Düşünce, Haberler, Köşe Yazısı

DİNE VE BİLİME GÖRE EVRİM

0 40
tumblr_inline_nany1hExDJ1smsq9r

Evrim düşüncesi çok eskidir. Binlerce sene öncesinden bugüne kadar insanlar bir evrim düşüncesine sahip olmuşlardır. Fakat bunun bir teori haline gelmesi yaklaşık iki yüz yıldan beridir. Evrim denince çoğunun aklına Darvinizm geliyor. Hâlbuki ondan önce ve sonra da evrim üzerinde çalışılmış ve onlarca teori ve hipotez ortaya atılmıştır. Bu konu üzerinde hala da çalışılıyor. Gelişen genetik ve moleküler biyoloji disiplinlerinin verileri ışığında evrim araştırılıyor, düşünceler ileri sürülüyor.

Evrim düşüncesi ile ünlenmiş bilim adamları Lamarck, Darwin, Wallace, Mendel ve Hugo de Vries’dir. Ama evrim kuramı en çok Darwin ile anılır. Darwin ciddi bir âlimdi, teorisini çok sıkı bir çalışma ile ve uzun zamanda geliştirmiştir. Wallace da Darwin gibi evrimim doğal seçilimle olduğuna inanıyordu. Darwin dindarlardan gelecek tepkilerden korktuğu için görüşlerini açıklamıyordu. Wallace onu teşvik edince Darwin onunla birlikte düşüncesini ortaya koydu (1858). Bir yıl sonra da asıl ününü sağlayacak olan “türlerin kökeni” kitabını yayımladı ve kitap büyük tartışmalara sebep oldu.

Evrim konusundaki çalışmalar ilerledikçe evvelki yazarların açıklıkları ve yanılgıları ortaya çıkmış, tatmin edici olmamış ve yeni görüşler ileri sürülmüştür. Lamarck canlı varlıkların organlarının çevreye uyarak evrim geçirdiklerine inanıyordu. Zürafa misali meşhurdur. Boynunun uzamasını bununla açıklar. Darwin ve Wallace doğal ayıklanma fikrini ortaya attı. Onlara göre çevre koşulları en güçlüleri ayakta bırakır, zayıf olanları eler. Bu yüzden birçok canlı türleri yok olup gitmişlerdir. Mendel kalıtım yasalarını incelemiştir. Hugo de Vries ise mutasyon fikrini ortaya atmıştır.

Evrimin yeni türler meydana getirdiği düşüncesi dinlerle çatışmayı doğuran ana konudur. Semavi dinler canlıların Tanrının ol emri ile yaratıldığını söyler. Evrimciler ise canlılığın basitten karmaşığa, tek hücreliden çok hücreye doğru geliştiğini ve bu süreçte yeni türlerin ortaya çıktığını iddia eder. Evrimcilere göre hayat önce denizlerde yani suda bir hücrenin oluşumuyla meydana gelmiş ve sonra evrimle çoğalarak karadaki canlılar meydana gelmiştir. İnsanla hayvanların ortak bir atası vardır.

Evrim bir teoridir yani bilimsel bir açıklamadır. Din ise bir inançtır. Din kabule, bilim ise anlamaya ve açıklamaya dayanır. Dinler bize işin mahiyetini açıklamıyor, sadece inanmamızı istiyor. Bütün evrenin, bitkilerin, hayvanların ve insanların bugünkü şekliyle mükemmel olarak birden yaratılmışlardır diyor. Bilimin dinle çatışan kısmı teorik kısmıdır. Kesin bir bilimsellik kazanmış bilgilerin dinle çatışması mümkün değildir. Dinle bilim ancak kendi sahalarının dışına çıkarlarsa çatışırlar.

Dinin bilimden korkmasına ve endişe duymasına gerek yoktur. Bilim sanılan şeylerin bir kısmı da esasında bilim değildir. Bilimsel düşünce yani felsefedir. Ama bu felsefe ki adına teori denir bilim için gereklidir ve bilimsel çalışmanın temelidir. Gözlemlenen olgulardan bilim adamı bir kanaate sahip olur. Buna hipotez veya teori denir. Teori ne kadar çok olayı açıklayabilirse o kadar itibar görür. Bu açıklama daha sonra yanlış çıkarsa bilim adamı doğru bilgiyi de içine alacak şekilde eski teorisini düzeltir.

Bilime üstünlük veren ve onu değerli yapan bu çalışma tarzıdır.  Bilim devamlı ilerler, hataları olmasa ilerlemez. Din ise böyle değildir. Dini inançlar asla değişmez ancak yeni bir tarzda yorumlanabilirler. Bilimin yüzde yüz doğrudur dedikleri şeylere dinin karşı çıkması düşünülemez. Dinle bilim çatışır gibi göründüklerinde bilimi tercih etmek lazımdır. Çünkü bu, tecrübenin ve aklın verdiği bir sonuçtur. Zaten yüzyıllarca önce kelam âlimleri “akıl ile nakil çatıştığında akıl tercih, nakil tevil olunur” demişlerdir.

