Düşünce, Haberler, Köşe Yazısı, Yazılar

İSLAM VE EKONOMİZM

0 35
indir

Psikolojizm her şeyi psikoloji ile açıklamak, sosyolojizm her şeyi sosyoloji ile açıklamak olduğu gib; ekonomizm de her şeyi ekonomi ile açıklamaktır. Ekonomiyi düzeltirsek her şeyi düzeltiriz gibi basit, safiyane ve yüzeysel bir anlayışı ihtiva eder. Bunlar aşırıya kaçmış tek taraflı görüşlerdir. Gerçekliği bir bütün ve tam olarak görememenin sonucudur. Batı felsefesi Descartes’ten beri özne ve nesne ayrılığını esas aldı ve realiteyi parçalara bölerek incelemeye başladı.

Bu ayırım sonucu muazzam bir bilgi üretildi ve bu üretim yaşadığımız dünyayı değiştirdi. Bilgi katlanarak çoğaldı ve son elli yılda meydana gelen bilgi miktarı nerde ise o ana kadar gelen bilgilere eşit oldu. Batının bu parçalı bilgi ve bilimi bilgelikten yoksundur. Bilimler arası disiplin ve panoramik bakış açısı yoktur. Herkes kendi alanının bilgisini her şeyin temeli olarak görüyor. Bilginin ne için ve kimin yararına kullanılacağı hakkında ahlaki bir kuralı yoktur.

Batı her şeyin temeline maddeyi ve ekonomiyi koyunca insanların dini, ahlaki ve manevi duyguları zayıfladı. Herkesin yegâne amacı çok şey üretmek, çok şeye sahip olmak ve çok şey tüketmek oldu. Maddi ve ekonomik değerler baş tacı edildi. Ahlak dinden koptu, sekülerleşti. Dindarların bile ahlakı temelde maddidir. Müslümanlar da her şeyi ekonomide görüyor. Her şeye ekonomik açıdan bakıyor. Birbirlerini sahip oldukları maddi ve ekonomik kriterlerle değerlendiriyorlar.

Ekonominin elbette değeri vardır. Önemli olan tek taraflı düşünmemektir. Ruh ile madde, dünya ile ahiret, iman ile amel bir bütün olarak ele alınmalı. İnsanın hiçbir davranışı bir inançtan ve düşünceden yoksun olmadığı gibi her inancın da bir etkisi vardır. Hegel ve benzeri filozoflar idealizmde o kadar ileri gittiler ki maddeyi hayali bir hale getirdiler. Ona anti olarak bu defa Marks, tam zıddını savunarak her şeyi maddenin bir aksi ve gölgesi gibi göstermeye çalıştı.

Marks çok zeki bir adamdı. İkna gücü yüksekti. Okuyanlar onun etkisinden kolay kurtulmuyor ve cazibesine kapılarak her şeyi onun doktrini ile açıklamaya başlıyor. Ülkemizde ondan etkilenen bazı yazarlar İslamı marksist bir açıdan yorumlayarak inancın değerini en aşağıya indiriyorlar. Bunlar diyor ki yoksula yardım et, malının fazlasını dağıt, malı yanında biriktirme hangi inançta olduğun önemli değil. Yeryüzü Allahın mülküdür. Sınırlar çizmek, kendine ayırmak yoktur.

Elbette yoksula yardım etmeli. Fakru zarureti ortadan kaldırmalı. Zorunlu ihtiyacını temin edemeyen insanın dini de ahlakı da sallantıdadır. İslamın en önemli ve temel fonksiyonlardan biri milli gelirin adil bir şekilde dağıtımıdır. Fakat madalyonun öteki yüzünü görmüyoruz. Acıyacağımız ve yardım edeceğimiz kişi yalnız yoksullar değildir. Zengine de yoksula da dini, insani ve ahlaki değerlerin yokluğundan dolayı acımalıyız. Ekonomiyi tek değer sayan mazlum da zalim gibidir.

Ahlaki, dini, vicdani bir ilkeye dayanmadan hiçbir iyilik yapılamaz. En önemli şey bu ilkelere olan inancı kazanmaktır. Bu ilkeler ancak bizi doğru davranmaya ve başkalarının ıstırabını yüreğimizde duymaya sevk eder. İsa peygamberin dediği gibi eğer ruhumuzu kaybedersek bütün dünyayı da kazansak neye yarar! Mutlak bir ilkeye inanmadan kimse başkasına iyilik yapamaz. Neden ben elimdekinin fazlasını başkasına vereceğim! Neden ben yoksula yardım edeceğim!

Neden sırf bir şeyi olmadığı için yoksula “vah vah” diyoruz. Neden onun dünyadaki her şeyden değerli olduğunu ona anlatmıyoruz. Onu ilkin zenginin düşündüğü gibi düşünmekten kurtarmalıyız. Yoksa o da bir gün eline imkân ve fırsat geçtiğinde onun gibi olacak, sadece mazlumla zalimin yeri değişecektir. Mal ne insanı yüceltir ne küçültür. Mal ne iyi ne kötü bir şeydir. İnsana hizmet eder. Önemli olan neye inanacağımız ve hayatımızı hangi ilkeye göre düzenleyeceğimizdir.

İslamın üstünlüğü madde ile manayı, dünya ile ahireti, imanla ameli bir bütünün iki yüzü olarak görmektir. İslam teorisi Allahın seçtiği orta yoldur. Yeryüzünde melaikelerin yaşadığını söylemediği gibi insanın maddeye perestiş etmesini de kabul etmez ve insana yakıştırmaz. Bedenin de ruhun da ayrı ihtiyaçları vardır. Bireyin de toplumun da ayrı değeri vardır. Ekonomi insanların ihtiyaçlarını karşılama usul ve tekniklerinden ibarettir. Ekonomi bir amaç değil, bir araçtır.

 

 

 

 


İlgili Yazılar

Bir Cevap Yazın

Son Yorumlar

    İlkelerimiz

    Sitemiz, zararlı içerikler barındırmamaktadır. Sitemiz, üyelik sistemi içermemektedir. Yapılan yorumlarda sitemizde haber ve yazılarla ilgili yapılan yorumlarda tehdit veya küfür içeren, üçüncü kişiler ile ilgili rahatsız edici din,dil,ırk,cinsiyet ayrımına yönelik ve Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı ifadeler ve materyaller kullanılamaz.Aksi takdirde sitemiz gerekli yasal işlemleri başlatma hakkını saklı tutar. Doğabilecek yasal sorumluluklardan sitemiz sorumlu tutulamaz. Sitemiz , ”Basın Meslek İlkeleri” ne bağlı kalacağına söz vermiştir.

    Haberdar Olun

    Sitemiz ile alakalı güncel kalmak, sitemize ait tüm bildirilerden haberdar olmak için mail listesine abone olun.

    Üye olun, ve yenilikleri kaçırmayın...