Düşünce, Haberler, Köşe Yazısı, Yazılar

BOMBACI PARMENİDES’TEN BOMBACI HARRİS’E

0 83

canli-bomba-ihbari

“Kendi kalbindeki sırrı saklayan başkalarının sırrını görebilir” der Firdevsî Şehname’de.

Ben kendi hata ve kusurlarımı saklayıp çevreye bakarak yazıyorum bu yazıyı. Çünkü aynada gözlerime bakma cesaretim yok. Bakabilseydim eğer, katliam, kıyım, intihar bombacılarını, müslümanın müslümana cihat çığlıkları arasında ölüm yağdırmasını görebilirdim. Bu korkuyla kardeşlerimi ayna yapıp bakıyorum gözlerine.

Bu yazı o gözlerde görebildiklerim.

 Batı denen bugünlerde coğrafî bir terim haline getirilmek isteniyor. Bu tanıma göre; Hindistan’dan başlayıp İran, Ortadoğu Avrupa ABD’yi kapsayan coğrafi alan Batı. Burada doğu olmak sadece Çin ve güneye kadar adalar bölgesine düşüyor. Bu Batı’nın gelecek dönemde Çin ve çevresine yönelik bir tedip hareketinde diğer bütün halkları yanına çekmek istemesinin bir hesabıdır.

Batı; silah ve teknoloji ile dünyaya hakim olma pervasızlığıdır öncelikle. 19.Yüzyılın zaferlerinin getirdiği özgüvenle bulunduğu yeri insanlığın ulaşması gereken çağdaş uygarlığın zirvesi saymasına kadar varıp dayandı. Sömürgeleştirdiği alanlardan çaldığı ve biriktirdiği zenginlikleri ile oluşan medeniyeti önce batının gözünü kamaştırdı.

Bu kibirle İngiliz Herbert Spencer, evrim’i yazdı. Makalesi bile “İlerleme; Yasası ve Nedeni” başlığını taşıyordu. “Evrim” diye üsteliyordu, şeylerin basitten başlayıp gittikçe karmaşıklaştığı bir süreçtir. Toplumlar da basitten (klan-aşiret) bileşiğe, oradan iki kat bileşiğe (ulus-devlet) sonra da üç kat bileşiğe (imparatorluk) geçerler.” (Darvin’in evrim teorisi; bu anlayışın bilimsel araştırmaya dayalı çok küçük bir bölümüydü)

Antropolog Raoul Naroll da “sosyal gelişme endeksi” denen bir yöntemle dünyanın değişik yerlerinden seçtiği toplumların Batı’dan nasıl farklılaştığını göstermek için; yaşadıkları yerleşimlerin büyüklüğüne, imalattaki ustalaşmalarına ve kullanabildikleri teknolojilere vb. puanlar vererek gelişmişlik derecelerini ölçen bir yönteme başvuruyor ve toplumları ilkellikten, az gelişmişliğe, gelişmekte olan ülkelere doğru sıralıyordu.

Toplumları bu yöntemle batılılara ne kadar benzediklerine göre sıralamaya itiraz eden ABD’li Marshall Sahlins, ABD’nin Vietnam’ı işgal savaşında Vietnamlıların mücadelesine duyduğu hayranlığın etkisiyle “puanlama yöntemine” ve “sosyal gelişme endeksi”ne dayalı evrim anlayışa savaş açtı. “Evrim kuramları, batının kendini haklı çıkarma ideolojisinin kibrinden” ileri geliyordu ona göre. “Çağdaş uygarlığımız; diyordu, vahşetini dengeleyen öteki kültürler karşısında batının öncelikli değerlerini esas alıyor; temel mesele, burjuvazinin ‘Ulaşılmaza; Sonsuz İhtiyaçlara bir tapınak dikmiş” olmasıydı. “Öğretmenler ve sınavlar sayesinde rekabetçilik altı yaşında başlıyor” ve  “eğitimle kapitalist disipline boyun eğeriz ve gerçekte istemediğimiz şeyleri satın alarak Sonsuz İhtiyaçları kovalayabilmek üzere para kazanmak için rekabet ederiz. Buna karşılık dünyanın en ilkel insanları, pek az şeye sahiptiler ama yoksul değillerdi. İmkanları çok azdı ama ihtiyaçları daha da azdı. Bu da onları gerçek refah toplumu yapar.” Sahlins’in “gerçekçi ol; imkansızı iste” sloganı, 1968’lerden itibaren Paris’ten başlayan öğrenci hareketlerinin kıvılcımı oldu, dünyaya yayıldı.

