Düşünce, Haberler, Köşe Yazısı, Yazılar

SİVİL İTAATSİZLIK VE İSLAM

0 130
10329251_853635114664718_2084978054099005442_n

          Bir sivil direniş ve protesto biçimi olan sivil itaatsizlik, şiddete başvurmadan yapılan muhalefet türünü ifade etmektedir. Mevlüt Uyanık “Sivil İtaatsizlik Eylemleri ve Dini Değerler” adlı önemli çalışmasında, sadece sivil itaatsizliğin dünyadaki gelişimini değerlendirmekle kalmıyor aynı zamanda İslam dünyasındaki yansımalarını da irdeliyor. Aslında bu çalışma yazarın Hasan Basri üzerine yaptığı bir başka çalışmanın devamı niteliğinde. Hiç şüphesiz İslam tarihini sivil itaatsizlik açısından ele alan bu çabalar yenidir ve farklı bir okuma biçimini önermektedir.

         Kitabın ilk bölümü  “modern Türkiye’de sivil itaatsizlik ve bir eylem aracısı olarak din ve dini değerlerin işlevinin tespitine yönelik teorik bilgilendirmeler içeriyor.

         İkinci bölümde demokratik bir hukuk devleti anlayışının oluşumunda sivil itaatsizlik kavramının ve dini değerlerin önemi üzerinde duruldu.

         Üçüncü bölümde sivil itaatsizlik acısından İslam geleneğinin en önemli isimlerinden olan Ebu Hanife’nin faaliyetleri inceleniyor.

         Son bölümde ise çağdaş İslam düşüncesinin önemli isimlerinden biri olan Said Nursi’nin çalışmaları ele alınıyor.

         Türk siyasi tarihi incelenirken ele alınan konuların irdelenmesinde kültürel boyut genellikle siyasi ve hukuki değerlendirmelerin gölgesinde kalmıştır. Bundan dolayı İslam, kültürel zeminin en önemli belirleyicisi olarak sosyolojik araştırmalarda daima göz ardı edilmiştir.

         Şurası bir gerçek ki, Türkiye Cumhuriyeti İslami bir gelenekten gelen bir yapı üzerine laik ve secüler bir siyasi sistem olarak kuruldu. Ancak gelenekten kopuşun tam manasıyla gerçekleşmesi mümkün değildir. Bu nedenle “ Türkiye Cumhuriyeti’nin bugünkü siyasi rejiminin geleneksel Osmanlı rejiminin uzantılarından tamamen kurtaramadığını söylemek mümkündür.”(1) Ancak Cumhuriyeti kuran elit kadronun amacı hiç şüphesiz, Cumhuriyeti dini değerlerden arındırıp, secüler bir Türk kimliği oluşturmaktı. Bu amaçla yapılan çalışmalar ve hukuksal değişimler bir takım değişiklere yol açmasına karşın beklenen büyük dönüşümü sağlayamadı. Bunun en büyük nedeni geleneksel yapıların kolayca çözülüp, yerini yeni değerlere bırakacağı yönündeki modernleşmeci anlayışın doğru olmamasıydı. Sosyal kimliklerin belirlenmesinde yerli değerlerin ihmal edilmesi başarısızlığın bir diğer neden idi. İdeal bir model yaratabilmek için yerli değerlerle, bu değerlerin önemli bir bölüm İslam’dan kaynaklandığını unutmadan, evrensel birikim arasında başarılı bir sentez yapmak gerekmektedir. 

           Sivil itaatsizlik “ İçinde yaşanılan sistemi meşru kabul etmekle beraber yapılan haksız ve adaletsiz uygulamalara karşı yasal imkânların tükendiği noktada şiddete başvurmadan barışçıl, sevgiyle ve vicdani bir şekilde ortaya konulan yani siyasi ve ahlaki motivasyonu olan ama sistemin yasalarına aykırı; hedefleri belirli, hesaplanabilir ve düşünülmüş bir plan dâhilinde kamu vicdanına yönelik, aleni bir şekilde gerçekleştirilen hareket”tir(2) Aslına bakılırsa sivil itaatsizliği ortaya çıkaran nokta, bir eylemin yanlış olduğu düşünüldüğünde ortaya konacak doğru davranışın ne olacağı sorusudur.

