileri yıksak Avrupalı’nın gözünde Osmanlıyız. Osmanlı, yani İslam: karanlık, tehlikeli, düşman bir yığın”(14) olarak algılanıyordu Türk aydınların içinden çıktıkları toplum. Ancak bu gidişe direnmeye çalışan ve kendi toplumun vicdanı olamaya çalışan aydınlarda yok değildi. Cemil Meriç Said Nursi’yi diğer aydınlardan farklı bir yere koyuyor. Müslüman mütefekkir deyince yaşamıyla mücadelesiyle, duruşuyla Said Nursi’yi anlıyor. 60 yıldır her türlü zorluğa katlanarak mücadele veren Said Nursi’yi yakın tarihimizin tek mücahidi olarak görüyor.

         Kitabın içinde yer alan en önemli röportajlardan biri de Hüsamettin Arslan’ın yaptığı “Araf’ta Bir Yalnızım” adlı röportajıdır. Cemil Meriç bu röportaj için “Beni en iyi anlatan röportaj” belirlenmesinde bulunuyor.

       “Bulutları Delen Kartal” adıyla kitaplaştırılan makaleler Cemil Meriç’i tanımak isteyenler için önemli bir kılavuz kitap değerindedir. Bu haliyle kitabın Türk düşüncesine önemli bir katkı yapacağı kuşkusuzdur.

 

Dipnotlar

1)    Bulutları Delen Kartal,M.Armağan, S.Coşkun,Ufuk y.

2)    Bulutları Delen Kartal,M.Armağan, S.Coşkun,Ufuk y.

3)Bulutları Delen Kartal,M.Armağan, S.Coşkun,Ufuk y.

4) Bulutları Delen Kartal,M.Armağan, S.Coşkun,Ufuk y.

5)Bulutları Delen Kartal,M.Armağan, S.Coşkun,Ufuk y.

6Mağaradakiler, Cemil Meriç,İletişim y.

7)Bulutları Delen Kartal, M. Armağan, S.Coşkun, Ufuk y.

8) Bulutları Delen Kartal,M.Armağan, S.Coşkun,Ufuk y.

9)Bulutları Delen Kartal,M.Armağan, S.Coşkun,Ufuk y.

10)Medeniyet ve Modernizim, Ali Şeraiti, Birleşik y.

11Bulutları Delen Kartal, M.Armağan, S.Coşkun, Ufuk y.

12)Bulutları Delen Kartal,M.Armağan, S.Coşkun,Ufuk y.

13)Bulutları Delen Kartal,M.Armağan, S.Coşkun,Ufuk y.

14)Bulutları Delen Kartal,M.Armağan, S.Coşkun,Ufuk y.

 


İlgili Yazılar

Bir Cevap Yazın

Son Yorumlar

    İlkelerimiz

    Sitemiz, zararlı içerikler barındırmamaktadır. Sitemiz, üyelik sistemi içermemektedir. Yapılan yorumlarda sitemizde haber ve yazılarla ilgili yapılan yorumlarda tehdit veya küfür içeren, üçüncü kişiler ile ilgili rahatsız edici din,dil,ırk,cinsiyet ayrımına yönelik ve Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı ifadeler ve materyaller kullanılamaz.Aksi takdirde sitemiz gerekli yasal işlemleri başlatma hakkını saklı tutar. Doğabilecek yasal sorumluluklardan sitemiz sorumlu tutulamaz. Sitemiz , ”Basın Meslek İlkeleri” ne bağlı kalacağına söz vermiştir.

    Haberdar Olun

    Sitemiz ile alakalı güncel kalmak, sitemize ait tüm bildirilerden haberdar olmak için mail listesine abone olun.

    Üye olun, ve yenilikleri kaçırmayın...