Düşünce, Haberler, Köşe Yazısı, Yazılar

ALLAH KAVRAMININ SOSYOLOJİK ANALİZİ

0 147

allah

 Her din, ideoloji ve siyasal anlayışın bir dünya görüşü ve bu dünya görüşünü anlamlandıran temel kavramları vardır. Kur’an’ın semantik yapısı üzerinde araştırmalar yapan ve buradan hareketle İslam’ın dünya görüşünü temellendirmeye çalışan T.İzutsu, her dünya görüşünün odak kavramları olduğunu söyler. İzutsu odak kelime hakkında şunları söyler: “ Bu noktada bir başka terimi -‘odak kelime’- takdim etmem gerekiyor ki, bu, semantik alanları ayırıp analiz etme işine giriştiğimiz<de çok yararlı olduğu görülecek olan yeni bir metodolojik kavrama karşılık gelmektedir. ‘Odak kelime ‘ ile daha geniş kelime hazinesi içerisindeki bağımsız ve ayrı bir sahayı, yani bizim terminolojimizde ‘Semantik alan’ı işaret eden ve onun sınırlarını çizen bilhassa önemli bir anahtar kelimeyi kast ediyorum. Dolayısıyla bir odak kelime Aristocu anlamda bir ‘arche’dir; zira anahtar kelimelerden oluşan özel bir alt-sistem, onun sayesinde belirginleştirilip diğerlerinden ayrıştırılır. O,belirli sayıdaki anahtar kelimeyi içerir ve kelime hazinesinin önemli bir semantik sektörünün kavramsal merkezidir.”( T.İzutsu, Kur’an’da tanrı ve İnsan, Pınar yayınları, çev: Dr.M.Kürşad Atalar,Mart 2014 İstanbul, s:57-58)

            İzutsu’ya göre bütün anahtar kelimeler bir sistem için önemli kelimelerdir. Ancak bütün anahtar kelimeler odak kavramın etrafında dizilirler. İzutsu’ya göre “Allah, Kur’ani sistemde, mertebe ve önem bakımından başka hiçbir kelimenin önüne geçemediği en üst ‘odak kelime’dir.”(İzutsu,Kur’an’da Allah ve İnsan,s:151). Bundan dolayı Kur’an’i sistemi doğru anlayabilmek için bu en temel odak kelimeyi doğru anlamak gerekmektedir.

            Allah kavramının İslam öncesi İslami dönem ve İslami dönem sonrasındaki seyri aynı zamanda İslam algısını da derinden etkilemişti. İslam öncesi dönemde Araplar putperest idi. Putların altında yatan inanç, putların Tanrı ile insan arasında aracılık ettikleri yönündedir. Diğer yandan Araplar putlar konusunda çoğulcudur ve daha da önemlisi ekonomik bir gelir kaynağını oluşturmaktadırlar. Her yıl putlar için yapılan törenler ve bunun için çevre yerlerden Mekke’ye gelenler önemli bir gelir kaynağı oluşturmaktadırlar. Putlar kuşkusuz insana yakındır, maddi yapıdadır, aracılık yapmaktadır ve çok sayıdadır.

            İslami dönemde Allah artık maddi bir yapıda olmaktan çıkmıştır. Görünenden gayb âlemine geçmiştir ve yaratılanlarla hiçbir benzerliği yoktur. Zaman ve mekân dışıdır, insan ve evrenle sürekli iletişim içindedir, tüm varlığı yaratmıştır ve sonunda insanın kendi kazancı olan amelleriyle onu yargılayacaktır.

            İslam sonrası dönemde Allah kavramı İslam düşüncesinin odak kavramları arasında yer aldı; ancak kelami ve tasavvufi düzlemde süren tartışmalar Allah kavramı üzerinde faklı anlayışların doğmasına zemin hazırladı. Kuşkusuz ‘tevekkül’ ve ‘kader ‘ tartışmaları büyük ölçüde bu zemin üzerinde şekillendi.

            Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerine tanıklık etmiş bir İslam düşünürü olan Mehmet Akif, İslam anlayışının kirlendiğini ve bu arada en temel kavramlardan biri olan Allah kavramının semantik bir değişime uğradığını savunmuştur.

“ Bırak çalışmayı, emret oturduğun yerden,

Yorulma öyle ya, Mevla özel hizmetçin iken!

Yazıp sabahleyin evden çıkarken işlerini,

Birer birer yazıp tamamlayınca listesini;

Bütün işleri Rabbin görür: Vazifesidir…

Yükün hafifledi… sen şimdi doğru kahveye gir!

