Düşünce, Haberler, Köşe Yazısı, Yazılar

DİNİ KAVRAMSAL BİLGİYE İNDİRGEMEK

0 45

7141626ea02a2392ebc5860d85b73365_1297355999

Dinde zihincilik yapmak, dini bir ilim gibi ele almak dini hiç anlamamaktır. İslam dininin temel kitabı olan Kuran’ın amacı bir şeyi ispat etmek değil. O bilimin işidir. Onun amacı insanları ikna ve irşad ederek hidayete kavuşmalarını yani doğru yolu bulmalarını kolaylaştırmaktır. İnsanı hiç farkında olmadığı şeylerin farkına vardırmaktır. Bunun için devamlı gözlerimizin önüne canlı tablolar sunar. Soyut değil somut misaller verir. Tanımlar vermez; olay, kişi ve yerleri tasvir eder. Onların inceliklerini gözler önüne serer. Her şey eylem halindedir.

Psikoloji biliminin bir verisidir ki duyguların iştirak etmediği zihin halleri bizi harekete sevk etmezler (Ribot). Sadece kavramsal bilgi cansız ve ölüdür. Sakat bir adama benzer. Her şeyi görür, anlar fakat harekete geçemez. Tek başına duygular da işe yaramaz. Onlar da kördürler. Görüp yaşadıkları üzerinde düşünmeyen onları bir bilgi haline getiremez. Anlık ve geçici duygulanımlardan ibaret kalır. Yavan ve sığ olur. Onların zihin faaliyeti ile derinleştirilmeleri, düzenlenmeleri lazımdır. Kant’tan beri biliyoruz ki algı ve duyumlar bilginin hammaddesi, zihin kategorileri de onun kalıbıdır.

Dinin felsefe ve sanatla benzer yönleri varsa da bilimle olan ilişkisi çok cüzidir ve hatta belki hiç yoktur. Din bilim değildir. Dinden doğan bilimler işin teknik yönüdür. Bunların verdiği bilgiler dindarlık doğurmaz. Uygulamanın nasıl olacağını gösterir. Abdestin nasıl alınacağının, zekâtın nasıl verileceğinin veya haccın nasıl yapılacağının bilgisi dinden değildir, din değildir, bunun dindarlıkla alakası yoktur. Bu kuru bir şekil bilgisidir. Bu bakımdan Gazali merhum haklı olarak dindarlığın kitap okumakla ve ilim tahsiliyle elde edilemeyeceğini, onun kalpte doğan bir nur olduğunu, peygamberi takip etmek gerektiğini söylemiştir.

Fıkıh ve benzeri bilimleri tahsil etmenin mesela veterinerlikten daha fazla insanı dindar yapmayacağı açıktır. Dini sanılmasına rağmen fıkıh dini değil, dünyevidir. Ve belki insan basiret sahibi ise veterinerlik bilgisi daha çok imanını artırıp kalp gözünü açabilir. Çünkü Canlı varlıkların harika yapısını ve işleyişlerini görür, ona tanıklık eder. Allah da zaten sürekli olarak bizi yarattığı şeyler üzerinde durmaya ve düşünmeye teşvik etmiyor mu? Elbette fıkıh ve diğer ilimleri okumanın önemsiz ve gereksiz olduğunu söylemiyorum fakat o sadece bir alettir. Müslümanların ameli işlerini kolaylaştırır ama imanlarını artırmaz.

Bugün akademilerde, üniversitelerde görülen ilahiyat eğitiminin dindarlık yaratmak bakımından pek bir faydası yoktur. Çünkü okullar bir bilim dalında uzmanlar yetiştirirler. Uzmanlık bütünden kopmaya sebep olur. Kelam’da veya Fıkıhta uzman olmanız, yüzlerce kitap okumanız, makaleler ve kitaplar yazmanız dini heyecanı doğurmaz. Ne kendinize ne başkasına bir etkisi olur. Çünkü ayni konuları bunlara hiç inanmayan bir gayri müslim okuyup rahatlıkla öğrenebilir. Nitekim bu konuları Müslüman bilginlerden çok iyi bilenler bile var.

