Düşünce, Haberler, Köşe Yazısı, Yazılar

AYDIN KİME DENİR

0 86
aydın...

Cemil Meriç’in kitaplarını karıştırırken aydınla ilgili bir bölümü okudum. Pek üstadane yazılmış uzunca bir makale. Genellikle Batıdan alınmış aydın tanımları üzerinde duruyor. Bunları inceliyor ve her tanımın eksikliklerini buluyor. Anlıyoruz ki gerçekten aydın veya entelektüeli anlatmak için yapacağımız her tanım eksik kalacak, bazı aydınları dışında bırakacaktır. Ben bu konuda “kim ne demiş” gibi şeylerle uğraşmayıp aklıma ne geliyorsa onları anlatacağım.

Adına ister aydın, ister münevver, ister entelektüel diyelim bu kimseler içinde yaşadığı toplumun vicdanıdır. Aydın sadece bir konunun uzmanı veya âlimi değildir. Gerçi âlim veya uzman olmak aydının önemli özelliklerinden biridir fakat yeterli değildir. Genellikle aydın dediğimiz kimse resmi veya gayri resmi önemli bir tahsil görmüştür. Bu tahsilin yanında daha başka niteliklere de sahiptir. Aydın olmak sadece bazı kimselere mahsus bir sıfat değildir.

Bizde az çok mürekkep yalayanlar,  yazıp çizenler kendini hiç düşünmeden aydın sayarlar. “Biz aydınlar…” diye söze başlar bir sürü ukalalıklar yaparlar. Bunlar gerçekten aydın mı? Bir defa bunların çoğu doğru dürüst bir ilme ve bilgiye bile sahip değiller. Ben aydını, akıl ve zekâsının gelişmişliği yanında vicdanı ve sağduyusuyla ele alırım. Yüksek bir bilince sahip ve hakikate taraftar olmayan aydın olamaz. Aydın sadece gerçeği ve hakikati savunur.

Aydın, içinde yaşadığı toplumun dertleriyle uğraşır. Haksızlıklara karşı gelir, onları düzeltmek için elinden gelen bütün çabaları gösterir. Onun en belirgin tavırlarından biri eleştirici ve muhalif olmasıdır. Yanlışları dile getirir ve başına gelen eziyetlere severek katlanır. Hayatını hapislerde ve sürgünlerde geçirebilir ve hatta fikirleri uğrunda hayatından vazgeçer. Günün iktidarının kendisine sağladığı avantajlar yüzünden rejimin dalkavukçusu olmaz.

Aydınlar her yerde küçük bir azınlık teşkil eder. Bunların hayatını okuyunca insan onlara hayranlık duymaktan kendini alamaz.  Hangi inançta olursa olsun yürekli, vicdanlı, cesur, sağduyulu, kafası çalışan ve inandığı şeyler uğrunda mücadele eden herkes aydındır. Sokrates, Ebu Hanife, Thomas Moore, Emile Zola, Mehmet Akif, İsmail Beşikçi aydındır. Aydının hataları da olabilir, kimse kusursuz olamaz. Fakat amaç ve niyet, samimiyet ve dürüstlük esastır.

Halk aydınlara bakar, onların yaptığını güzel ve doğru sayar. Hakiki aydınlarla sözde aydınlar vardır. Sözde aydınlar çarpıtılmış bir aydın, yazar, sanatkâr, entelektüel, âlim imajı çiziyorlar. Bunlar bazı şekillerde giyinirlerse, bazı davranışlarda bulunurlarsa, bazı kulüplere üye olurlarsa, bazı gazeteleri okurlarsa aydın sayılacaklarını sanıyorlar. Böylece güya itibar görmüş olacaklar. Böylelerinin sayıca çok olması onları meşrulaştırmaz, aydın yapmaz.

Bir yazar mutlaka bohem olur, saçların şöyle bırakır, sakalını şöyle keser, şöyle giyinir,  balıkçı kazağıyla dolaşır, asla kravat takmaz, yazarlarla buluşup belli restoranlarda içki içer fikrinden hareketle başkasını taklit etmek çok yanlıştır. Bir insan doğal olarak bohemse bohemdir. Kimse ona bir şey diyemez ama bohemi taklit etmek çirkindir. Doğal olan onu yapana yakışır. Herkes kendi sebepleri ile hareket etmeli, kendisi olmalı.

 


İlgili Yazılar

Bir Cevap Yazın

Son Yorumlar

    İlkelerimiz

    Sitemiz, zararlı içerikler barındırmamaktadır. Sitemiz, üyelik sistemi içermemektedir. Yapılan yorumlarda sitemizde haber ve yazılarla ilgili yapılan yorumlarda tehdit veya küfür içeren, üçüncü kişiler ile ilgili rahatsız edici din,dil,ırk,cinsiyet ayrımına yönelik ve Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı ifadeler ve materyaller kullanılamaz.Aksi takdirde sitemiz gerekli yasal işlemleri başlatma hakkını saklı tutar. Doğabilecek yasal sorumluluklardan sitemiz sorumlu tutulamaz. Sitemiz , ”Basın Meslek İlkeleri” ne bağlı kalacağına söz vermiştir.

    Haberdar Olun

    Sitemiz ile alakalı güncel kalmak, sitemize ait tüm bildirilerden haberdar olmak için mail listesine abone olun.

    Üye olun, ve yenilikleri kaçırmayın...