Düşünce, Haberler, Köşe Yazısı, Yazılar

İSMET ÖZEL’İN NURETTİN TOPÇU’YA İTİRAZLARI

0 333
ismet özel türk
Bu yazıda İsmet Özel’in Nurettin Topçu’ya itirazlarının bir kısmına işaret edeceğim. Öncelikle Nurettin Topçu’dan bu itirazın gerekçesi olan bir iki alıntı yapılmalıdır:
“Bizim milletimiz, Orta Asya’dan kaynayan Türk ırkından çıkmış ve dokuzyüz yıl önce Anadolu’da kurulmuştur. İlmi adı ‘Anadolu Türkleri Tarihi’ olan bu tarih ve bu millet, Türk ırkından ayrılan Oğuz boylarının müslüman olarak Anadolu’ya yerleşmeleriyle başlamış oldu. Göçebe olan Türkmen, Anadolu’da toprağa yerleşti; cenkçi iken çiftçi oldu. Şamanlıktan kurtulup İslâm’a sığındı. Eski geri ve iptidaî inançlarını bırakarak sonsuzluğun iradesini kazandı. Dokuzyüz yıldan beri Anadolu’da yaşayan millet İslâm’ın sinesinde yaşayan bu çiftçi millettir. Milli tarihimizin ortaya koyduğu en büyük ve evrensel inkılâp, İslâm dininin Türk’ün ruh ve ahlâkında yaptığı inkılâptır” (Topçu, YT, 1997: 141).
“Bizim milletimizi kurmuş ve onu asırlardır yaşatmış olan kuvvetler hangileridir? Bu kuvvetlerin, Anadolu’ya gelen Oğuzlara yeni bir ruh ve hayat vermiş olan islâm dini ile vaktiyle Etilerin bu kıtada yaşattıkları ve buraya gelenlere miras bıraktıkları ziraat tekniği olduğunu söylemiştik (…) Bilmelisiniz ki, ruhumuza Avrupa’dan, garptan yama eklenmeyecektir (…) Bin yıllık tarihi olan Anadolu milleti, İslâm dini ile talihsiz bir toprak iktisadının, her ikisi de Asyalı olan kuvvetlerin çocuğudur. Soyumuz Asya’nın olduğu gibi, ahlâkımız, iktisadımız ve Asya’nın namuskâr eseridir” (Topçu, YT, 1997: 166-167).
İsmet Özel, Nurettin Topçu’nun ismini vermese bile Nurettin Topçu’nun “Anadoluculuk” yaklaşımını eleştirir. Gerçi her iki yazar da diyar-ı Rum’un (ki bu Anadolu’dur) İslâm ile ünsiyet kuran Türkler tarafından vatan kılındığı konusunda benzer düşünmektedir. Ancak İsmet Özel “diyar-ı Rum”un vatanlaşmasını “dâr’ül İslâm” kavramına dayandırır ve “Türk milleti” kavramı üzerinden farklı yönelişleri bertaraf etmeye yönelir. İsmet Özel’in Nurettin Topçu  eleştirisi “Türk ırkı” kavramı dolayısıyla da kendine farklı bir alan açar. İsmet Özel’e göre tarihsel bir “Türk ırkı” olmadığı gibi “Osmanlı-Selçuklu Türkü” de bulunmamaktadır. Dolayısıyla “Anadolu milleti” terimi de doğru değildir. İsmet Özel, Osmanlı ya da Selçuklu mirasını “İslâmî” saymamakta (ısırıcı meliklik olarak görmekte) ancak bu devlet yönetimlerinin Anadolu ve Avrupa’da varlık göstermelerinin Türklük tarafından tahkîm edildiği fikrinden hareket etmektedir. “Hâsıl-ı kelam, Türklüğe eğer tarihin bir lâhzasında duhul etmişsek tenimizin rengi, kafatasımız, etimiz, kemiğimizle duhul etmiş değiliz. Bizi Türk yapan ne Attila, Cengiz, Timur ordularının şanıdır, ne de Karahanlı, Gazneli, Selçuklu ve Osmanlı müesseselerindeki müesseriyettir (…) Lisanımızla Türk’üz veya Türk idik (…) Bize Kur’an ve Hadis öğreten alimlerimiz, müderrislerimiz olmasaydı Türkçe de olmayacaktı” (Özel, 2015: 135) der. Bu yaklaşım Topçu’nun fikirleri ile önemli bir ayrışma oluşturur. Zira Topçu’ya göre “Orta Asya’dan çıkan Türk boyları yer yer büyük devletler