Kuru zihinsel bilgilerle ortaya çıkan dini ve Kuranı sadece bir mantık kitabının soğuk ve donuk çerçevesinde ele anları görüyorum. Bunların unvanları ve ünleri var. Kürsülerde böbürlenerek dinden bahsediyorlar. Dini sanki yutmuşlar. Halkın küçümserler. Başkalarına sen bu işi anlamazsın derler. Ve yine bunlar her şeyi kavramsal bilgi çerçevesinde düşündükleri ve ele aldıkları için kendileri gibi düşünmeyenleri dinin dışına çıkmakla suçlarlar. Hatta sözü o kadar ileri götürürler ki şirk ve küfürle bile itham ederler. Ruhsuzdurlar.

Dindarlık ve dini heyecan hayatın bütününü gözlemden, üzerinde durup derin derin düşünmekten doğar. Dindarlığın ilmi yoktur, irfanı vardır. Yüksek bir sezgi vardır. Arapçayı çok iyi bilmek, iyi gramer tahlili yapmak eğer kişinin ayrı beslendiği dindarlık kaynakları yoksa onu belki çok şey biliyorum zannına kapılarak kibir ve gurura bile sürükler. Bunların okumamışları küçümsemeleri meydandadır. Sonra bunlar sadece teferruatla ilgileniyorlar. Mesela “kıyas ve istihsan” konusunda doktora yapmanın dini hisleri uyandırmada ne etkisi vardır.

Bilimler ölü bilgilerdir. Dindarlık hayattan edinilir. Bizim şimdi bilimlere değil, tefekküre ihtiyacımız vardır. Hiç dini bilginin olmadığı ve dini bilimlerin teşekkül etmediği zamanlardaki müminlerin imanının daha az ve daha zayıf olduğunu söyleyebilir miyiz? Her din yaşanmak için bir dünya görüşü getirir. Onu yaşayanlar onun bilimlerini de sonradan icat ederler. O yaşantıdan çeşitli bilimler ve disiplinler doğar. Yoksa bilimler din ve yaşantı doğurmaz. Dinlerin hayatiyeti bilimlerle değil. Yaşamakladır, inanmakladır, inanmak da sevmekledir.

Dini anlatmaktan ziyade sevdireceksiniz. Bunun için önce siz yaşayacaksınız. Siz sevip yaşamıyorsanız sözleriniz yalnız akla ve zihne hitap eder, sözleriniz yürekten gelmiyorsa ölü doğar. Kimseyi harekete sevk edemezler. Dini sevmek nasıl olur. Şansınız varsa sevgi dolu bir ailede doğarsınız, sevgi dolu arkadaşlarınız ve çevreniz ve öğretmenleriniz olur. Onların sevgisini görerek bir şeyi sevebilirsiniz. Çevrenizde bunlar yoksa sevgi yaratamazsınız. Satın alamazsınız. Bir tek şey kalır, o da sevgi ile yazılmış eserler okumak. Bunlar üstün edebiyat eserleridir.

 

 

 

 


İlgili Yazılar

Bir Cevap Yazın

Son Yorumlar

    İlkelerimiz

    Sitemiz, zararlı içerikler barındırmamaktadır. Sitemiz, üyelik sistemi içermemektedir. Yapılan yorumlarda sitemizde haber ve yazılarla ilgili yapılan yorumlarda tehdit veya küfür içeren, üçüncü kişiler ile ilgili rahatsız edici din,dil,ırk,cinsiyet ayrımına yönelik ve Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı ifadeler ve materyaller kullanılamaz.Aksi takdirde sitemiz gerekli yasal işlemleri başlatma hakkını saklı tutar. Doğabilecek yasal sorumluluklardan sitemiz sorumlu tutulamaz. Sitemiz , ”Basın Meslek İlkeleri” ne bağlı kalacağına söz vermiştir.

    Haberdar Olun

    Sitemiz ile alakalı güncel kalmak, sitemize ait tüm bildirilerden haberdar olmak için mail listesine abone olun.

    Üye olun, ve yenilikleri kaçırmayın...