Çoluk çocuk sürünürmüş sonunda aç kalarak…

İşlerine bakan Allah değil mi? Keyfine bak!

Onun nimetler hazinesi kendi veznendir!

Havale et ne kadar masrafın olursa… Verir!

Silahı kullanan Allah, sınırı bekleyen O;

Erzak ve cephane bitivermiş değil mi? Ekleyen O!

Çekip kumandası altından ordu ordu melek;

Senin hesabına kâfirleri yere serecek!

Başın sıkıştı mı, yeterlidir o nazlı sesin:

“Yetiş!” de kendisi gelsin veya Hızır’ı göndersin!

Evinde hastalanan varsa, borcudur: Bakacak;

Şifa hazinesi derhal oluk oluk akacak.

Demek ki her şeyin Allah…Yanaşman, ırgatın O;

Çoluk çocuk ona ait: Lalan, bacın, dadın O;

Vekilharcın O; kahyan, veznedarın O;

Alış seninse de, verişten sorumlu olan O;

Denizde savaş olacakmış…Gemin O, kaptanın O;

Veya ordu lazım olsa… Askerin, kumandanın O;

Köyün yasakçısı, şehrin de defterdarı O;

Ailenin hekimi, eczacı… Kısacası hepsi O.” (Safahat, Mehmet Akif Ersoy)

         Akif’e göre İslami yenileşmenin en temel amacı, semantik müdahale ile tanınmaz hale gelen kavramları yeniden, Kur’an’a göre tanımlamaktır.

Modernizmin en önemli temellerinden birini de din devlet arasındaki ilişkiler oluşturmuştur. Kuşkusuz modern düşüncenin uygulamaya konması için yeni bir Tanrı anlayışına ihtiyaç vardır. Dünyayı şekillendirmek için Tanrı’nın evren ve insanla sürekliliği olan ilişkilerini kesmek gerekmektedir. Bundan dolayı yeni bir Tanrı anlayışına ihtiyaç vardır. İşte deizm tam da bu anlayışa hizmet eden bir Tanrı anlayışıdır.

            Yeni anlayışa duyan bir ihtiyaç, yeni bir Tanrı anlayışını da gerekli kılmıştır.  Laik bir yaşam ve toplumsal düzen oluşturmak için yeryüzüne karışmayan bir Tanrı anlayışına ihtiyaç vardır. İşte bu imkânı bize veren deizmdir. Deizme göre Tanrı evreni yaratmış ve onu kendi işleyişine terk etmiştir, artık onun işleyişine karışmamaktadır. Bu durumda yeryüzü insan aklına göre düzenlenecektir.

            Cumhuriyetin din anlayışı deizm üzerine temellendirilmektedir. “Din vicdan işidir “ önermesi, dinin sadece vicdana hapsedip, toplum ve insanla ilişkisini kesmek için kurgulanmıştır. Burada temel amaç, dini, devlet hayatının yani kamusal alanın tamamen, toplumsal hayatın ise olabildiğince dışına itmektir.

            İslam’a göre insan Allah’a yaklaştıkça, tevhit inancına sahip oldukça özgürleşecektir. Modern düşünceye göre ise Tanrı insanın kendine yabancılaşmasının, korkunun sonunda ürettiği bir kavramdır.

            Allah’a iman ilim, hikmet sahibi, gören ve işiten ve adil yargılayıcı bir gücün varlığına inanmaktır. Ne kadar gizlenirse gizlensin hiçbir suçun gizli kalmayacağına inanmaktır.

            Evrendeki hiçbir şeyin anlam ve amaçtan yoksun olmadığını kabul etmektir. Evrende hiçbir şey tesadüfen oluşmuş, ortaya çıkmış değildir.

            Yapılan hiçbir eylemin gizli kalmayacağını kabul etmektir. Evren ve insanla sürekli etkileşim içinde olan ve sürekli yaratma halinde olan bir ilaha hiçbir insan eylemi gizli kalamaz.

            Hayatın her anının gözetim altında olduğunu bilmektir. Bu insana büyük bir sorumluluk yüklemektedir. İnsan başıboş, anlamsız, amaçsız değildir.

            İslam tarihindeki bütün siyasal ve sosyal olaylar önemli ölçüde Allah kavramının etrafında dönen tartışmalarla ilgilidir. Sahih ve sağlıklı bir inanç için sahih ve sağlıklı bir İlah anlayışının olması gerektiği açıktır. Eğer ‘odak kavram’ yanlış anlaşılmışsa. Onunla bağlantılı olan diğer kavramlar da yanlış değerlendirilecektir.

