Düşünce, Haberler, Köşe Yazısı, Yazılar

KALIN ANADOLUCULUK

0 92

kalın anadoluculuk-resim

“Kalın Anadoluculuk-İsmet Özel’e Bir Cuma Mektubu” kitabını yazmak benim için kaçınılmaz hale gelmişti. 

Bunun birinci nedeni, İsmet Özel’i “Anadolucu” düşünce içinde görmemdir. İsmet Özel’in “İslamcı” olduğu şeklindeki yaklaşımların özellikle “Kalın Türk” başlıklı metinle bağdaşabilirliği bulunmamaktadır.

Gerçekten de “Halbuki Türkiye, Müslümanlar buraya geldikleri için vatan olmuş bir ülkedir” diyen İsmet Özel’in “vatan” ve “millet” kavramına atıf yapması da onu “Anadolucu” kılmaktadır. İsmet Özel, değişik metinlerinde 1) Türkiye İslamî homojenizasyonunu cumhuriyetle birlikte tesis etti. Mübadele ile Türk Hristiyanlar Yunanistan’a verilip, Türk olmayan Müslümanlar Yunanistan’dan alındı. 2) Balkan ve Kafkasya’dan Müslümanlar buraya gavur olmamak için geldiler. Gelenlerin sayısı 12 milyon kadardır: Çerkezler, Abhazyalılar, Dağıstanlılar, Gürcüler, Çeçenler, Boşnaklar, Pomaklar, Arnavutlar. 3) Türkiye Cumhuriyeti etnik İslamcılık yaptı. Çünkü, devlet kadrolarını emanet edeceği unsurları seçerken sadece Müslüman kökenlileri tercih etti. Bu Türkiye’nin İslamî homojenizasyonunda çok büyük rol oynamıştır, diyerek Anadolucu tezlerle bağdaştı.

İsmet Özel son tahlilde “Anadolu” terimini “Türkiye” terimi ile karşılıyor görünmektedir.

Bilindiği üzere Hilmi Ziya Ülken’in bir Anadoluculuk tasnifi vardır.

Hilmi Ziya Ülken, Anadoluculuk düşüncesini “memleketçilik” başlığı altında inceleyerek bu fikir mecraını‘İdeolojik Anadoluculuk’ ile ‘Kültürcü Anadoluculuk’ şeklinde kabaca ikiye ayrılır. Hilmi Ziya Ülken kendisinin ‘Kültürcü Anadoluculuk’ tarafında kaldığını belirtir. Kültürcü Anadoluculuk, Anadolu coğrafyasının kültürleri ve bu arada Türk kültürünü inşa ettiği fikrindedir. Anlaşılacağı üzere “Coğrafyadan Kültüre” yürüyen birAnadoluculuk tarifi yapar. Kültürcü Anadoluculuk’a göre kültürler (ve Türklük) gerçek kimliğini Anadolu’da bulmuştur. Hilmi Ziya Ülken’in Mavi Anadolucular ve Milliyetçi Anadolucular tarafından temellendirilen İdeolojik Anadoluculuk ile kesiştiği ve ayrıştığı bir çok konu vardır.

Anadoluculuk hakkında bir diğer tasnif de 1) Hümanist Anadoluculuk, 2) Milliyetçi Anadoluculuk, 3) İslâmcı Anadoluculuk şeklindedir. Bu tasnifte Nuretttin Topçu’nun “İslâmcı Anadoluculuk” içinde zikredilmesi doğru sayılmamalıdır.

Anadoluculuk hakkında başka bir tasnif yapılmalıdır:

1- Mavi Anadoluculuk-Hümanist Anadoluculuk

2- Milliyetçi Anadoluculuk (Yahya Kemal-Mehmet Kaplan)

3- Köycü Anadoluculuk (Remzi Oğuz Arık)

4- Mistik Sosyalist Nizâmcı Anadoluculuk (Nurettin Topçu)

5- Ulusalcı-Kemalist Anadoluculuk (Yakup Kadri)

6- Sosyalist-Kerim Devletçi Anadoluculuk (Kemal Tahir)

7- Meslekçi Anadoluculuk (Memduh Şevket Esendal)

7- Türk-Milletçi Anadoluculuk (İsmet Özel)

Yukarıdaki tasnifte  “Anadoluculuk” düşüncesinin “İslâmcı” perspektifi yer almamıştır. İslâmcı perpektifin bir bileşen olacağı açıktır. Böyle bir bileşenin, ahlâk (hikmet) ve hukuk (adalet) ideali ile dirlik tesisine talip olduğu, şehir-medine-muahat toplumu inşa etmeyi önereceği, tımar-ahilik fikri ile hareket edeceği, toplumcu tezlere açılacağı açıktır.

