Düşünce, Haberler, Köşe Yazısı, Yazılar

ELEŞTİRİ TARAFSIZ OLABİLİR Mİ?

0 80

    17         

             

             Eleştiriyi kabaca bilgi temelli olan ve bilgi temelli olmayan ideolojik eleştiri diye iki bölüme ayırabiliriz. Bilgi temelli olan eleştiri, eleştiri yapılan konuda yapılan değerlendirmenin eksik ve hatalı olduğundan beslenir. Böylece eleştiri,  eleştiri nesnesi olan şeye odaklanır. Amaç eleştirilen konuda görülen bilgi eksikliğini gidermektir. Bu tür eleştiride asıl odaklanılan konu olduğundan eleştiriye taraf olanların siyasal ve ideolojik tutumları ikincildir.

            Bilgi temelli olmayan ideolojik eleştirilerde ise, değerlendirme eleştiri yapanın siyasal, dini ve kültürel algısına bağlıdır. Bu durumda eleştiri yapan kimsenin bağlı olduğu paradigmaya yaklaştığınızda sizin hakkınızdaki değerlendirmede değişecektir.

            Bilgi temelli olmayan ideolojik eleştiri tarzında onay merciinin eleştirmenin siyasal görüşü, dini anlayışı ve ideolojik bağlılıklarının olduğuna kuşku yok. Bu tutum eleştiriyi nesnellikten uzaklaştırıp öznel bir tutumun içine hapsedilmesine neden olmaktadır.

            Doğası gereği bilgi temelli olmayan ideolojik eleştiri, muhatabı tanımlama ile başlar. Tanımlama kuşkusuz muhatabı belli sınırlar içine hapseder. Kuşkusuz her tanımlama muhataba müdahale niteliğindedir. O halde eleştiride ilk yapılacak olan tanımlama değil anlama çabasıdır. Çünkü anlama çabası hem doğru bilgi üretecek hem de eleştirinin ikna gücünü artıracaktır.

            Tüm bu tartışmaların arasında “tarafsız eleştiri olabilir mi?” sorusu anlamlıdır. Aslında bu tartışmaya temel oluşturacak öncelikli soru “insan tarafsız olabilir mi?” sorusudur. Bu soruya vereceğimiz cevap kuşkusuz diğer soruyu da cevaplandıracaktır. İnsan, tutum ve değerleri, ahlaki eylemleri,  bir paradigma içinden ürettiğine ve hayatı bu paradigma içinden anlamlandırdığına göre tarafsızlık söz konusu olamaz. Kuşkusuz bu durum eleştirel bilginin öznel bir doğaya sahip olduğunu gösterir. O halde eleştiride arayacağımız kriter eleştirmenin muhatabı doğru anlayıp anlamadığı meselesidir. Tabi bu durumda içinde bulunduğumuz güçlüğü gidermeye yetmemektedir.

            Eleştirinin tarafsız olamayacağına ilişkin bir temellendirme de insanın doğası üzerinden gidilerek yapılabilir. İnsanın bir konuyu değerlendirirken tarafsız olması ideali, onun bütün düşünceler karşısında tarafsız bir konumda bulunduğu sonucuna götürür ki, bu durum insan doğasına aykırıdır. İnsanın ontolojik yapısı buna engeldir.

            Hayatın diğer alanlarında çoğunlukla karşılaştığımız gibi, sanal medyada da karşılaştığımız eleştirilerin çoğu bilgi değil, ideolojik temellidir. Eleştirilerde amaçlanan içinde bulunulan siyasal kampların savunulmasıdır. Burada geçerli tutum, kendi ideolojik tutumlarını savunmak, karşı olanları ise eleştirmektir. Amaç dini, siyasi, kültürel ve sosyolojik açıdan içinde bulunduğu grubun bilgi düzeyine, ideolojik tutumuna ve mücadele biçimine gelecek olan eleştirileri karşılamaktır. Kuşkusuz buradan bilimsel ve sonuç alıcı eleştiri değil, militanca yapılan ideolojik bir tavır ürer.