            “Odak kavram olan Allah’ın sıfatlarının  (niteliklerinden) tümü veya bir kısmı insanlara yüklemek büyük bir haksızlıktır. Hiçbir insan konumu, bilgisi ne olursa olsun Allah adına konuşamaz, hakikati tam anlamıyla kuşatamaz, sözü ne kadar değerli olursa olsun Allah’ın sözü olan İlahi kelamla eşitlenemez. Bundan dolayı yanılmaz olan Allah’tır; Allah’ın dışında hiçbir lidere, şeyhe, cemaat liderine bu unvan verilemez. Çünkü Allah tarih ve zaman dışıdır, ezeli ve ebedidir, bilgisine sınır çizilemez. İnsan ise tarihseldir, zaman ve mekânla sınırlıdır, bilgisi sınırlıdır ve geleceği kuşatamaz, unutkandır ve yanılgıya açıktır. Allah ve insan iki faklı ontolojik düzlemin içinde anlam kazanır. Bunun gibi hiçbir tefsir kimin tarafından yazılırsa yazılsın, bilgisi ne olursa olsun Kur’an’la eşitlenemez. Kuşkusuz Allah’ın sıfatlarından olan görmek, işitmek, bilmek, affetmek, cezalandırmak… İnsan içinde kullanılabilir, ancak bunlar arasında büyük bir fark vardır. Allah için bu konularda hiçbir sınır konulamazken, insan sınırlıdır.

            Doğal olarak insan ürünü olan tefsir, yorum, açıklama İlahi kelamla eşitlenemez. İnsan tarafından yazılan bütün metinler ilahi kelamı anlamak için aracı metinlerdir. Aracı metinler asıl metnin yerini hiçbir zaman alamazlar. Kim tarafından yazılırsa yazılsın bir aracı metnin Kur’an’ın önüne geçmesi, cemaat veya tarikat liderinin yanılmazlığı ona ilahlık nispet etmektir.

            Siyasal anlamda insanların iktidarda olduğu hiçbir yönetim Allah adına olamaz. Çünkü bu konumda olan hiçbir insan yoktur. Dolayısıyla herhangi bir iktidarın yaptıkları Allah adına meşrulaştırılıp eleştiriden uzak tutulamaz. Kader inancı iktidarların sorumluluğunu ortadan kaldıracak şekilde yorumlanamaz ve olayların suçu kader üzerinden Allah’a yüklenemez.

            Allah, hiçbir olumsuzluğu, hırsızlığı, yoksulluğu meşrulaştıracak şekilde yorumlanamaz. Allah ekmektir, Allah her tür haksızlığa karşı çıkmaktır, Allah fakir ve yoksulluğa savaş açmaktır, Allah özgürlüktür.

            Günümüzde Allah Kavramı, onu kendi grubunun çıkarlarını korumak, kendi iktidarını sağlamlaştırmak, kendi cemaatinin geleceğini kurtarmak için araçsallaştıranlarla, onu hayatın içinden çekip çıkarmak isteyenlerin arasına sıkışmış durumdadır. Allah’ı bu araçsallaştırma ve hayattan kovma çabalarından korumak ve kurtarmak gerekir.

            Sağlıklı bir dini anlayış, dinin en temel ‘odak kavramı’ olan Allah kavramının doğru anlaşılmasıyla mümkündür.

           


İlgili Yazılar

Bir Cevap Yazın

Son Yorumlar

    İlkelerimiz

    Sitemiz, zararlı içerikler barındırmamaktadır. Sitemiz, üyelik sistemi içermemektedir. Yapılan yorumlarda sitemizde haber ve yazılarla ilgili yapılan yorumlarda tehdit veya küfür içeren, üçüncü kişiler ile ilgili rahatsız edici din,dil,ırk,cinsiyet ayrımına yönelik ve Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı ifadeler ve materyaller kullanılamaz.Aksi takdirde sitemiz gerekli yasal işlemleri başlatma hakkını saklı tutar. Doğabilecek yasal sorumluluklardan sitemiz sorumlu tutulamaz. Sitemiz , ”Basın Meslek İlkeleri” ne bağlı kalacağına söz vermiştir.

    Haberdar Olun

    Sitemiz ile alakalı güncel kalmak, sitemize ait tüm bildirilerden haberdar olmak için mail listesine abone olun.

    Üye olun, ve yenilikleri kaçırmayın...