kurdular. Lâkin onların arasından yalnız bir tanesi Anadolu Müslüman Türk Devleti, cihan tarihinde ebedî kalacak bir varlık yaşattı” (Topçu, YT, 1997: 142). Topçu “Müslüman Devlet” vurgusunu öne çıkarmakta iken Özel “Türk Milleti” kavramında ısrar etmektedir. Ancak İsmet Özel’in bir yerde “Türkiye Türkiyeliğini milletten ziyade devlete borçludur” (Özel, 2015: 122) dediğini görmekteyiz. Bu beyanını sonraki satırlarda şöyle açar: “Türkün devlet dediğiyle Kisra’nın, Kayser’in, Çinli’nin, Hintli’nin devleti aynı değildir” (Özel, 2015: 123). Kezâ, Türk’ün millet-milliyet terimi ile Türk olmayanın millet-milliyet teriminin de farklılığını vurgular. İsmet Özel’e göre “Din esastır, devlet onun fer’i olarak kurulmuştur” (Özel, 2015: 124). İsmet Özel, Nurettin Topçu’ya karşı bizim başka yazılarımızda “yöneten tebâ” kavramı ile açıklamaya çabaladığımız alandan konuşur. Buna göre Türkler görünüşte tebâ iseler de Anadolu’daki gayr-ı müslim halklarla eşit olmama iradesi ortaya koyarak (Özel, BİY-1, 2012: 98) oluşturulan bir nizâmı yönetenlere kabul ettirdiler. Bunu da hane-mahalle-vakıf-medrese-kadı-şehir-tımar-ahi sistemini toplumsallaştırarak gerçekleştirdiler. Ancak Özel dinin nasıl toplumsallaştığı, hane-mahalle-vakıf-medrese-kadı-şehir-tımar-ahi sisteminin varlığı-yokluğu ve devleti nasıl inşa ettiği meselesine girmez. Bir devlet fikri de geliştirmez. Oysa Topçu bu konuda bir kitap toplamı yazı yazmıştır (Devlet ve Demokrasi). İsmet Özel’in Nurettin Topçu’dan başat ayrışması bu noktadadır. 
İsmet Özel fikirlerini ayrıntılandırmamaktadır. İlkesel reddiyeler verir. Örneğin Türkiye toprağının adına Anadolucular gibi “Anadolu Cumhuriyeti” adının verilmesi söz konusu edilemez. Hatta bu toprağa “vatan” diyerek Namık Kemâl’i izler. “Anadolu Cumhuriyeti” terimi ise Türkiye’deki etnik toplumsallıkların tamamının eşitliğini imâ etmektedir. Çünkü böyle bir kullanım “Vatan” kavramını flulaştırmaktadır. İsmet Özel, “Globalizm uç verir vermez, liberal ekonomik işleyiş, insan hakları savunusu ve demokratik değerler marifetiyle ‘Reconquista’sını gerçekleştirerek Türkiye’yi Anatolia’ya, Küçük Asya’ya çevirdi mi?” diye sorarak Anadoluculuk terimini yargılar (Özel, 2015: 100). Yine Topçu’dan farklı olarak İsmet Özel, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir İslâm Devleti olarak kurulduğunu işaret eder (Özel, BİY-1, 2012: 98). İstiklal Harbi, Tanzimat’ın Osmanlı vatandaşları arasındaki “eşitlik” tesisine bir itiraz olduğu için Osmanlı Devleti’nden daha İslâmî bir devlettir (Özel, BİY-1, 2012: 98). İsmet Özel’in bu görüşü son derece şaşırtıcıdır. Fakat Birinci Meclis’in yapısı  bu perspektiften düşünüldüğünde İsmet Özel’in yaklaşımının İslâmcıların da kabul edebileceği bir yorum olduğu söylenebilir.
İsmet Özel’in Topçu’ya ilişkin itirazlarından biri de “Hallac-ı Mansur” hakkındadır: “Hallac-ı Mansur vahdet fikrini içine sığdırabilecek kabı ele geçiremeyişinden dolayı Sünnet-i Seniyye’nin gerisinde kalıyor” (Özel, 2015: 136) der. Hallac ile Sünnet-i Seniyye karşılaştırması bilinçli bir seçimdir. İsmet Özel’in kavram seçimi Nurettin Topçu’ya nazaran İslâmî ıstılahı gözetir. Vahye doğrudan referans verir. Topçu ise mistiktir. Hallac’a yönelişini kendi içsel arayışı içinde değerlendirmek gerekir.