            Eric Hoffer’in “Kesin İnançlılar” adlı eserinde analiz ettiği gibi bir kesin inançlı militanın eleştiri tarzı ne olursa olsun, birincil amacı, kendi bulunduğu ideolojik yapıyı savunmaktır. Bu durumda eleştirmen doğası gereği seçmecidir. Kendi aleyhine olan davranışları ya görmezden gelir, ya da kendi çıkarları doğrultusunda yorumlamaya çalışır. Militanın ahlakını çizen sınırı içinde bulunduğu ideolojik grup belirlemiştir. O kendini o sınırlar içinde gördüğü oranda değer kazanacak ve grup içinde bir statü kazanacaktır. Bu durumda militanın bilgiye değil eyleme ihtiyacı vardır. Militanın düşünceleri ancak bağlı bulunduğu grubun liderinin görüş değiştirmesine bağlıdır. Grup liderine gönülden bağlı olan militan, onun asla yanlış yapmayacağını düşündüğünden yeni düşünceyi tıpkı eskisini olduğu gibi ölümüne savunur. Militan düşünmez, üretmez, eleştiri yapmaz; verilen görevi sorgulamaz ve ölümüne uygular. İntihar eylemcilerinin davranış kodlarını belirleyen tutum bu yaklaşımın eseridir.

            Militan sizi hakikate değil kendi ideolojisine çağırır. Çünkü içinde bulunduğu yapının hakikati temsil ettiğinden hiçbir kuşkusu yoktur. Sizi o noktaya çekmek için elinden gelen her imkânı kullanır. Militanın gözünde sizin değerinizi belirleyen kriter kendi öğretisine nasıl baktığınızla ilgilidir. Militan ahlakının temel parametresi de budur.

            Kuşkusuz İslam bize, bizden olmayan, bizim gibi düşünmeyen, bizim dini anlayışımızı benimsemeyen kişi ve gruplara karşı nasıl davranacağımızın ahlaki ölçütlerini belirlemiştir. İslam ötekini farklı düşüncede, faklı inançta, farklı kültür yapısında olduğu için dışlamaz ve onunla mücadele etmez; hakikate karşı giriştiği eylemleri için mücadele eder. İslam’ın davası farklı düşünenlerle, farklı inananlarla, faklı ideolojilere sahip olanlarla değil, yeryüzünde fitne çıkaranlarla ilgilidir.

                Bütün ideolojik yaklaşımlarda olduğu gibi milliyetçilik, sol, sosyalizm, liberalizm, muhafazakârlık, ulusalcılık, ulus devlet veya hilafet taraftarlığı yaklaşımlarının tamamı da tarihsel karakter taşır. Tüm zamanlar için değişmez, geçerli evrensel düşünceler üretemezler. Çünkü bunları üreten insan ontolojik olarak tarihsel, yanılgıya açık ve bilgisi hangi konumda bulunursa bulunsun izafidir. Bir tarihsel dönemde üretilen her düşünce o tarihsel dönemin izini taşır ve hiç kuşkusuz tarihin başka bir evresinde anlamlı olmaktan tamamıyla çıkabilir. Tarihin hiçbir döneminde insan tarafından üretilen hiçbir düşünce ve siyasal model bütün zamanlar için geçerli olamaz. Zaten Garaudy, tarihin bir döneminde üretilen dini veya ideolojik düşüncenin bütün zamanlar için geçerli sayılmasını entegrizm yani kültürel intihar olarak tanımlamıştı.

            Sonuç olarak eleştiride bir militanın tavrını değil, hakikati arayan ve diğer düşüncelere açık bir âlimin ahlakını benimsemeliyiz. Başka düşünceleri baskı altına almak, çoğu kez kendi düşüncesine duyulan güvensizlikten beslenir. Çünkü militan ölümüne bağlanacağı bir ideoloji arar; bulduğunda o ideolojik tutuma kendini adar; samimi bir şekilde ölür ve öldürür. Bu da bize bir düşünceye samimiyetle bağlı insanın tutarlı olduğunu gösterir ama doğru yerde durduğunu göstermez


İlgili Yazılar

Bir Cevap Yazın

Son Yorumlar

    İlkelerimiz

    Sitemiz, zararlı içerikler barındırmamaktadır. Sitemiz, üyelik sistemi içermemektedir. Yapılan yorumlarda sitemizde haber ve yazılarla ilgili yapılan yorumlarda tehdit veya küfür içeren, üçüncü kişiler ile ilgili rahatsız edici din,dil,ırk,cinsiyet ayrımına yönelik ve Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı ifadeler ve materyaller kullanılamaz.Aksi takdirde sitemiz gerekli yasal işlemleri başlatma hakkını saklı tutar. Doğabilecek yasal sorumluluklardan sitemiz sorumlu tutulamaz. Sitemiz , ”Basın Meslek İlkeleri” ne bağlı kalacağına söz vermiştir.

    Haberdar Olun

    Sitemiz ile alakalı güncel kalmak, sitemize ait tüm bildirilerden haberdar olmak için mail listesine abone olun.

    Üye olun, ve yenilikleri kaçırmayın...