             Sivil itaatsizliğin öncüleri, ilkçağ Yunan düşünürlerinden Sokrates, Amerikalı Henri David Thoreau, İngiliz sömürgeciliğine karşı mücadele eden Hindistan’nın efsanevi lideri Gandhi. Bilindiği gibi ünlü Yunan filozofu Sokrates ömrü boyunca insanları uyarmaya, sofistlerin değerlerin göreceliliğine karşı evrensel ahlaki değerleri anlatmaya kendini atamıştır. Sokrates şiddete o kadar uzaktır ki, insanları kandırdığı gerekçesiyle ölüme mahkûm edildiğinde bile, kaçırılması taleplerine karşı çıkmıştır. Ömrü boyunca eleştirdiği kanunlar tarafından ölüme mahkûm olunca, ona uymaktan çekinmemiştir. Şöyle demek istemektedir: kötü kanunlara muhalefet etmeniz, onlar yürürlükte olduğu sürece uymamanızı gerektirmez. Ancak şunu belirtmekte gerekir ki, bu tavır sivil itaatsiz düşünürler tarafından genellikle paylaşılmaz. Örneğin çoğu sivil itaatsiz vergi vermeyi, askere gitmeyi reddetmiştir.

           Ganghi’nin mücadelesi siyasal alandaki sömürge karşıtı mücadelelerin en önemlilerinden biridir. O, bu mücadeleyi yürütürken içinde yaşadığı toplumun bütün birikimlerini harekete geçirmeyi başarmıştır.

Sivil itaatsizliğin diğer muhalefet tarzlarından farkını belirlemek, bu tarz muhalefeti anlamayı kolaylaştıracaktır.

1)Yasalara aykırı olmak. Çünkü yasal olan her şey hukuki olmayabilir.

2) Açıktan muhalefet yapmak ve sonuçların hesaplanabilir olması.

3) Kesinlikle şiddetin her türünü reddetmek.

4) ayrılıkları derinleştirmek yerine gidermeye çalışmak ve vicdanı harekete geçirmek.

5)Sistemin tamamına değil, bireysel haksızlıklara karşı durmak.

6) Eylemlere katılanlar arasında ideolojik birlik olmaması sivil itaatsizliği diğer toplumsal muhalefet türlerinden ayırmaktadır.

          Gandhi, Martin Luther Kings, Hasan Basri, Ebu Hanife ve Said Nursi’nin mücadelesi, dini değerlerden yola çıkarak oluşturulan sivil itaatsizlik eylemlerine örnektir. Özellikle Hasan Basri, Ebu Hanife ve Said Nursi’nin yaşamı, mücadelesi ve İslamı anlama ve yorumlama biçimleri; İslam içinde sivil itaatsizliğin izlerini sürmek anlamında önemli işaret taşları olacaktır. Aslına bakılırsa İslami muhalefet hareketlerini üçe ayırmak mümkündür:

1)Devrimci ekol: Büyük ölçüde Hz. Ali geleneğinden gelen ve yönetime karşı silahlı mücadeleyi temel alan ekol.

2) Sabır ekolu: silahlı ve aktif siyasi mücadeleden uzak duran ve nefs ile mücadeleyi temel alan ekol.

3) Bekleyiş ekolu: silahlı mücadeleden uzak duran, ancak yönetimi her konuda eleştirmekten çekinmeyen mücadele tarzı. Ebu Hanife’nin öncülüğünü yaptığı bu ekol uygun zamana kadar bekleyip, bu arada yönetimin hukuksuz davranışlarına göz yummamayı amaçlamaktadır. Zaten Ebu Hanife’nin sivil İtaatsiz olarak tanımlanmasındaki tavrı da bu yaklaşımda gizlidir.