Anadolucular “Türk”ün Anadolu topraklarında mukim olan Müslüman etnisitelerin ortak adı olduğu fikrini savunsalar da kullandıkları dilde “Türk-Kürt” ayrıştırması yapmışlardır. Türk “bir kavmin adı değildir” diyen bu entelektüel mecranın daha sonra “Türk-Kürt kardeştir” şeklinde bir dil kullanması meseleyi etnik bilinçle kavradıklarını, Türk’ü kavmin adına indirgediklerini göstermektedir. Bu dil kabul edildiği takdirde “Türk” tarihsel bir ırkın adı haline gelecektir. Oysa Türkiye’ye gelen 3 milyon Suriye’li Arap, belki 10 yıl içinde fırsat doğsa bile memleketine dönmeyecek, Türkçe öğrenecek, Türkiye vatandaşları ile evlilikler yapacak ve etnik olarak “Arap” oldukları halde kendilerine kendiliğinden “Türk” diyeceklerdir.

Anadolucular, Türk terimini etnik bir kimlik şeklinde anlamadıklarını ifade etmelerine rağmen son tahlilde “milliyetçi” tezlerle buluşmaktadır.

Türkiye, Anadolu’ya göçle gelen etnik yapıların terkibi ile kurulmuştur. Türkmenler Anadolu’ya göçle geldiği gibi, Balkan Harbi-Kırım Harbi koşullarında da Müslümanlar Anadolu’ya göçle geldiler. Türkiye nüfusu Lozan sonrası mübadelelerle de bu topraklara göçle gelen farklı etnisitelere kucağını açmıştır. 21. Yüzyılın Arap göç hareketi de varlığının büyük yekûnunu Türkiye’ye çevirmiştir. 1924 Anayasası’nın “Türk” tanımı da etnik değildir.

Türkiye başlangıçta bir “millet” devleti olarak kuruldu. Müslümanların etnik kökeni reddedildi. Balkanlardan gelen Arnavut-Boşnak-Makedon vs. “Türk” adı altında Anadolu’da iskan edildi. Anadolu’dan da Yunanistan’a “Türkmen” Hristiyanlar gönderildi.

1923 yılında Anadolu’da kurulan devlet “millet devlet” iken çok kısa sürede “milliyet devlet” haline getirilmiştir. Türkiye’de dindarlık-muhafazakârlık “millet devlet” kavramına değil “milliyet devlet” kavramına yaslandığından etnik kavgalarını aşamayacak görünmektedir.

Tekrarda fayda var:

“Biz tarihsel olarak Türküz” diyenler Anayasaları (1924-1961-1982) ihlal etmektedir. 1961 AY’sı madde 54: [Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes “Türk”tür.] 1924 AY’sı Madde 88 [Türkiye’de din ve ırk ayırdedilmeksizin vatandaşlık bakımından herkese “Türk” denir.] 1982 AY’sı MADDE 66 [Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes “Türk”tür.] Türkiye’nin bütün anayasaları “Anadolucu” fikir ekseninde Türk tanımı yapmıştır. Ancak Türk’ü tanımlayan maddeleri sürekli ihlal edilmiştir. Türkiye’de İslamcı-Batıcı-Milliyetçi kesimlerin “Türk” tanımı anayasaları ihlal üzerine kurulmuştur. Anadoluculuk milliyetçi değil, milletçi bir ideolojidir ve “Türk” tanımlaması anayasal zemindedir.

Bu kitap, bu çelişkiye itiraz için kaleme alınmıştır.

Anadolu sürekli göç alan bir bölge olarak “Türk”lüğü farklı kavimlerle yeniden üreten bir coğrafyadır. Bir adalet teorisi inşa etmek zorundayız, bunu Müslümanlar geçmişte başarmıştı.

Küfr ile durur, zulm ile durmaz (Koçi Bey-Nizamülmülk-Kınalızade-İbn Haldun).


İlgili Yazılar

Bir Cevap Yazın

Son Yorumlar

    İlkelerimiz

    Sitemiz, zararlı içerikler barındırmamaktadır. Sitemiz, üyelik sistemi içermemektedir. Yapılan yorumlarda sitemizde haber ve yazılarla ilgili yapılan yorumlarda tehdit veya küfür içeren, üçüncü kişiler ile ilgili rahatsız edici din,dil,ırk,cinsiyet ayrımına yönelik ve Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı ifadeler ve materyaller kullanılamaz.Aksi takdirde sitemiz gerekli yasal işlemleri başlatma hakkını saklı tutar. Doğabilecek yasal sorumluluklardan sitemiz sorumlu tutulamaz. Sitemiz , ”Basın Meslek İlkeleri” ne bağlı kalacağına söz vermiştir.

    Haberdar Olun

    Sitemiz ile alakalı güncel kalmak, sitemize ait tüm bildirilerden haberdar olmak için mail listesine abone olun.

    Üye olun, ve yenilikleri kaçırmayın...