Nurettin Topçu ile İsmet Özel arasında farklı kavramlara dayanarak da olsa benzerlikler büyüktür. Bu benzerliklerden sadece birini vermek kifayet eder düşüncesindeyiz: Topçu, İbn Rüşd’ü eleştirir ve Gazaliyi savunur (Topçu, 1998:50). İsmet Özel de benzer şekilde şunu yazar: “Sana Batı mantalitesinin İbn Rüşdcülüğe ne kadar borçlu olduğunu öğretmiyorlar (…) Bunu Müslümanlar da söylemiyor; çünkü İbn Rüşdcülüğün bir şekilde küfre ne kadar bulaşmış olduğunu Müslümanlar da zikretmiyor. Bir Tehâfütü’l-Felasife niçin yazıldı meselesini eğitimimizde merkeze oturtmuyoruz” (Özel, BİY-1, 2012: 55).
Aşağıda İsmet Özel’in Nurettin Topçu’yu eleştirdiği konulardaki yaklaşımını veren alıntılar bulunmaktadır:
“Gavurca metinlerde ‘Ottoman Turcs’ ibaresi ne sıklıkta geçerse geçsin, gerçekte Osmanlılık ve Türklük münenakızdır. Kaderin cilvesi şu ki, sık dokunuş suretiyle iç içe geçmişlik bariz tenakuzu hususî bir dikkat sarf edilmedikçe görülmez şekle çevirmiştir. Türklük hem vakıa ve hem de mânâ olarak Kur’an-ı Kerim’in nâzil oluşunun bir türevidir. Osmanlılık ise Kur’an nazil olmadan önceki Roma meşrebindeki hâkimiyet tarzının ihyasıdır. Bilhassa bu sebepten ötürü Osmanlı Devleti bir İslâm devleti değildi. Olsaydı, Türklükle hiçbir çelişkisi söz konusu edilmeyecekti” (Özel, 2015: 189); “Modern zamanlarda müessesevî devlet dolabının adına Osmanlı İmparatorluğu denildiğini herkes bilir; ama bu devletin adına Tebriz’den Viyana’ya uzanan hududunu muhkem kılanların Türklerden (ünsiyetli insandan) başkası olmadığını söylemek herkesin işine gelmez” (Özel, 2015: 58); “Şimdi gâvurun akıllısı Türkiye’nin resmî ağızları Türk toprağında 36 çeşit ‘etnicite’ bulunduğunu ikrar eylesin istiyor. Diyelim ki, öyledir. Viyana kapılarına dayanan bunlardan hangisiydi acaba?” (Özel, 2015: 139).
-         Özel İsmet, Bir Akşam Gezintisi Değil Bir İstiklâl Yürüyüşü (BİY-1), c: 1, Tiyo Yayınları, 2012
-        Özel İsmet, Türk Olamadıysan Oldun Amerikalı, Tiyo Yayınları, 2015
-        Topçu Nurettin İİ-MT, İslâm ve İnsan-Mevlâna ve Tasavvuf, Dergâh Yayınları, 1998
-        Topçu Nurettin, YT, Yarınki Türkiye, Dergâh Yayınları, 1997

İlgili Yazılar

Bir Cevap Yazın

Son Yorumlar

    İlkelerimiz

    Sitemiz, zararlı içerikler barındırmamaktadır. Sitemiz, üyelik sistemi içermemektedir. Yapılan yorumlarda sitemizde haber ve yazılarla ilgili yapılan yorumlarda tehdit veya küfür içeren, üçüncü kişiler ile ilgili rahatsız edici din,dil,ırk,cinsiyet ayrımına yönelik ve Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı ifadeler ve materyaller kullanılamaz.Aksi takdirde sitemiz gerekli yasal işlemleri başlatma hakkını saklı tutar. Doğabilecek yasal sorumluluklardan sitemiz sorumlu tutulamaz. Sitemiz , ”Basın Meslek İlkeleri” ne bağlı kalacağına söz vermiştir.

    Haberdar Olun

    Sitemiz ile alakalı güncel kalmak, sitemize ait tüm bildirilerden haberdar olmak için mail listesine abone olun.

    Üye olun, ve yenilikleri kaçırmayın...