Düşünce, Haberler, Köşe Yazısı, Yazılar

TÜRK VE BATI MUHAFAZAKÂR DÜŞÜNCESİNİN KARŞILAŞTIRILMASI

0 145
muhafazakarlik-580x281

 

Düşünce tarihinde muhafazakârlığın bağımsız siyasal bir ideoloji mi, yoksa her ideoloji içine sinmiş bir siyasal tutum mu olduğu sürekli tartışma konusu olmuştur. Kuşkusuz muhafazakârlık, değişim karşısında şüpheci davranan, aile din ve aile kurumu başta olmak üzere geleneği önemseyen, toplumun kendi değişimini keskin devrimsel değişimlere karşı önceleyen; korumak, saklamak gibi kavramları önceleyen, evrende ahlaki düzeni önemseyen, Tanrı merkezli bir insan anlayışını savunan, insan aklının belirleyiciliği sınırlandıran ve bu anlamda aydınlanma düşüncesine tepki olarak ortaya çıkan, ütopyadan çok pragmatizmi önceleyen, yerelliğe önem veren bir düşünce biçimidir.

            Kuşkusuz her ideoloji doğduğu şekliyle kalmaz. Uygulama alanı bulduğu zaman ve coğrafi faktörlere bağlı olarak değişim gösterir. Bu anlamda Türk ve Batı muhafazakârlığı arasında ortak yönler olduğu gibi farklı yönler de vardır. Mehmet Vural “Muhafazakârlık” adlı çalışmasında, muhafazakârlığın tarihsel gelişimini, felsefi temellerini ele alıp analiz ettiği gibi, Türk ve Batı muhafazakârlığı arasındaki farkları ve ortak yanları da incelemektedir. Yazara göre her iki muhafazakârlık türü de modernleşme hareketleriyle yakından ilişkilidir, toplumu yeniden yapılandırmayı hedefleyen siyasal rasyonalizme ve devrimci dönüşümlere karşıdırlar, değişimin gelenekten bağımsız olmasına karşı çıkarlar; materyalizm, pozitivizm ve sosyalizme karşı çıkarlar, komünizme şiddetle karşıdırlar. (Bkz. Mehmet Vural, Muhafazakârlık, Elis yayınları, s: 161-164)

            Kuşkusuz muhafazakârlığın modernleşme hareketlerine bir tepki olarak doğduğu konusunda bir şüphe yok. Ancak insanlık tarihinin her aşamasında muhafazakâr bir tavrın olduğunu da belirtmek gerekir. Kuşkusuz her yeni din, yeni ideoloji ve devrim geldiğinde karşılarında muhafazakâr bir direniş bulurlar. Hz. Muhammed Mekke’ye inip toplum yapısını alt üst eden ve yeni değerler içeren ilk mesajlarını verdiğinde, o toplumun muhafazakârları toplumsal yapının değişimini asla onaylamamışlardır. Çünkü yerleşik düzenler, o düzenleri var eden dinamiklerin değişmesini talep eden öğretilere karşı muhalefet ederler. Bu durum değişim isteyen devrimcilerle, değişime karşı direnen muhafazakârları karşı karşıya getirir.

            Başlangıçta muhafazakârların şiddetli tepkilerine maruz kalan dinler, zaman içinde muhafazakâr düşüncenin en önemli dayanaklarından biri olmuştur. Çünkü din zaman içinde geleneği dönüştüren özne olmaktan çıkmış ve geleneğin parçası olmuştur. Başlangıçta muhafazakâr tepkilere karşı mücadele ederek kendini var eden dinin zaman içinde muhafazakârlığın en büyük sığınağı haline gelmesi tarihin trajedisidir aynı zamanda. Belki de Ali Şeriati’nin kavramsallaştırdığı “dine karşı din” anlayışı, devrimci din ile muhafazakârlaşmış din arasındaki mücadeleyi anlatır. Görünürde aynı kavramsal sistemi kullanan iki anlayış, aslında birbirinden tamamen farklıdır ve dahası mücadele halindedir. Karşı din, dinin temel kavramlarına semantik müdahale ederek yeniden tanımlar ve gerçek dinle mücadele etmeye başlar.

            Yazara göre Türk ve Batı muhafazakârlığı arasında önemli farklar da vardır. Batı muhafazakârlığı aristokrat bir sınıfın öncülüğüne dayanırken Türk muhafazakârlığı için böyle bir durumdan söz etmek mümkün değildir. Batı ve Türk toplumlarının farklı toprak ve devlet yapılarına sahip olmaları muhafazakârlık düşüncelerini de farklılaştırmıştır. Batı da kilise ile muhafazakârlık bütünleşmiştir, Türk muhafazakârlığında ise hiçbir zaman dinle bütünleşme olmamıştır. Türk muhafazakârlığı dini duyguların bir anda silinip atılamayacağı, dinsiz bir toplumun ayakta kalmasının imkânsız olduğu temalarını işlemiştir. Türk muhafazakârlar Türk devrimini benimsemekle birlikte geçmişin göz ardı edilmesine karşı çıkmışlardır. Türk muhafazakârlığının bir özelliği de liberalizm, İslamcılık ve milliyetçilik gibi akımlarla iç içe olmasıdır. Ayrıca Türk modernleşmesi Japon mucizesine büyük bir hayranlık duymaktadır. Muhafazakâr düşünce Cumhuriyet sonrası pratik çözümlere yönelmiştir. Ayrıca Nurettin Topçu ve Ekrem Hakkı Ayverdi istisnası dışında teknoloji eleştirisi yok denecek kadar azdır.(Bkn. Mehmet Vural, Muhafazakârlık, s:164-171)

            Gerçekten de Türk muhafazakârlığı aristokratik bir hareket olarak ortaya çıkmamıştır. Cumhuriyetin devrimlerini önemli ölçüde desteklemekle birlikte geleneği önceleyen bir yanları da vardır. Ahmet Hamdi Tanpınar ve Yahya Kemal örneği bu açıdan bilgi verici örneklerdir.