 Batının gücü, teknolojiyi silaha dönüştürmek ve öteki toplumları kıyıma uğratmadaki insanlıkdışı bencilliğinden  besleniyordu. Bombacı Harris; İngiltere’nin II. Dünya Savaşında Almanya’ya yaptığı hava bombardımanını yöneten ve geniş bir bölgede toplu ve yoğun olarak yapılan “doyurma bombardımanı” tekniğinin fikir babasıydı.

Kendisine ilham veren; 1840’da Afyon savaşlarında Çin’in Tinghai şehrine İngiliz gemilerinin bombardımanı sonucu kıyıya çıkışı tasvir eden anlatımdı; “Gemiler şehre borda ateşine girişti. Keresteler çatırdıyor, evler yıkılıyor, kıyıdan insan iniltileri yükseliyordu. Bizim tarafın bombardımanı dokuz dakika sürdü. Bomboş bir kıyıya çıktık; birkaç ceset, ok ve yaylar, kırılmış mızraklar ve toplar kalmıştı geride sadece.”  Batı’nın çağdaş uygarlığı tam da budur ve maddi üstünlüğünün nedenidir. Afganistan”da başlayan, Irak e Suriye”de devam eden de bu üstünlüğü sürdürme savaşıdır.

Sahlins’in itirazı batının kendisine muhalefet hakkıydı. Bunu Doğuya taşırsanız, batı karşısındaki akıbetiniz trajik bir yenilgi ve batıya karşı içine düşürüldüğünüz zilletler; olacaktı.

Nabi Avcı, M.Ö.5 yüzyılda Grek’de yaşayan mistiklerden sofist Parmenides’ten “bombacı” diye ironi ile bahsetse de bizler asıl Bombacı Harris’ten habersizdik. (Avcı, belki ilhamını Harris’ten alıyordu, bilmiyoruz)

 Batıdaki gelişmelerden habersiz olmamız, İngiltere’nin emperyal mirasını tevarüs eden ABD tarafından İslam dünyasına  büyük bedeller ödetmesiyle cezalandırıldı. Hayatımızda yüzbinlerce ölüme, milyonlarca sürgüne, aramıza sokulan fitneye, intihar bombacıları ile birbirini camide öldüren Müslüman intihar bombacılarına şahit olmaya mahkum edildik.

Bütün bu ölümler, Bombacı Harris’lerin “doyurma bombardımanı”na elverişli bir alete dönen intihar bombacılarına dönüşümüzle halen sürüyor. Bombalar insanları öldürmüyor sadece; insanlığın içindeki tanrısallığı, farklı kültürlerin dengeleyici işlevini, Müslümanların izzetini öldürüyor. “Doyurma bombardımanı” insanı köreltir ve zamanla hayvansı ve bencil bir yaşama içgüdüsüne dönüştürür. Bugün televizyonlardan seyrederken içine düştüğümüz konum budur. Artık ruhumuzun bombalanmayan hücresi ve yüreğimizin infilak etmeyen duygusu kalmadı.

Müslüman’dan geriye kalan; “beter”i görerek bir an önce galiplerin safına atılmak, en azından onun gücüyle teçhiz olabilmek çabasıdır.  Batılı aydınların etkileme gücüne karşı muhafazakar siyasetçiler batının çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmayı devletlerine ve ideallerine kızılelma yaparlar. Artık ne kadar çamaşır, bulaşık makinesi, tv, bilgisayar, cep telefonu satıldığından, hane başına düşen beyaz eşya sayısından, okul başına düşen bilgisayardan ve öğrenci sayısına göre satılan tablet ve telefondan gelişmişliğimizi dinlemek bizden olanların ölçme tekniği ve gelişmişlik yöntemi haline gelir. Batıda bile naif ve yüzeysel bulunan “sosyal gelişme endeksi” bizdeki yönetimin başarısına dayanak  olmuştur.