                Bir Sivil İtaatsiz Olarak Ebu Hanife: Ebu Hanife’nin gerek çalışmaları gerekse siyasi mücadelesi ve duruşu, onu bir sivil itaatsiz olarak değerlendirmeye imkân vermektedir. “Ebu Hanife’nin siyasi duruşundan kasıt; yönetim tarzına ve ilkelerine ilişkin görüşleri ve tutumları, yönetimin meşru ve hukuki görmediği uygulamalar karşısında şiddete başvurmadan pasif bir muhalefet etiği geliştirmeye (sivil itaatsizlik) imkân sağlayıp sağlamadığının incelenmesidir.”(3) İslam dünyasında geliştirdiği hukuk anlayışıyla en etkili hukukçu düşünürlerinden biri olan Ebu Hanife; gerek hukuk anlayışı, gerek yönetim karşısında takındığı tavır, gerekse yönetim karşıtı hareketlere verdiği destek onu sivil itaatsiz saymamızı gerektirmektedir. Bundan dolayı hayatının büyük bölümünü geçirdiği Emevi yönetimiyle hiçbir zaman anlaşamamıştır. Emevi yöneticilerinin yaptıklarını meşrulaştırmak gayesiyle kendisini kadı yapma tekliflerini, niyetlerini fark ederek reddetmiştir. Benzer şekilde Hasan Basri de Emeviler’in, siyasi olarak kendilerini sorumsuz kılmak amacıyla, geliştirdiği kader doktrinine karşı duruşuyla sivil itaatsizliğin önemli aktörlerinden biri olmuştur. Bilindiği gibi Emevi yöneticileri, kendilerinin iktidara Allahın izniyle geldiklerini savunarak, bu yüzden kendilerine karşı gelenlerin aslında kadere karşı geldiklerini savunuyorlardı. Böylece hem gelişecek muhalif söylemleri ortadan kaldırmayı, hem de bu görüşleri ileri sürenleri toplumun gözünden düşürmeyi amaçlıyorlardı. Oysa Hasan Basri, aksine Kuran’ın hiçbir ayetinin insan özgürlüğünü ortadan kaldıracak biçimde yorumlanamayacağını, dolayısıyla hiçbir yöneticinin yaptıklarından sorumsuz olmasının mümkün olamayacağını ısrarla savunmuştur.

                 Öyle görünüyor ki, sivil itaatsizlik yaklaşımı, hukuk ve insan haklarının daha da önem kazandığı günümüzde, etkili bir toplumsal muhalefet hareketi olacaktır.

1)    Sivil İtaatsızlık Eylemleri ve Dini Değerler, Mevlut Uyanık,Elis y.

2)    Sivil İtaatsızlık Eylemleri ve Dini Değerler, Mevlüt Uyanık,Elis y.

3)    Sivil İtaatsızlık Eylemleri ve Dini Değerler, Mevlüt Uyanık,Elis y.


İlgili Yazılar

Bir Cevap Yazın

Son Yorumlar

    İlkelerimiz

    Sitemiz, zararlı içerikler barındırmamaktadır. Sitemiz, üyelik sistemi içermemektedir. Yapılan yorumlarda sitemizde haber ve yazılarla ilgili yapılan yorumlarda tehdit veya küfür içeren, üçüncü kişiler ile ilgili rahatsız edici din,dil,ırk,cinsiyet ayrımına yönelik ve Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı ifadeler ve materyaller kullanılamaz.Aksi takdirde sitemiz gerekli yasal işlemleri başlatma hakkını saklı tutar. Doğabilecek yasal sorumluluklardan sitemiz sorumlu tutulamaz. Sitemiz , ”Basın Meslek İlkeleri” ne bağlı kalacağına söz vermiştir.

    Haberdar Olun

    Sitemiz ile alakalı güncel kalmak, sitemize ait tüm bildirilerden haberdar olmak için mail listesine abone olun.

    Üye olun, ve yenilikleri kaçırmayın...