            Türk muhafazakârlığında din geleneğin önemli bir parçası olarak görülmüştür. Ancak toplumu İslami ilkelere göre yönlendirmek arzusu oldukça siliktir. Kaldı ki, muhafazakâr düşünceyi aynı düzlem içinde değerlendirmek mümkün değildir. Aralarındaki fikir ayrılıkları ve dine bakışları göz önüne alınacak olursa farklı muhafazakârlık türleri de ortaya çıkmaktadır. Bunlar arasında temsilciliğini Yahya Kemal ve Ahmet Hamdi Tanpınar’ın yaptığı klasik muhafazakârlık, Hilmi Ziya Ülken’in temsil ettiği kültürel muhafazakârlık, Remzi oğuz Arık’ın temsil ettiği milliyetçi muhafazakârlık, Ali Fuat Başgil’in temsil ettiği Liberal muhafazakârlık, Nurettin Topçu’nun temsil ettiği devrimci muhafazakârlık sayılabilir. (Bkz. Mehmet Vural, Muhafazakârlık, s: 142-157)

            Bu ayırımlara Necip Fazıl’ın temsil ettiği dindar muhafazakârlık ve Peyami Safa örneğinde gördüğümüz Kemalist muhafazakârlık eklenebilir. Görüldüğü gibi muhafazakârlık sıfat olarak kullanıldığında her siyasal akımın belirli bir tavrını anlatan bir kavrama dönüşebilir.

            Türk düşünce tarihinde muhafazakârlığın değerlendirme zorluğu bir yandan sınırlarının belli olmaması ve daha çok bir siyasal tavır olarak görünmesinden, diğer yandan liberalizm, İslamcılık ve milliyetçilik ile iç içe geçmesinden kaynaklanmaktadır. Bu yüzden düşünürleri adlandırmak da kolay olmamaktadır. Örneğin Mehmet Akif, Yahya Kemal, Necip Fazıl ve Nurettin Topçu nasıl adlandırılmalıdır?

            İslamcı düşüncenin muhafazakârlıkla ilişkisi diğer anlayışlara göre daha sıkı olmuştur. Hatta din muhafazakârlığın doğal ittifak edebileceği bir alan olarak tanımlanmıştır. Türkiye’de İslamcı düşüncenin hem muhafazakârlık, hem de milliyetçilik üzerinden, içinden kendini tanıtması ve iç içe girmesi; hem özgünlüğünün kaybolmasına yol açmış, hem de bağımsız bir düşünsel akım olarak gelişmesini engellemiştir. Kuşkusuz İslamcılığın Cumhuriyet modernleşmesinin gözünde mücadele edilmesi gereken bir ideolojiye dönüşmesi, İslamcıları muhafazakârlık üzerinden kendilerini ifade etme pozisyonuna yöneltmiştir.

            Muhafazakârlığın kendine özgü bir düşünce sistemi olduğuna dönük anlayışlara köklü itirazlar yapılmıştır. Aslında muhafazakârlığı bağımsız bir düşünce akımı olarak görmek de büyük ölçüde yanlıştır. Muhafazakârlık değişime karşı çıkan ve geleneği savunan bir yaklaşım olarak ele alınırsa, her siyasal düşüncenin içine sinmiş olarak bulunabilir. Bundan dolayı Marksist muhafazakâr, Kemalist muhafazakâr, İslamcı muhafazakâr tanımlamaları yapılabilir.

            Muhafazakârlık korunması gereken değerlere atıf yaptığında kuşkusuz her ideolojik anlayışın ve her dinin tarihine göndermede bulunur. Bu anlamda her ideolojik görüşün, siyasal söylemin ve dinin muhafazakâr bir tarafı vardır. Ancak siyasal söyleme dönüştüğünde değişim karşısında şüpheli, geleneksel değerlere yaslanan bir arka plana oturur.


İlgili Yazılar

Bir Cevap Yazın

Son Yorumlar

    İlkelerimiz

    Sitemiz, zararlı içerikler barındırmamaktadır. Sitemiz, üyelik sistemi içermemektedir. Yapılan yorumlarda sitemizde haber ve yazılarla ilgili yapılan yorumlarda tehdit veya küfür içeren, üçüncü kişiler ile ilgili rahatsız edici din,dil,ırk,cinsiyet ayrımına yönelik ve Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı ifadeler ve materyaller kullanılamaz.Aksi takdirde sitemiz gerekli yasal işlemleri başlatma hakkını saklı tutar. Doğabilecek yasal sorumluluklardan sitemiz sorumlu tutulamaz. Sitemiz , ”Basın Meslek İlkeleri” ne bağlı kalacağına söz vermiştir.

    Haberdar Olun

    Sitemiz ile alakalı güncel kalmak, sitemize ait tüm bildirilerden haberdar olmak için mail listesine abone olun.

    Üye olun, ve yenilikleri kaçırmayın...