Sahlins de olduğu kadar bile batının temel paradigmasına karşı çıkmadan, İslamcı sosyalistler zenginliğe karşı çıkarlar. Sahlins’in batının temel paradigmasını yıkan derinliğinden habersiz 1968 gençliğine yönelik öykünme ve özentiyi günümüze taşımanın anokronik çocuksuluğuna düşeriz. Kıt-kanaat iftarları eleştirenleri villa entelliği ile suçlayıp cevap veririz. Hristiyan ikonlarında ve batının (softcore-hardcore) film ve trajedilerinde hakikati aramaya koyuluruz. Batının temel paradigmasını gözden kaçırarak. İnsan e gerçeğe olan sınırsız tutkuyu…

Öte yandan adalet ve insan hakları götürme misyonumuza direnen Suriye’ye karşı Patriot füzeleri desteğine müstahak olmakla “batı ekseni” içinde yer almayı 50 Yıllık NATO’ya hizmetimizin büyük ikramiyesi görürüz. Batılılara benzeme katsayısına göre kendimizde bir güç vehmediyoruz.

Gelenekten beslense de zamanın ruhuna uygun bir temel düşüncemiz, evren tasavvurumuz ve dünyaya bakış felsefemiz, bunları yaygınlaştırmayı hedef edinen Eğitim sistemimiz var mı?

Yukarıda sözü edilen naif tepkiler yerine kendi paradigmamızı oluşturacak bir düşünceden, ideallerimizi uygulamaya koymaktan uzaklaşır, öğrencilerin önündeki engeli kaldırıp “sosyal medya” devrimi yapmakla işe başlarsak varacağımız yer “sosyal gelişme endeksi” puanlarını bir iki basamak yükseltmekten başka bir şey olur mu?

Yaradılış, sürekli yeniden diriliş ihtiyacı duyar. Yaratılışımızdaki hikmet yerine “sosyal gelişme endeksi”ne, sosyal gelişme endeksini de twitter kullanan öğrenci sayısına endekslemişsek “doyurma bombardımanı” gerçekten işlevini yerine getirmiş demektir. Bombacı Harris bu elverişli yöntemi görseydi Bombacı Parmenides’e şapka çıkarır -Sör olduğunu bile unutarak- saygılarını sunmak için, yerlere kadar eğilirdi eminim.

Biz de eğileceğiz ama Milli Eğitim 13 yıllık iktidarına rağmen Akparti”nin en başarısız olduğu alan. Şimdi okul e derslik sayısı e açılan imam-hatip ile buna karşı çıkanlar olabilir. Biz sadece Milli eğitimin müfredatı gerçekten “milli” mi yoksa imam-hatip okulları politikasında görüldüğü gibi “dindar nesil” meselesini niceliğe indirgeyen bir sığlık içinde miyiz diye sormakla yetinelim.


İlgili Yazılar

Bir Cevap Yazın

Son Yorumlar

    İlkelerimiz

    Sitemiz, zararlı içerikler barındırmamaktadır. Sitemiz, üyelik sistemi içermemektedir. Yapılan yorumlarda sitemizde haber ve yazılarla ilgili yapılan yorumlarda tehdit veya küfür içeren, üçüncü kişiler ile ilgili rahatsız edici din,dil,ırk,cinsiyet ayrımına yönelik ve Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı ifadeler ve materyaller kullanılamaz.Aksi takdirde sitemiz gerekli yasal işlemleri başlatma hakkını saklı tutar. Doğabilecek yasal sorumluluklardan sitemiz sorumlu tutulamaz. Sitemiz , ”Basın Meslek İlkeleri” ne bağlı kalacağına söz vermiştir.

    Haberdar Olun

    Sitemiz ile alakalı güncel kalmak, sitemize ait tüm bildirilerden haberdar olmak için mail listesine abone olun.

    Üye olun, ve yenilikleri kaçırmayın...