Evrim teorilerine itiraz edilemez diye bir kural yok. En önce bilim adamları birbirlerinin yanlışını çıkarırlar. Teorinin zayıf tarafları eleştirilir fakat bu eleştiri din ve inanç adına değil yine bilim adına yapılır. Yani bir din âlimi, bir teolog evrimi eleştirecekse benim inançlarıma aykırıdır diye değil, bilimsel zayıflıklarını bulup göstererek karşı koymalıdır. Evrimcilerden delilerini istemek herkesin hakkıdır. Evrimciler mesela ara türler hakkında aklı kandıracak ciddi bir bilgi ve belge ortaya koyamıyorlar.

Dindarların yanlışları ve hataları yok değil elbette. Yaptıkları şey dini bir savunmadır. Bunun ikna ediciliği zayıftır. Yeni bir hermenötik yani yorum tarzı geliştirmeleri lazımdır. Batıda papazlar tarafından bu yapılıyor. Bizde ise bu henüz yok. Kuranın ifadelerini bilime uydurmak için çok sudan ve basit açıklamalar getiriyorlar ve çelişkiye düşmekten de kurtulamıyorlar. Mesela dünyanın altı günde yaratıldığı ifadesini altı devir olarak izah etmek temelsizdir. Bu Tanrıya zaman izafe etmektir.

Paul Tillich’in de dediği gibi din dili bilimsel değil, mecazidir ve semboliktir. Orada anlatılanlar dini ve ahlaki bir düşünceyi kolayca ifade için başvurulan mecazi misallerdir. Böyle kabul etmezsek dini savunmak bir tarafa ona en büyük zararı vermiş oluruz. Din ilme ve akla bağlı olarak yorumlanırsa çöker. Din ilmin ardınca gidemez. Din ilmin sürüklediği bir vagon veya römork değildir. Ona ihtiyacı da yoktur. Din; bilimin ve felsefenin dışında bir oluşumdur, bağımsız bir hakikattir.

Bazılarının -mesela Freud ve Russell gibi- bilim sırları çözdükçe din gerileyecek ve ona olan ihtiyaç ortadan kalkacaktır düşünceleri boştur. Hiçbir temeli yoktur. Çünkü din bir şeyi çözmeye çalışmıyor. Var olana karışmıyor. Onun dışında bir olgudur. Bilim istediği kadar ilerlesin dinin alanına giremez. Ahlak, din, sanat ve felsefe insanın özgür eylem alanlarıdır ve bunlar birbirinin yerini doldurmazlar. Bilim ilerledikçe mesela şiir ve roman yazmaya veya ahlaki ilkelere ihtiyaç kalmayacak mı?

Dindarlar ne bilimi küçümsemeli ne de dini bilime uyarlamaya çalışmalıdırlar. Böyle yaparlarsa zeki insanları kaçırırlar. Bazı dindarların evrim vardır fakat evrimi Allah yapıyor demeleri belirsiz bir savunmadır. Türün içinde kalarak evrim olabileceğine zaten kimse itiraz etmiyor. Çevre şartlarının canlılarda varyasyonlara, ufak tefek değişikliklere sebep olduğu kesindir. Gözlemin sonucudur. Dinin iddiası, bir türün başka türe dönüşemeyeceği mesela bir şempanzenin asla insan olamayacağıdır.

           


İlgili Yazılar

Bir Cevap Yazın

Son Yorumlar

    İlkelerimiz

    Sitemiz, zararlı içerikler barındırmamaktadır. Sitemiz, üyelik sistemi içermemektedir. Yapılan yorumlarda sitemizde haber ve yazılarla ilgili yapılan yorumlarda tehdit veya küfür içeren, üçüncü kişiler ile ilgili rahatsız edici din,dil,ırk,cinsiyet ayrımına yönelik ve Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı ifadeler ve materyaller kullanılamaz.Aksi takdirde sitemiz gerekli yasal işlemleri başlatma hakkını saklı tutar. Doğabilecek yasal sorumluluklardan sitemiz sorumlu tutulamaz. Sitemiz , ”Basın Meslek İlkeleri” ne bağlı kalacağına söz vermiştir.

    Haberdar Olun

    Sitemiz ile alakalı güncel kalmak, sitemize ait tüm bildirilerden haberdar olmak için mail listesine abone olun.

    Üye olun, ve yenilikleri kaçırmayın...